Konu yine Ercan ihalesi…
Ocak 2017’den itibaren kamu yüzde 47.8 cirodan pay alacak.
Nasıl oldu bu?
Taşyapı ve Terminal yapı “istekli” olarak ihaleye talip oldu.
En yüksek kar payını (47.8) verdi…
İhaleyi aldı.
100 milyon Eoru’yu devlet maliyesine yatırdı…
Ardından da…
T&T dediğimiz şu anki Ercan’daki hakim şirketi kurdu…
Unutmayın…
Önce “100 milyon Euro verildi devlete, sonra T&T kuruldu…”
İhaleye giren “isteklilerin” ödemesi gereken 100 milyon Euro vardı ya…
16 milyon Euro da KDV, 3 yılda mahkeme kararı ile ödendi.
Gene tekrar edeyim, T&T kurulmadan bu para devlete ödendi.
Ondan sonra gelişen olaylar var.
Ne oldu biliyor musunuz?
Emrullah Turanlı, T&T’nin direktörü oldu önce…
Sonra, kendisinin direktör olduğu Türkiye merkezli Taşyapı Şirketi’ne “100 milyon Euro” aktardı…
Üç yılda…
Bu para “ihale alındıktan ve 100 milyon Euro ödendikten sonra kurulan T&T”…
Bu yüz milyon Euro, neden Taşyapı’ya borçlanılıyor?
Birinin direktörü, obirinin de direktörü…
100 milyon Euro, bu ülkeden kaçırılarak, Türkiye’deki bir hesaba yatırılıyor…
Turanlı, 100 milyon Euro aktarmakla kalmadı…
Şirket ortaklarına bu konuda bilgi vermedi…
Yetmedi…
Kamuya da bilgi vermedi…
Şirketler Mukayyitliği’nin bundan haberi yok…
100 milyon Euro’luk bir kaynak ülkedeki T&T’den çıktı…
Türkiye’deki Taşyapı’ya aktarıldı…
Ayrıca, bunla ilgili şirket ortakları ve Şirketler Mukayyitliği’ne bilgi verilmedi.
Bu memlekette yasa var, tüzük var…
Başsavcılık var, polis var…
T&T ortakları, geriye dönük yapılan bu işlemle ilgili ayaklandı.
Kamunun hakkının yendiğini…
Ortakların hakkının yendiğini belirtti ve peşine düştü.
Terminal Yapı mı?
Kanerler mi bilmem…
Ancak bildiğim, bu sayfada göreceğiniz belge…
Başsavcılık “soruşturma için” yeterli zemin olduğu kararına vardı.
Polise talimat verildi.
Polis, bugünden itibaren ifadeleri ve belgeleri toplamaya başlayacak.
Turanlı, “İhaleye girdiği günden itibaren, şirketi, ortakları ve kamuyu planlı operasyon yaptığı” gerekçesi ile şimdi ciddi ciddi bir sıkıntıda…
Dediğim gibi…
Sonradan direktörü olduğu bir şirketten 100 milyon Euro’yu, bu memleketten aldı, daha önce “istekli olarak vermesi” gereken 100 milyon Euro’yu gerekçe göstererek, yurt dışlına aktardı.
O para nerede?
Mevcut ortakların haberi var mı?
Kamu ne kadar zarar gördü?
Bu bir dolandırıcılık mı?
Hepsine Başsavcılık ve polis karar verecek ve yargı süreci başlayacak.
KKTC Mali Polisi de ve elbette Polis Genel Müdürlüğü de en ciddi sınavlarından birini verecek…
Şaka değil…
Direktör olduğu bir şirketten, direktör olduğu başka şirkete “borçlanma” yapmış…
3 yılda da bu parayı aktarmış.
Dekondlar var…
Tam da 100 milyon Euro…
Sonra da 16 milyon Euro…
Bu parayı tüm ortaklar “önceden” vermiş…
Nasıl olur da tümünü “Emrullah Turanlı” vermiş gibi, Taşyapı’ya bu para geri gider…
Ya Emrullah Turanlı, yarın Türkiye’de bir bankadan yüklü borç alıp, ona da “direktörü olduğu T&T’nin gelirlerini temlik olarak gösterirse…”

Çelenklere verilen paraya yazık değil mi?
Düşününüz ki, her düğüne, Başbakan adına en az 200- 300 TL piyasa değeri olan çelenkler gidiyor.
Başbakan düğüne gidemiyor…
Ya da gidiyor…
Kendi cebinden para takıyor…
Ayrıca 300 TL’lik koca çelenk de orada duruyor.
Eğitim Vakfı’ndan değil…
Kanser Hastaları’na Yardım Derneği’nden değil…
Bir çiçekçiden…
Hangi çiçekçiden?
Partili?
Partisiz?
Hiç fark etmez…
Torpilli?
Torpilsiz?
Hiç ama hiç fark etmez benim için…
Bu ülke Burnei Sultanlığı değil.
Öyle yönetiliyor…
Kamu kaynakları öyle kullanılıyor…
Ama kimse dur demiyor.
Bir taraftan araçların kullanımı ile ilgili genelge çıkaracaksınız…
“Devletin arabasını babanızın malı gibi kullanmayın” diyeceksiniz…
Diğer taraftan bir ya da birkaç çiçekçiyi zengin etmek için ha bire para çıkacak.
Benim bildiğim Hüseyin Özgürgün’ün bu “şatafata” ihtiyacı yok.
Geçmişte “çiçeği düğüne, faturayı bakanlara” yollayan çok çiçekçi gördük…
Bu fotoğrafa bakın…
İyi bakın…
Ve “Bakanlar Kurulu” diyor ama…
Aynı çelengin olduğu yerde, farklı bakanların da çelengi var.
Ha…
Başbakan…
Başka ir bakan…
Kendi cebinden gönderecekse buna hiç itirazım yok.
Ki…
Benim düğünüme onlarca çelenk geldi, bir faydasını görmedim.
Onlarca çiçek geldi…
Çoğu yıllar içinde kurudu…
Çiçek göndereceğinize, genç çifte iki kuruş parasını verin bin kat evladır…
Dedim ya…
Benim bildiğim Hüseyin Özgürgün’ün bu “şatafata” ihtiyacı yok…
Düğün sahibinin ve gençlerin de bu çelenge ihtiyacı yok.
Burnei Sultanlığı da değiliz…
O zaman…
Sayın Özgürgün, eminim bugün gereğini yapacak…
“Birileri her davetiyeye çelenk gönderiyor, Başbakanın haberi yok…”
Aynen böyle düşünmek istiyorum.



























Düşününüz ki, her düğüne, Başbakan adına en az 200- 300 TL piyasa değeri olan çelenkler gidiyor.




