Önce bugünkü KKTC’de ikinci tur seçimlerinin halkımıza ve ülkemize esenlikler getirmesini diliyorum.
Bugünkü yazım konusunu, en önemli hizmet sektörümüz olan turizme getirmek ihtiyacını duydum. Geçen gün basında çıkan haberlere göre, Kazakistan’da KKTC için yapılan turizm tanıtma programı ile bazı firmaların Kazakistan ve Rusya’dan turist getirme çabaları yansıtılmakta idi, takdire şayandır. Ve inşallah gerçekleştirilebilir.
Ülkemizdeki turizm daha ziyade kumar turizmine yönelik yoğunluk kazandığı cihetle, çarşıyı ve esnafı da destekleyici, bu güzel ülkenin güzelliklerini, tarihini, halkın kültürünü, mutfağını tanıtacak, misafirperverliğini gösterecek bir turizm hareketine de ihtiyaç var ve bu yönde hareket edecek organizatörler ve tur operatörlerine yönelik devletin teşvik edici, yönlendirici, yol gösterici faaliyetine ihtiyaç vardır.
İkinci ve en önemli husus, KKTC’deki bu fahiş otel fiyatlarıyla da yabancı ülkelerden gelecek orta gelir hatta iyi gelir seviyesindeki turistleri ağırlamak çok zor veya düşündürücüdür. Yanı başımızda Türkiye örneği var.
KKTC’de kumar amaçlı gelen turistlere göre, normal turistik amaçlı gelen turistler çok daha azdır. Nerede ise tümü Kumar turizmi. Fiyatlar da ona göre oluşmuş.
Haberde Türkiye’ye geçen yıl Kazakistan’dan 300bin turist geldiği ve bu turistlerden yararlanma düşünüldüğü yansıtılmaktadır. Türkiye’ye yalnız Kazakistan’dan değil dünyanın her yerinden milyonlarca turist gelmektedir. Geçen yıl Türkiye’ye 35 milyon civarında turist geldi ve 26 milyar$ turizm geliri sağlanarak ticaret açığının büyük bir kısmı bu gelirle giderildi. Ancak Türkiye’de kumar yoktur. Demek ki turizmin temeli kumarla alakalı değildir. Tabiat ve kültür, tarih, öncelikle otel fiyatlarının, “her şey dahil” olarak çok avantajlı olması, standart olarak ve turisti eğlendirecek çok yüksek kaliteli hizmet verilmesi, müşteri ile ilgi diyalog ve ağırlanmanın en iyisinin sunulması karşısında, yapılan yatırımlarla son 20 yıl içinde özellikle Türkiye’nin güney sahillerinde turizm patlaması olmuştur. Bizim turizm tesislerimizde Türkiye’deki aynı kalite ve aynı şartlarda çeşitlendirilerek sunum imkânları geliştirilmediği ve aynı seviyelerde olmadığı gibi, müşteriye hitap ve ilgi hem zayıf hem de mukayeseli fiyatlarda çok yükseğiz. KKTC, bazen iki katına varan ve hatta daha fazla, mevsimine göre de daha pahalıdır. Uçakla yarım saatlik mesafede Antalya ile KKTC otellerini mukayese ettiğimiz zaman kumar düşünmeyen turistler için Antalya’daki bu kadar yüksek kalitede hizmet veren lüks oteller her türlü imkânlarıyla makul fiyatlarla dururken, iki misli fiyat vererek ve maalesef aynı karşılığı vermeyen otellere gelmez. Ben bunu ülkemizin bir turizm cenneti olması gerektiği arzumdan dolayı, özeleştiri yapıyorum. Biraz düşünmek için.
Dünyada gezen tüm insanlar kumar oynamaz. Gezmek eğlenmek, güneşten, kumdan ülke güzelliklerinden istifade etmek ister. O ülkenin insanlarını kültürünü tanımak, tarihi yerleri görmek ister, özel yemeklerini tatmak, mutfağını tanımak ister. Düşünelim, bizim ülkemizde birkaç butik otelimizden başka kaç otel bu yönde bir hizmet sunmaktadır. Örneğin ben seyahatimde ve benim gibi milyonlarca insan gittiği ülkenin özelliklerini, tarihi, kültürel varlıklarını, gelenek ve görenekleriyle, mutfağını tatmak ve kaliteli bir hizmet beklerim. Bir de mukayeselerle makul fiyatı ararım. Çoğu turistler de bu standartları ve şartları arar. Bizde fahiş fiyatlarla bir kumar turizmi tutturulmuş ve bununla kalkınmaya çalışılıyor. Kumar turizmi olacak tabii ki ve bu amaçla da turist ne kadar gelebilirse gelsin. Ama tamamen ülke turizminin buna dayanması çok yanlış. Öyle ki bazı oteller inşa edilmeden, önce Kumarhane açmak ister ve kumarhane iznini önceden alır! gelen insanlar otelden dışarı bile nadir çıkar. Çarşı Pazar ve esnafla, lokantalarla çok az tanışır, hatta çoğunluğu hiç tanışmaz. Dolayısıyla turizmi genişletmek istiyorsak alternatifleri çoğaltmalıyız.
