Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TURİZMDE KENDİ AYAĞIMIZA KURŞUN SIKMAK

 

Türkiye dönüşüydü.
Ercan Havaalanı’ndan gazetenin arabasıyla alındım.
Çıkıştaki polis kontrol noktasından geçerken polis tarafından gazetenin arabası durduruldu.
Polis, arabayı kullanan arkadaştan kimliğini istedi.
Her ikimiz de şaşkın gözlerle olanı anlamaya çalıştık.
Arkadaş kimliğini verdi.
Polis kimliğe baktı ve “Bu araba kimindir?” diye sordu.
Şaşkınlığımız artmıştı.
Havadis Gazetesi’nin arabasındaydık, arabanın üstünde üstelik birkaç yerinde kocaman Havadis yazıyordu, altında telefon numarası falan.
Arabayı kullanan arkadaş sakin bir ses tonuyla “Havadis’in” dedi.
Polis üsteledi; “Tamam anladık da kimindir?”
Ben dayanamayıp patladım; “Polis bey kocaman yazıları görmediniz diyelim, size söylüyor Havadis’in olduğunu, duymadınız mı da!!!”
Polis gerildi; “Tamam da bu arabalardan sorumlu kimdir…”
Hayda, buyurun buradan yakın diye öfke nöbetine girecek denli yüklendim ama sakin bir ses tonuyla cevap verdim; “Arabalardan sorumlu benim, bir trafik cezası yazacaksanız bana yazabilirsiniz…”
Ve ardından yeni bir soru geldi;
“Sen kimsin?..”
Şükür ki konuyu uzaktan izleyen çavuş gelip duruma müdahale etti, “Başaran Bey, buyurun devam edin lütfen, sizinle alakası yok, kaçak yolcu kontrolü yapıyoruz…”
Kaçak yolcu kontrolü?
Hiç de kavga çıkaracak havada olmadığımız için sürüp gittik. Meseleyi de sonradan öğrendik.
Polis T izni olmadan yolcu taşıyan araçları arıyormuş. Bu yüzden kontrol yapıyormuş. Fakat işi abartmışlar, üzerinde adı yazan gazete arabasını da, komşusunu havaalanına bırakan İngiliz vatandaşları da veya tatile gelen tanıdıklarını otelden alıp havaalanına götürenleri de durdurup sorguluyormuş.
Niye?
Taksicilerin şikayetleri var diye.
Dönemim polis müdürünü arayıp bu rezaleti detaylarıyla anlatmış ve yanlış yaptıklarını söylemiştim.

      ***

Benzer bir rezalet, geçtiğimiz gün Artemis Hotel’de yaşandı.
Yine taksiciler şikayet etmiş.
Ülkemize kongre için gelen yüzlerce turisti taşıyan otobüslerin önleri kesilmiş. Taksiciler otobüs şoförleriyle kavgaya tutuşmuşlar.
Turistler perişan olmuşlar.
Üstelik otobüslerin turist taşıma izinleri de varmış. Durum anlaşılana kadar ve polis geri çekilene kadar yüzlerce turist mağdur olmuş.
Tabii onları ülkemizde kongre yapmaları için ikna eden turizm şirketi ve otel de büyük mağduriyet yaşamış.
Gazete haberlerine yansıyan bilgilere göre sırf bu yüzden önümüzdeki dönem ülkemizde yapılacak bazı kongrelerin iptal edilmesi bile söz konusuymuş.
Alın size tam bir “kendi ayağımıza kurşun sıkma” vakası.
Ülkemizin eğitim ile birlikte atbaşı ilerleyen lokomotif sektörü turizm nasıl batırılır diye sorarsanız bu olaya bakabilirsiniz.
Ülke turizmi her geçen gün artan bir ivmeyle yükseliyor, eskiden mumla aradığımız turistler artık buraları tercih ediyor, kış sezonuna girilmiş olunmasına rağmen bu açık kongre turizmiyle kapatılmaya ve yılın her mevsimi bu topraklarda turist olacak şekilde sistem olağanüstü özveriyle çalışıyor ama biz karşılarına bir grup öfkeli taksiciyi ve polisleri çıkarıyoruz.
Onların bir daha buralara gelmemeleri için elimizden geleni yapıyoruz.

      ***
Yeni hükümet bu sorunla derhal ilgilenmelidir.
Üretimsizlikten kaynaklanan yok oluşun sınırlarında dolaşan Kıbrıs Türkü mağdur edilmemeli, turizm gibi altın yumurtlayan tavuğun bir grubun çıkarları uğruna kesilmesine göz yumulmamalıdır.
Yoksa “körler ile sağırlar birbirini ağırlar” misali kendi kendimize kalırız.
Sonra da “800 bin nüfuslu Rum’a niye 3 milyon turist gider” diye sorar ve kendi kendimize ağlaşırız…