Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye tarihiyle yüzleşmeye hazırlanıyor

Türkiye Başbakanı Erdoğan. Salı günü TBMM Grup Toplantısı’nda tarihi bir konuşma yaptı:

Erdoğan bu konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin artık halkına ve yabancılara tüm gerçekleri açıklamak, kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda olduğunu özellikle vurguladı.
Geçmişte yaşanan acıların etkilerinin ancak gerçeklerle yüzleşerek ortadan kaldırılabileceğini söyleyen Erdoğan, bu konuda DERSİM’de geçmişte yapılan zulmün gözler önüne serilmesiyle, bir şey kaybedilmediğini, aksine bölge insanının ve dürüst insanların rahatladığını, Türkiye içindeki birliğin güçlendiğini belirtti.
Erdoğan’ın konuştukları Türkiye için tarihi bir dönüm noktasıdır.
Geçmişiyle yüzleşmeyen hiçbir toplum, dünyalı olamaz.
Erdoğan’ı, bu politikaları hayata geçirmeye iten en önemli faktör, 2015 yılında, Ermeni sorununun 100 yılının gelip çatmasıdır.
Her yıl Nisan ayının 25’inde dünya çapında 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşandığı söylenen Ermeni soykırımı günlerinde, Türkiye soykırımla suçlanmaktadır.
Erdoğan, bu yıl, 1915 yılında, çeşitli nedenlerle ölen Ermenilerden acıyla bahsetmiş ve acılarını anladığını ifade ederek, yeni bir döneme geçileceğinin ilk işaretini vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, kendisini Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayırmaya başladığı gün, Osmanlı İmparatorluğu’nun kirli mirasından da kurtulacaktır.
1915 yılında gerçekleşen olaylardan, 1923’te Osmanlı İmparatorluğu ile savaşarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasının mantığı var mı?
Gerçekler ne kadar acı olursa olsun, ortaya konulduğu zaman acılar hafifler.
Türkiye, Dersim özeleştirisinden sonra, Kürt sorununu çözmekte daha rahat hareket etmektedir.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Anadolu’daki AZINLIKLARI ERİTME politikaları, VARLIK VERGİSİ ile Hristiyan cemaate yapılan zulüm, Rumlara ve diğer Hristiyan gruplara karşı İstanbul’da yapılan 1955 6-7 Eylül olayları mutlaka daha açık bir şekilde ele alınmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtuluş Savaşı sırasında, Pontus Rumlarını Karadeniz’den sürme ve Karadeniz bölgesini asimile etme politikaları da, tarihin yeniden gözden geçirilmesiyle birlikte gündeme gelecektir.
Kurtuluş Savaşı’yla birlikte, Yunanistan ile yapılan MÜBADELE ANTLAŞMASI’yla Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Rum sayısı 1 milyon 2 yüz bin kişiden fazladır.
Rumeli’nden göçen ve Anadolu’ya gelen Müslümanların sayısı ise 5 yüz binden fazladır.
Bu rakamlar bile etnik temizlik politikalarının acı sonuçlarını göstermektedir.
1914 Osmanlı kayıtlarına göre Anadolu’da yaşayan Ermeni Nüfus 1 milyon 7 yüz bin rakamının üstündedir.
Bu kayıtlara dayanarak, 1915 yılından sonraki kayıtlar incelendiğinde bile, Ermenilerin nüfuslarındaki hızlı azalma, kolay kolay açıklanamamaktadır.
Türkiye halkının gerçeklerle yüzleşmesi, Kıbrıs sorununda, Türkiye’nin geçmişte gündeme koyduğu politikaların tartışılmasını da gündeme gelecektir.
1974 Kıbrıs müdahalesiyle, Yunan cuntası ve iş birlikçileri EOKA teşkilatı yenilgiye uğratıldıktan sonra, farklı bir politika ile her iki toplumun birlikte yaşaması sağlanacağına, İkinci Kıbrıs Çıkartması ile adada, Rumlar sürülerek, bir nevi ETNİK TEMİZLİK yapılmıştır.
Olaylara karışan Rumların yanı sıra, sıradan Rumların hakları hiç dikkate alınmadan, bu insanlar zorla topraklarından, mallarından sürülerek, Kıbrıs’ta bir yağma düzeni kurulmuştu.
Bu yağma düzeninin sonuçlarını bugün her alanda yaşamaktayız. Yaratılan düzen ise Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası arenada iyice yalnızlaştırmış ve zor durumda bırakmıştır.
Yeni Türkiye’nin Kürt sorunuyla birlikte, Kıbrıs sorununu bitirmeye çalışmasının ardında, dünya ile yeniden bütünleşme stratejisi yatmaktadır.
Bu arada, Kıbrıs sorununun çözülebilmesi için, yalnız Türkiye’nin değil, Kıbrıs Rumlarının da kendi geçmişleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir.
Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türk toplumunu eritme ve yok etme stratejilerini hala eleştirememeleri ve öz eleştiri yapamamaları da çok vahimdir.