Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye ekonomisinde gelişmeler ve dış etkiler

Bu hafta Türkiye ihracat verileri yayınlandı. 2014, Eylül sonu itibariyle 9 aylık sürede ihracatta % 5.7 artış sağlandı ve 118.2 milyar$ oldu. Son 12 aylık ihracat rakamı ise 157.6 milyar$’a ulaştı. Irak’a yapılan ihracatta bölgedeki kanlı olaylar nedeniyle % 14 civarında bir düşüş olmasına karşılık, diğer orta doğu ülkelerine yapılan ihraçta artış dolayısıyla, toplamda orta doğuya yapılan ihracat artışı % 6 oldu. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerden AB ekonomisinde durgunluğa rağmen bu ülkelere yönelik ihracatta genelde % 8 civarında bir artış sağlandı. Ayrıca Afrika ülkelerine de yapılan ihracatta % 15’lik bir artış var. Rusya ile Ukrayna çatışması nedeniyle ise Rusya’ya yapılan ihracatta oldukça, % 14 civarında bir azalma oldu. Yani Türkiye çevresindeki ülkelerde gerek ekonomik durgunluk gerekse çatışma ve savaş, olağanüstü güvenlik sorunları riskine rağmen toplamda ihracatta artış sağlama becerisi sağlandı. Bu memnuniyet verici bir gelişmedir.
En fazla ihracat artışı olan mallar, otomotiv’de % 8’e yakın, konfeksiyonda geçen yıla göre % 12 bir artış, kimyevi maddelerde % 4.3 artış sağlandı.
Diğer taraftan cari açık açısından olumlu bir gelişme ithalatta da azalma oldu. Son bir yıllık ithalat 244 milyar$ olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı 68 milyar$ oldu. Türkiye’nin ihracat ağırlığı şimdiye kadar çevre ülkelerine yönelik olarak gelişmiştir. Son yıllarda İhracatçılar her türlü jeopolitik risklere rağmen ürün ve ülke çeşitlendirilmesini genişleterek, ihracatı geliştirmeye gayret göstermektedirler. ABD ile müttefik olunduğu halde, dış ticarette gerekli gelişme sağlanamadı. Geçenlerde Türkiye’ye ABD Başkanlık İhracat Konseyi ile ziyaret gerçekleştiren ABD Ticaret Bakanı da Türkiye ile ticaretin yeteri düzeye gelmediğini ifade ederek, şeffaflık gereğine işaret etti, Türkiye’de aşırı korumacılık olduğu gerekçesine bağlayarak, ABD yatırımcılarının Türkiye’de yatırım yapamadıklarını ve istihdam yaratıcı yatırımlar için zorlukların aşılmasında bürokratik engeller iddiasını ileri sürerek kayırmacılığın kaldırılmasını istedi. Tabii ki bu tek taraflı değildir. ABD, AB ile kıtalararası Ticaret birliğine gitmek isterken Türkiye’nin ricasına rağmen bu ikili Türkiye’nin aleyhine gelişecek rüçhanlı gümrük konularının aşılması hususunda toplantıya bile çağrılmamıştır.
Diğer taraftan ABD Merkez Bankası’nın geçen hafta faizleri yükselteceği ve sıkı para politikasına geçileceği, tahvil alımlarını daraltacağı haberleri, gelişmekte olan piyasalarla birlikte Türkiye piyasalarını da olumsuz etkilemeye devam etti. Dolar değerlenmesi bu hafta da sürdü.
Doların değeri artmasına rağmen bu fiyatlarla Türkiye’de gerek özel gerekse Tüzel kişiler dolar alımına son günlerde halâ devam etmiştir. Bu, şirketleri açık pozisyonlarına karşı, doların daha fazla fiyatlanması ihtimaline karşı, alıma sevk ettiği müşahede edilmektedir. Buna bağlı olarak TC Merkez Bankası dolar satışlarının, günlük asgari tutarını arttırmasına ilaveten, bu hafta TL’yi sıkılaştırarak, fonlama faizini daha da arttıracağı tahmin ediliyor. Hazinenin borçlanma faizi de arttırıldı. % 10’larda çift haneli oldu. Bu sonuçlarla, enflasyon da muhtemel zamlar, özellikle petrol ve gaz fiyatlarının artışı ve dolar değer artışı ile çift haneli olabilir. Sadece Eylül’de dolar, TL karşısında ABD ekonomisinden gelen olumlu haberler üzerine % 5’in üstünde değer kazandı.
Diğer yönden Türkiye ile en yakın coğrafik konumda ve daha yakın ticari ilişkiler içinde olan AB’deki gelişmeler Türkiye’yi de etkilemektedir. ABD’den gelen sıkılaştırmaya karşı, bu hafta AB Merkez Bankası Başkanı’nın para politikasında uygulayacağı gevşek para politikası Türkiye’yi rahatlatabileceği düşünülmektedir. AB MB, AB ekonomisinde durgunluğu gidermek için AB ülke tahvillerini satın almaya gideceğini hatta kapsamını geliştirmeyi düşünüyor.
Başbakan Yardımcısı Sayın Babacan İstanbul’da gerçekleşen Dünya ekonomik Forumu’nda, bu konularda yaptığı yorumda, FED’in yeni para politikası çerçevesinde Türkiye’nin şu anda borçlanma ve harcamalarının sürdürülebilir olmadığını, hem parasal politikalar hem mali politikalar hem de makro ihtiyati tedbirler üzerinde çok ciddi durduklarını söyledi. FED politikasının menfi etkisini, AB MB’nin gevşeme politikasının dengelediğini de, ifade etti. Maliye Bakanı Şimsek de bu konuya geçen gün değinirken, her iki Merkez Bankasının almakta oldukları parasal politikalara karşılık Türkiye’nin mali yapısının sağlam ve güçlü olduğunu, ancak cari açık dolayısıyla daha hassas ve kırılgan ülkeler arasında olduğu açıklamasını yaparken, TC Kalkınma Programı kapsamında belirledikleri adımları atmaları halinde, Türkiye’nin gelecek 10 yıl zarfında yılda % 5-6 büyüyebileceğini ifade etmiştir. Yetkililerin olumlu beyanatları gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların ve müteşebbislerin güven duygusunu güçlendirme ve beklentileri olumlu kılma yönünde yorumlanmaktadır. Yani tüm dış ve iç risklere rağmen endişe edilecek veya olumsuzluğa kapılacak bir ekonomik yapı olmadığı mesajını vermektedirler. İlan edilmekte olan veriler de bu beyanatları -jeopolitik risklerin azalması halinde- çoğunlukla destekler mahiyettedir.
Orta Doğu’daki Türkiye’ye yönelik güvenlik risklerine karşı sınır ve ötesi için harekâtlar konusunda tezkerenin geçen gün TBMM tarafından onaylanması ile hükümete yetki verilmiştir. Savunma Bakanı bu yetkinin hemen kullanılacağı anlamında değil, gerektiğinde kullanılabileceği yönünde yanıtı oldu. Ancak bu yetki tabii ki piyasaları temkinli duruma getireceği açıktır. Yani bölgedeki sorunlar Türkiye ekonomisine ve piyasalarına etki yapmağa devam ediyor. Temennimiz fazla etkilenmeden bu riskleri aşmaktır.
Bugün Kurban Bayramı. Tüm halkımızın mübarek Kurban Bayramı’nı kutlar, tüm halkımıza, tüm milletimize hayırlı, huzurlu, mutlu gelecekler ile Orta Doğu’da bölge barışının sağlanması ve Kıbrıs’ta eşitlik, hak ve adalete dayalı bir çözümün gerçekleşmesini dileriz.