Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tüm sorunlarımızın anası hukuksuzluk…

Meclis’in yasama yılı açılış töreninde, Başbakan Yorgancıoğlu, yeni dönemde toplumsal anlamda reformlar öngören yasaların sonuçlandırılması gerektiğini vurguladı. Başbakan, “bir şey üretmeyen yapı” algısının yeniden gündem yapılmaması için bunun önemli olduğunu ifade etti.
Mehmet Çakıcı da benzer şeyler söyledi. O da  önemli yasaların  Meclis’e getirilmediğini, bu nedenle de Meclis’in itibarsızlaştığını savundu.
Biri eleştiri, diğeri özeleştiri.
Doğrudur. Halkın ivedilik beklediği yasal düzenlemeler var. Başta Siyasi Partiler Yasası ile Seçim Halkoylaması Yasası değişiklikleri. Sistemi alt üst eden partizanlığın ortadan kaldırılması konusu…
Tabii niyet varsa….
Ama halkın hükümetten ve devletin tüm organlarından asıl beklentisi, sadece ve sadece mevcut yasaların uygulanması. Yani hukuk devletinin gereğinin yapılması.
Ülkenin yakıcı sorunlarına bir baktığımda, diğerleri önemsiz bile kalabiliyor.
İşte bunu da yine Meclis’in açılışında Meclis Başkanı Siber söyledi:
“Meclisimizden geçen yasaların toplum yaşamına olumlu yansıması; etkin uygulama ve denetimle ancak mümkün olabilir”…
Siber mevcut birçok yasanın, uygulamadaki eksiklikler veya denetimindeki yetersizlikler nedeniyle toplum yaşamında arzulanan pozitif etkiyi yapmadığını da kaydetti.
E yapmaz tabii…. Siz en güzel yasayı dahi yapsanız, uygulamadığınızda ya da uygulanmasını denetlemediğinizde bir önemi kalmaz ki…
Yasalar adam gibi uygulansa, emin olun, bundan daha huzurlu, mutlu bir toplumda yaşarız…
İşte eğitim…. Sorun, nakiller, öğretmen eksikleri. Yasa, Tüzük bire bir uygulansa, siyaset bu işten elini çekse, sorun çıkar mıydı? Onlarca yıl çıkmadığı gibi…
İşte trafik… Siz ne kadar güzel yollar da yapsanız, adam yine bildiği gibi takılacak. Çünkü yakalanması olasılığının binde bir olduğunun farkında. Kaldırımlar işgal ediliyor, araçların yarısı seyrüsefer ruhsatsız….
Uyuşturucu konusu, sokakta elini kolunu sallayarak geçen potansiyel suçluların yarattığı asayişsizlik, gıdalarda hormonlar, zehirler… Limanlar ve de özellikle serbest liman… Bular da denetimsizliğin getirdiği kaoslar…
Ya vergi… Bütçeyi üç kuruşa mahkum eden vergi kaçağı…
Kaçak işçiler… Asgari ücretin altında işçi çalıştıranlar…
Artık kaza bile denemeyecek iş kazaları, ihmaller…
Diğer yandan hepsi bir bir batağa düşürülen Belediyeler… Yasası mı yok… Var. Ama uygulamada bir göz yumma, görmezden gelme durumları. Kafasına göre borçlanan belediye başkanı, seçimi kazanayım da ne olursa olsun deyip, arkasında milyonlarca lira borç bırakabiliyor. Sebep, denetimsizlikten aldığı cesaret.
Bu arada belediyelerin kendilerinin yapmadığı denetim de ayrı konu…
Çevre konusuna ne demeli…
İsteyen istediğini yapar durumda. Birinin yaptığını diğeri bozabiliyor. Karpaz Koruma Bölgesi en çarpıcı örnek. Kaçak karavanlara verilen elektriği biri kesiyor, siyasetin eli hemen devreye giriyor, bağlatıyor. Gerçi onlara da artık karavan demez ya, her biri birer bahçeli ev olmuş…
Kurultayını yapmayan, mali bütçesini aklamayan, kısaca denetlenmeyen siyasi partiler, sendikalar, dernekler… Mevcut yasalar bu denetim için bal gibi yeterli ama yapılmıyor.
Neden devlet, otoritesini ülkenin her milimetresinde hissettiremiyor? Neden denetim yapılamıyor…
Bir sebep, “Aman onu kızdırmayalım, arı kovanına çomak sokmayalım” popülizmi ,
Diğer bir sebep,  “denetim elemanımız eksik” mazereti…
Onun için de vatandaş aflatoksinli süt de içiyor, salmonellalı et de yiyor, kendi düzgün gitse de bir trafik manyağının kurbanı olabiliyor. Vergiler toplanamadığı için asgari ücret artmıyor, yatırım yapılamıyor…  Sokaklar kaçak dolu, nerede ne zaman suç işleneceğini kimse kestiremiyor.  
Herkes mutsuz, umutsuz, tedirgin…
Bu durumu tersine çevirmenin tek yolu var, hukuk devleti olmak…                                                       

