
Türkiye’de yasaklandıktan sonra ülkemize yönlendirilen kumar turizmi, politikacılarımız tarafından çoğunlukla kurtarıcı sektör olarak lanse edilmiştir. Ancak yaklaşık 20 yılı bulan bu serüvenin kazanımları ve nelere sebep olduğu ne getirip ne götürdüğü ciddi bir tartışma süzgecinden geçirilmemiştir.
Girne sahil şeridi, kumarhane destekli mas turizminin ağır baskısı altındadır. Buna karşılık yörede var olan dört belediyeden bazıları mali zorluklar yaşamakta, hiç birisi de TC Yardım Heyeti’nden katkı almadan yatırım yapamaz haldedirler. Kendi deneyimlerini paylaşmak ve ideallerini öğrenmek üzere ziyaret ettiğimiz Alsancak Belediye Başkanı Fırat ATASER ile yörenin turizm potansiyelini ve yöre halkı ile belediyenin turizmden oluşan katma değerden ne oranda yararlanabildiklerini konuştuk. Açık ve samimi görüşleri için belediye başkanına çok teşekkür ederiz.
Poli: Belediyeler Yasası’na göre belediyeler, yöresinde turizm işletmeciliği yapan şirketlerden çeşitli başlıklar altında vergi toplamaları gerekir. Otellerde kumarhane İşletme İzni ücreti üzerinden, yurtdışından getirilen sanatçı konserlerinden, otellerde düzenlenen düğün törenlerinden, otel izin harçları üzerinden, otellerde gerçekleşen gecelemelerden, ücret karşılığı verilen plaj ve havuz hizmetlerinden ve her türlü konser, müzik ve eğlence düzenlemelerinden harçlar alınması gerekir. Bu işletmeler ayrıca diğer işletmelerin tabi oldukları belediye harç ve ücretlerini de ödemek zorundalar. Belediyenizin bu alandaki performansı ne düzeydedir?
Fırat ATASER: Bildiğiniz gibi yasalarımız, turizm faaliyetlerine yönelik olarak büyük rakamlara karşılık gelen teşvik amaçlı muafiyetler uygulamaktadır. Bu kurumlar gelir vergisinden muaf tutuldukları gibi, normal yurttaşların ödedikleri inşaat izin harcı da ödemezler ki bu durum bizim gelirlerimizi olumsuz yönde etkileyen en önemli faktördür. Çünkü şirketler, yatırım yaptıkları sürece vergiden muaftırlar ama belediyelerimizin herkesten rutin olarak aldıkları inşaat izin harçlarını bu tür yatırımlardan alamazlar. Turizm Teşvik Yasası buna engel olur.
Poli: Yörenizde yoğun olarak bulunan turizm işletmelerinden elde edebildiğiniz gelirler ile ilgili konuşabilir miyiz?
Fırat ATASER: Yöremizdeki turistik tesislerin verdikleri plaj hizmetleri karşılığı olarak aldıkları ücretin yüzde 3’nü biz alıyoruz. Plaja giriş biletleri bizim onayımıza karşılık kullanılıyor ve bu kriter üzerinden yapılan hesaplama ile biz payımızı alıyoruz. Kumarhane İzin Harcı’na karşılık olarak Maliye Bakanlığı’na ödenen harcın binde 10’unu alıyoruz. Bu rakam 3’tü fakat meclisimiz 10’a çıkardı. Hotellerde gerçekleşen düğün törenlerinden bugüne kadar herhangi bir harç almış değiliz. Belki bu bir eksiğimizdir. Bu veya buna benzer alacaklarımızla ilgili olarak özel bir çalışma başlatacağım. Buna karşılık Kıymet Tartı Ücretleri üzerinden iyi bir para alıyoruz.
Turizm hedefli şirketlerden yatırımının tutarı kadar veya 10 yıl süre ile vergi muafiyeti uygulanmaktadır. Bu rakamın veya sürenin sonunda muafiyetin devam edebilmesi ilgili şirketin yapacağı yeni yatırımlara bağlıdır. Turistik şirketler yaptıkları yatırım kadar vergiden yeniden muaf olurlar üstelik inşaat harcı da ödemezler. Buna karşılık olarak biz, Kıymet Tartı Ücretleri tüzüğümüzü devreye koyarak inşaat sırasındaki ölçekler üzerinden harçlar alıyoruz. Bu tüzükle, inşaatta kullanılan beton kütlesi veya yapılan kazı miktarları üzerinden inşaat izin harcından elde etmemiz gereken harcın yaklaşık yarısı kadar bir miktarı alıyoruz.
