Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkeş’e hangi çalışmalarını takdim ettiler..?

Bugünlerde gündem yine, Türkiye’nin UBP-DP hükümetinin kuruluşundan sonra imzaladığı Yapısal Dönüşüm Programı…

Ama bu kez tartışmanın zemini farklı… Geçmişte, “içinde özelleştirme var, kamu giderlerinin azaltılması var, ‘entegrasyon’ var, irademizi elden gidiyor” gerekçeleriyle her dönem tartışma konusu olan TC-KKTC Ekonomik programı, bu kez “Türkiye program sürecini neden denetlemiyor” noktasında ele alınıyor…

Çünkü içeriğinde, toplumsal kitlelerin çok da karşı çıkmadığı bir ekonomik akıl var.

CTP’de her kafadan bir ses çıktığı için imza aşamasında ayak sürüme başlamış, bu da hükümetin sonu olmuştu.  Oysa Program, büyük ölçüde CTP’li hükümet tarafından hazırlanmıştı.

Bu tür programlarla ilgili geleneğimiz, parayı almak, partizanca dağıtmak, bir sonraki seçimi garanti etmek, programın tek harfine uymamaktır.

Bunun pek de bir istisnası yoktur.

Eğer tam 40 yıldır ortaya çıkan programlara uyulmuş, paralar doğru yerlere kanalize edilmiş olsaydı, KKTC böylesine bağımlı, böylesine muhtaç, böylesine geri kalmış olmazdı.

Ama bir sorun var.

Parayı veren taraf, gerçek anlamda programın denetimini yapmıyor ne yazık ki…

Eskiden hamaset duygularıyla yapılmazdı bu denetim. Şimdi AKP’nin yeni anlayışı daha denetimci görünse de, bakıyoruz UBP-DP hükümeti imzayı attığı günden bu yana tek bir adım atmadığı halde, ne bir yaptırım, ne bir rapor…

İlginç bir şekilde toplumun bir çok kesimi “ne oluyor” demekte.

Bu program hazırlanırken, takvimin sıkı sıkıya takip edileceği, reformlar hayata geçmedikçe para akışı sağlanmayacağı söylenmemiş miydi?

İşte Mayıs’tan bugüne yapılması gereken 17 maddeden hiç biri yapılmamış…

Ama hükümet, dağıtıyor da dağıtıyor. Hibeler, ödemeler, teşvikler…

Kitleler halinde vatandaş yapılırken, sahiller birilerine peşkeş çekilirken, aflar, dolaylı vergilerle halkın sırtına binilirken, o reformlara vakit ayırılamıyor.

Dedik ya, geçmişten farklı olarak, bugün çeşitli siyasi görüşte olan kesimler, programın uygulanmasını talep ediyor.

Acaba değişimi içselleştirdiğimizden mi? “Artık değişmeliyiz, işte bu program bunu sağlayacak” noktasına mı geldik. Programdan kaçanlardan, bunun için mi şikayetçiyiz…

Siz istediğinizi yazın, muhalefet istediği kadar bağırsın, kimsenin umurunda değil, biz yolumuza devam edeceğiz” dediklerini duyar gibiyim. Hatta bundan adım gibi eminim.

Ama şu rakamlara bakın…

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV, Türkiye’nin en bilindik stratejik araştırma, raporlama yapan kurumlarından biri. Türkiye hükümeti de yaptıkları çalışmalardan yararlanıyor. Taa Nisan 2016’da yaptıkları ankette, halkın yüzde 72’si (çok ciddi bir rakam) Programı onaylıyor. Yüzde 43’ü devlet sisteminin sil baştan yeniden yapılandırılmasını istiyor.

Halkın nabzı bu… Demek ki, aradan geçen 5 ayda tek bir adım atılmamasının tepki yaratması normal. CTP’den de, Halkın Partisi’nden de sade vatandaştan da gelen tepkiler bu yönde. Herkes merak ediyor. Program rafa mı kalktı?

Peki Türkiye buna ne diyor?

TC Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, bir kaç gündür adadaydı. Bizzat kendisi bir “çalışma ziyareti” olduğunu, ekonomik ve sosyal işbirliği kapsamında programdaki önerileri ve müşterek projelerin durumunu değerlendirdiklerini açıkladı.

Eğer Sayın Türkeş’in “ortak projelerden kastı, bizim bildiğimiz Program metniyse, 5 ayda ne yapıldı sorusunun yanıtı olarak kendisine boş bir kağıt verilmiş olmalı.

Şimdi gerçekten merak ediyorum. Tuğrul Türkeş o beyaz kağıdı görünce ne yaptı?

Yanıtını basın toplantısında buldum… “Dinamizm” dedi, “Hızlanmak lazım” dedi.