     Bence tüm sorunlarımızın anası hukuksuzluk…

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                           İNANDIRICILIKLARINI YİTİRDİLER:                                                                                                                                 

Hükümetin dün bir yıllık icraatlarının anlatıldığı toplantıya, devlet ajansı ve birkaç gazeteci dışında ilgi gösteren olmamış. Salonun neredeyse boş kaldığı ve koltukların sadece bürokratlar tarafından doldurulduğunu fotoğraflardan gördük. Hiç kimseye kızmaya hakları yok. Çünkü son bir yılda, yaptıklarını değil, yapmadıklarını konuştuk. Kusura bakmasınlar ama, inandırıcılıklarını kaybettiler, bırakın gazetecileri, vatandaş da söyleyeceklerine itibar etmiyor…

ZİYARETLER SIKLAŞTI: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, adaylık konusunda Kasım ayını işaret etmesine rağmen, özellikle UBP’liler baskılarını artırmaya başladı. Önce ilçe ilçe Eroğlu’nun aday olması için destekler açıklandı; yetmedi, şimdi bizzat İlçe Başkanları Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu ziyaret etmeye başladılar. UBP’nin bu telaşını anlamak mümkün değil. ‘Eroğlu aday olmazsa biz ne yaparız’ diye mi düşünüyorlar acaba..? 

DOĞRUSU BU:                                                                                                                                                 Başbakan Yorgancıoğlu asgari ücretin belirlenememesinden sendikaların değil, işçilerin mağdur olduğunu, komitenin iki veya üç kez toplanmasına rağmen, asgari ücreti belirleyememesi durumunda, hükümetin devreye girerek,  Asgari Ücreti ‘makul seviyede’ belirleyeceğini söyledi. Keşke daha önce yapsalardı. Başbakan’ın da dediği gibi bu işten zarar gören sadece işçi kesimi oluyor…

DÖNÜŞÜMLÜ BAKANLIK: Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın, eğitim bakanlığı için “dönüşümlü bakanlık” düşündüğü iddia edildi. Yani eğitim öylesine önemsiz ki, vekaleten idare edilebilir. Nasıl olsa sistem değişikliği falan yapılacak değil.

AYNI HAMAM AYNİ TAS:                                                                                                                                          

  Meclis yeni dönemde de umut vermiyor. Dün ilk resmi toplantısını yapan Meclis’te koltuklar yine boştu ve bildik görüntüler vardı. Nisabın ardından salon boşaldı ve konuşmacılar 10-15 kişiye konuşmak zorunda kaldı. Öğrenciler gibi bunlara da devamsızlıktan dolayı ceza vermezsek, akıllanacakları yok galiba…

KALDIRIMLAR İŞGAL ALTINDA:
Başkent kaldırımları işgal altında. Belediye zabıtalarının yanlış park eden veya kaldırımları işgal eden araçlara ceza kesmelerini anlıyorum. Ancak birçok bölgede masa ve sandalyelerini yayaların kullandığı kaldırımların üzerine koyup, geçişi engelleyenlerle ilgili de bir şey yapılamaz mı acaba..?

GİRNE PAZARI TAM BİR KEŞMEKEŞ:
Bir mesajımız da Girne Belediyesine. Çarşamba günleri kurulan ve yerlilerin yanında yabancıların da ilgi gösterdiği Girne Pazarı’nda tam bir keşmekeş yaşanıyor. Özellikle yoğun olarak yaşanan araba trafiği nedeniyle herkesin kafasına göre takıldığı Pazar yerine haftada bir gün trafiği düzenleyecek zabıta göndermek çok mu zor? Var olan zabıtaları gördük, sadece pazar yeri ücreti toplamaktaydılar. Bu arada Aygın döneminde başlatılan yeni pazar yeri projesinde iş durdu, Başkan bu konuda bilgi verse fena olmayacak…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                                    Girne İlçe Emniyet Kurulu: Yerinden yönetimin faydaları budur işte. Girne’den sorumlu insanlar, sorunlarını da daha iyi bilirler, çözümlerini de… Asayişin büyük sorun haline geldiği bugünlerde, nüfusu en karışık olan bölge Girne’de sokak kameraları kurulması kararı vermişler. Umarım finans sorununa takılmadan, kısa sürede sonuçlandırabilirler… 

DİPTEKİLER                                                                                                                                                                Kına Yakacak Olanlar: Bayramlar küskünlerin barıştığı, sevgi ve paylaşımın öne çıktığı günlerdir. Herkesin gücüne göre ailesini sevindirdiği, çocukların mutlu olduğu, huzurun hakim olduğu günlerdir. Binlerce kişi bayramı bu şartlarda kutlamaya hazırlanırken, 64 CAS çalışanı ise maaş almadıkları için bu saydıklarımın hiçbirini yapamayacaklar. Neden olanlar bayramda “kına yakarak” kutlayabilirler…