Geceleme ücretleri üzerinden aldığımız yüzde 3’lük harçlar ile ilgili olarak birkaç küçük yerli otelimiz hariç tahsilatta önemli bir sorun yaşamıyoruz. Otel izin harçları bakımından da özel olarak bir sıkıntı yaşamıyoruz. Ancak bana sorarsanız, özellikle büyük otel işletmelerinin sahip oldukları muafiyetler ve imtiyazlar dikkate alındığında genel olarak belediyelerin aldığı harçların bir miktar daha yukarıya çekilmesi gerekir. Ama en önemlisi, bu tür yatırımlarda uygulanan inşaat izin ücreti muafiyetinin sonlanması ve belediyelerin herkese uyguladıkları bu harçların otel yatırımlarında da uygulanmasıdır. Çünkü ben özel olarak izliyorum görüyorum ki; bu tür işletmeler sürekli yatırım yaptıklarını ileri sürerek zararda olmadıklarını söylüyorlar ve gelir vergisi ödemiyorlar. Hükümetlerin vergi ve harç muafiyeti kararlarından belediyeler etkilenmemeli, bu işletmeler eğer kar yapıp yeni inşaatlar yapıyorlarsa, herkes gibi harçlarını ödemelidirler.
Poli: Yörenizdeki otellerin bazıları çok büyük kapasitelere sahipler. Aralarında yüzlerce odası olanlar var. Geceleme ücretleri üzerinden aldığınız yüzde 3’lük harçları takip etmeniz kolay mı? Verilerin tam ve doğru olarak aktarıldığından emin misiniz?
Fırat ATASER: Bundan çok emin değilim ancak esas sorun, otellere kumar müşterisi olarak gelen veya getirilen misafirlerin, belediyelere ödemeleri gereken yüzde 3’lük geceleme harcından yasal olarak muaf tutulmalarıdır. Düşünün ki herhangi bir ülkeden binlerce hatta on binlerce dolar harcamak veya kazanmak için kumarhaneye gelen bir kişi, otelde yaptığı gecelemeden beş-on lira tutacak olan ve yasa ile belediyemize gelecek olan harçtan muaf tutuluyor. Bu kararı da kumarhane sektörünü teşvik gerekçesi ile bizim hükümetler alıyor. Otellerin doluluklarının yüzde 30’u genellikle bize “kumar müşterisi” olarak gösteriliyor ve biz bu kesimden geceleme harcı alamıyoruz.
Poli: Peki doluluk oranlarını veya izledikleri fiyat politikalarını nasıl izliyorsunuz? Çünkü siz, otellerin sattıkları oda fiyatları üzerinden yüzde 3 oranına göre vergi alıyorsunuz.
Fırat ATASER: Oteller genel olarak her ayın 5’inde bir önceki ayın bilançosunu verirler. Ancak çarpıklık şurada yaşanıyor; Geceliği bin liraya satılan bir odanın ücreti olarak bize örneğin 2 yüz lira üzerinden harç ödüyorlar. Diyorlar ki diğer 8 yüz lira, “her şey dahil” sistemindeki diğer hizmetlerimize karşılık olarak alınıyor. Yani, yemek ve sosyal aktiviteler tutarı 8 yüz lira gösteriliyor ancak bize beş – on lira harç vereceği yatak geceleme ücreti düşük gösteriliyor. Böylece bize ödenen geceleme harçları minimum düzeye düşürülüyor. Buna bir de “kumarhane müşterisi” muafiyetini eklerseniz, harç olarak almamız gereken rakamlar daha da aşağılara düşüyor. Bence bu çarpıklığın da giderilmesi ve “her şey dahil” sistemde oda geceleme ücreti için açık ve kesin kriterler oluşturulması gerekir. Biz belediye olarak her iki konuda da Turizm Bakanlığı’na yazı yazarak haklarımızın korunmasını istedik. Sonucunu bekliyoruz.
Poli: Yörenizde çok sayıda büyüklü küçüklü turistik tesisler var. Bu zenginliğin yörenizde yaşayan insanların ekonomilerinin gelişmesinde refahın artmasında doğrudan bir katkısı var mı? Bu ne ölçülerdedir?
Fırat ATASER: Uygulamadaki en büyük sorunumuz, özellikle büyük otellerin “her şey dahil” sistemle çalışmaları ve müşterilerini kaldıkları süre boyunca kendi tesislerinde kalmaya zorunlu bırakmalarıdır. Bu tesisler belki yerleşim yerlerinden çok uzakta olsa ve bir mahrumiyet ortamı olsa bu uygulama belki anlaşılırdır. Ancak Kasabanın içinde var olan tesis müşterilerinin dışarıya çıkarılmaları ön görülmüyorsa bu bir sorundur. Sistem öyle bir düzenle kurulmuştur ki; Havaalanından alınıp getirilen bir müşteri, üç gün veya bir hafta süre ile otelde tutulmakta orada sunulan hizmetlerle tatmin edilmekte ve gerisin geriye havaalanına gönderilmektedir.