Anladık ki, Türkiye de rahatsız…

 

YERİN KULAĞI VAR

NASIL YANİ:

Serdar Denktaş’ın ortaya attığı “Emirnamelerin kalkması, Fasıl 96’ya dönüş” konusu geçtiğimiz gün Meclis’te gündeme geldi. CTP milletvekili  Fazilet Özdenefe, İçişleri Bakanı Kutlu Evren’e “Fasıl 96’ya dönüş olup olmayacağı”nı sordu. Bakan Evren’se, bunun söz konusu olmadığını söyledi. Resmen Serdar Denktaş’ı yalanlamış oldu. Evren’in, son Emirname’ye de karşı olduğu, bunun için Başbakan’dan tepki gördüğü iddiaları ortada dolaşırken yaptığı bu çıkış kafaları karıştırdı…

 

KİM İSTİNAF EDECEK:

Piyasada komik iddialar var. Hükümet Yüksek İdare Mahkemesi’nin kararını istinafa götürürseymiş… Hükümetin avukatı Başsavcılık zaten iddiaları kabul etmedi mi? Savunma bile yapmadı. Mahkeme de Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Yahu kardeşim, böyle bir durumda kim götürecek istinafa? Etrafta hukuçu mu kalmadı anlamadım ki. İnsan bir sorar… Yoksa özellikle kafa karışıklığı mı yaratılıyor…

 

 

BİZ NE OLACAĞIZ:

Herkesin ortak görüşü, “bu müzakere masası artık sondur. Bir anlaşmaya varılamaması halinde herkes kendi yoluna gidecek” deniliyor. İyi güzel de uzlaşı yakalanamazsa, Rumlar yine tüm dünyanın tanıdığı bir devlet olarak yoluna devam edecekler. Esas mesele, bizim ne olacağımızdır. “Bu son” diyenler, bundan sonrasını da söyleseler ya…

 

MAĞUSA KARIŞIK:

Kurultaya hazırlanan CTP’de,  Mağusa İlçe Başkanlığı seçimlerini kazanan Oktay Kayalp’e tabanda büyük tepki olduğu iddia ediliyor. Kayalp’in örgütçülük konusunda çok iyi olduğu kabul edilirken, yeni dönemde yeni bir ismin aday gösterilmesi ve Kayalp gibi önemli isimlerin bu yeni isme destek vermesi iddiaları var. Kayalp’in başkanlık için ısrarcı oluşunun bu nedenle parti tabanında büyük bir rahatsızlığa neden olduğu söyleiyor…

 

YAĞMURLAR KORKULU RÜYA OLDU:

Kış artık yavaş yavaş yüzünü gösterirken, özlediğimiz yağmurlar da kışın habercisi olarak düşmeye başladı. Ancak tüm kentlerimizde yağmur sonrası yaşanan su baskınları bu sevinci, vatandaşın kursağında bırakıyor. Bir yandan yağmura sevinirken, olası su baskınları da kara kara düşündürüyor. Vatandaş, aylardır beklediği yağmura mı sevinsin, yoksa yağmur sonrası oluşabilecek sel baskınlarına mı üzülsün, karar veremiyor…

 

EL ATINA BİNİP, ÇALIM SATMAK: Böyle bir deyim var Türkiye’de… Bakıyorum da, Hüseyin Özgürgün’ün yaptığı tam da bu… Üstüne düşen görevleri bile yapmayı beceremiyor, ama Türkiye’nin elektrik, su projeleri ile Rum’a çalım satıyor. Sen bunun üstüne ne koydun, bize ondan bahset… Türkiye’nin yaptıklarıyla övünmek kolay. Onu herkes yapar zaten…

 


ZİRVEDEKİLER

Nidai Güngördü: Karaoğlanoğlu’ndaki otelin kaçak katları için, Girne Belediyesi’nde birilerinin “yürü de korkma” dedikleri iddia edilmişti. Başkan Güngördü, yaptığı açıklamayla bunun gerçek dışı

olduğunu ortaya koydu ve tartışmalı oteldeki ‘izinsiz’ katların yıkılmasında ısrarcı olduklarını açıkladı. Emirname değişikliğinin mahkeme karaıyla iptal edilmesi, zaten yıkım için gerekli kanıtı oluşturmakta. Ancak Belediye’nin ara emri aldığı davanın duruşmasını bekleyeceği anlaşılıyor. Mahkeme, 17 Kasım’da…

 


DİPTEKİLER

Milat Diye Bir Gazete:

Yazarı Sedat Arseven, yanında iki muhabirle Kıbrıs’a gelmişler ve buranın nasıl dinden imandan çıkmış, fuhuş cenneti olduğunu yazmışlar. Cami arazisine yapılan gece kulübü, Vakıflar’ın mezarlıkları kiralaması, daha neler. İlginç olan buradan kışkırtıcı bilgiler verenler. Bunlardan bir Din Görevlileri Sendikası Başkanı, bir diğeri eski Tatlısu Belediye Başkanı, DP’li Hayri Orçan. Yazarın iddiasına göre “Buraları, en stratejik toprakları Siyonistler kapattı. Biz de bizim işadamlarımızı seferber edelim, kalan yerleri de onlar alsınlar. Rodos’a yatırım yapacaklarına buralara yapsınlar” demiş ve bu konuda kapsamlı dosyalar hazırlayıp, devlete sunmuş. Merak eden okusun, yazı gerçekten ilginç. Başlığı da “Kıbrıs’a ikinci bir fetih şart”…