Kış sezonunda ve baharda Türkiye’de uygulanan 5 yıldızlı otellerde her şey dahil 100-130 TL civarındadır. KKTC’de 200 TL’den başlayarak 500 TL’ye hatta bazı vesilelerde ve özel günlerde birdenbire 600-700 TL’lere fırlamaktadır. Böyle bir turizm olabilir mi? Veya turist sayısı arttırılabilir mi? Arttırılsa bile kumar turizmi dışına çıkılabilir mi?
Bu hafta iki torunumun, uluslararası 9-11 yaş arası tenis turnuvasına katılımları dolayısıyla, Antalya’da idik. Birçok yabancı ülke yarışmacı çocuklarının ve hocaları ile velilerin de katıldığı geniş bir organizasyon. Otelde aynı anda 16 çiftin tenis oynayabileceği kortlar, ayrıca golf sahaları mevcut. Ve otel golf oynayan yabancı gruplarla dolu. Deniz kenarında, açık ve kapalı yüzme havuzlarıyla beş yıldızlı çok güzel bir otelde, “her şey dahil” ve sürekli gün boyu otelin değişik yerlerinde olmak üzere devam eden sınırsız her türlü yiyecek içecek ve servis usulü ile fiyatlar kişi başı münferit 200 TL’nin biraz altında, gruplara da %20 tenzilatlı fiyatla yani 160 TL civarında. Kış sezonunda daha da düşük fiyata düşüren 5 yıldızlı oteller vardır. Esasen kış mevsimi boyunca gazete ilanlarında da gördüğümüz gibi bu standartta oteller 120-150 TL civarında seyretmektedir.
Güney Kıbrıs’ta da kumarhane yok ancak yılına göre 2-5, 3 milyon turisti çeken, aynı doğal güzelliklerin yanında, yaratılan eğlence kültürü ve turizmidir.
Komşu ülkelere bakarak fiyat avantajı, kalite ve turistin iyi vakit geçireceği daha geniş imkânlar sunulması ve bu yönde yatırımların geliştirilmesi suretiyle, kumar dışında da Türkiye’ye gelen 35 milyon turistten yabancı turist çekilmesine yönelik projeler geliştirilmelidir.
Başlangıçta turizm faaliyetinin ülkemizde geliştirilmesi için kumar turizmi dahil tüm turizm hareketi için geniş teşvik önlemleri getirilmiştir. Ancak yıllar içinde hep bir yöne doğru gelişmiştir. Turizmin, ekonominin geneline fayda sağlaması için, gelişen duruma göre teşviklere yeni bir yön verilmesi, devletin görevidir. Aksi halde, devletin sağladığı bütün vergi muafiyetleri ve geniş teşvik uygulamaları sonucunda, ülke ekonomisinin geneline hizmet etmeyen kısıtlı bir alanda gelir yaratan ve kısıtlı bir alanda kalan gelir birikimi sağlayarak, ekonominin diğer halkalarını beslemeyen ve halkın geneline yansımayan bir turizm faaliyeti kapsamında kalır. Dolayısıyla ilgililerin teşvikte yeni bir politika çizmeleri zamanı çoktan gelmiştir.
Bu vesile ile benim Ankara tenis grubu içinde olan iki torunumun katılımı dolayısıyla gittiğimiz Antalya’da, bahsettiğim 9-11 yaş arası çocukların uluslararası tenis turnuvasına, KKTC’li çocuklarımız da Hoca’ları ile grup olarak katıldılar. Ve KKTC’li çocuklarımız gururla söylemek gerekir, birçok ülkenin katıldığı bu yarışmalarda en üst düzeyde ve çok başarılı olmuşlardır.
Takdir ve kutlamak istiyorum. Bu konuyu başka bir yazımda ele alacağım.
