Buna karşılık yöremizde faaliyet sürdüren küçük işletmelere gelen misafirler yörede çeşitli harcamalar yapmaktadırlar ancak bu ölçek yöre ekonomisine etki edecek büyüklükte değildir.
Poli: Büyük tesislerin çoğunlukla fazla sayıda personelleri olur. Bu insanlar tesislerde mi kalıyorlar?
Fırat ATASER: Bu personellerin çoğu, tesislere yakın yerlerde kiralanan ve lojman haline getirilen konut veya lojman haline getirilmiş mekanlarda kalıyorlar. Bence büyük tesislerin bize sağladığı yararlardan birisi de budur. Bu tür mekan taleplerinden dolayı bölgemiz emlağında büyük bir değer artışı olmuştur. Önceleri 50 bin pounda satılan bir arsa şimdi 100 bin oldu.
Tabii ki bu artış tek başına otellerin talebi ile olmadı, Girne’de başlayan inşaat furyası bize doğru ilerliyor ama yine de bölgemizde yaşamakta olan yaklaşık 2 bin kişilik personelin de bunda katkısı var. Bu insanlar kaçınılmaz olarak ihtiyaçlarını bölgemiz içinden karşılıyorlar ve bu durum bölge esnafımız için ciddi bir katma değer artışına neden oluyor. Belediyemiz ise, çeşitli hizmetler karşılığı olarak bu kesimden bir gelir elde ediyor.
Poli: Planlanmamış nüfus artışı sizi zora sokmuyor mu? Yeni yollar, daha çok su, daha çok elektrik, daha fazla kanalizasyon veya yeni okullara gereksinim doğmuyor mu?
Fırat ATASER: Bu dediğiniz durumu okul düzeyinde yaşadık. 5 yüz olan öğrenci sayısı 5 yüz 50, sonra 5 yüz 70, nihayet 6 yüze dayandı. Bu yıl okula 8 sınıflık bir ekleme yaptık. Gelecek yıl için ise, okul öncesi çocuklar için bir okul yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz ki; toplanan emlak vergisinin yüzde 15’i eğitim amaçları için harcanmaktadır. Bu kaynağı kullanıyoruz. Buna Eğitim Bakanlığı’nın bu alana ayrılan bütçesi de ekleniyor ve eğitim ihtiyaçları karşılanıyor.
Artan nüfusla diğer altyapı ihtiyaçlarının da arttığı doğrudur ancak biz, gelirlerimizi artırarak olduğunca bu talepleri karşılamaya çalışıyoruz.
Poli: Bölgenizde yaşanan turizm faaliyetlerinin toplamını dikkate aldığımızda yöre nüfusunun ne kadarı bu işten yarar görüyor?
Fırat ATASER: Turistik tesisleri, bölgemizde yaşayan yabancıları ve günübirlik gelen ziyaretçileri dikkate alırsak sanırım nüfusumuzun yüzde 30-35 kadarı bu hareketlerden olumlu yönde etkilenirler. Az ya da çok bir gelirleri oluşur.
Poli: Son olarak size şunu sormak istiyoruz; Genç ve idealist bir belediye başkanı olarak 10 yıl sonra Alsancak’ı nasıl bir yer olarak görüyorsunuz? Bu inşaatlaşmadan ve tekelleşmeden korkmuyor musunuz?
Fırat ATASER: Bölgedeki gelişim iyice planlanabilirse, yoğunlaşma bizi bozmaz diye düşünüyorum. İş iyi kurgulanırsa mesela yüksek yapılara geçilmez, girdisi çıktısı düzenli bir şehirleşme yaşanırsa sorun olmaz. Bizim görevimiz, bölgemizin değerini artırmaktır. Öyle ya da böyle. Şu ana kadarki gelişim de bizim lehimize oluyor gibi görünüyor. Hatta biz bölgemizde bir üniversite açılması için de kulis yapıyoruz ve bunun için bazı temaslarımız var. Eğer yetkiler belediyede olur ve belediye de güzel yönetilirse şartlar iyi yönde gelişir.
Belediyemizin daha yetkili ve etkili olabilmesi için muhatabımız kamu kuruluşları ile temaslarımız var. İmar planına geçilmesi ve sağlıklı büyümeye doğru kararlar alınması halinde bölgemizin daha da iyi olacağına inanıyorum.
Poli: İlginiz ve verdiğiniz bilgiler için size teşekkür ederiz.
Not: Alsancak Belediye Başkanı Fırat ATASER ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi sırasında, yörede faaliyet yürüten 16 turistik tesisten 2016 yılına ait geceleme ücretleri üzerinden aldıkları vergi miktarları ile ilgili bilgiler HAVADİS haber ekibi tarafından ayrıca değerlendirilip yayınlanacaktır.
































