Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tüketicinin hakkını savunan Ticaret Odası

 

Normal değil. Ama bu ülkede normal olan ne var ki…

Normalde, Ticaret Odası tüccarların iş insanlarının örgütüdür ve gailesi vatandaşın alım gücü değil, kendi gelirini arttırmaktır. O mallarına zam yapar, ya devlet dengeler, ya tüketici kendisi…

Bizim ülkede, kafadan atma zam yapan bizzat hükümet. Hem de kendinin alakası olmayan ticari ürünlere. Bunu da “fon” adı altında, dolaylı vergi koyarak yapıyor.

Ticaret Odası da, Genç İşadamları da yapılana tepki gösteriyor, tüketiciyi eyleme çağırıyor. Hükümetin ne yapmak istediğini çok net açıklayarak. “Verimsiz bir kurumun kurtarılması ve bedelinin tüketiciye ödetilmek istenmesi”…

Oysa hükümetlerin aldığı kararların tek bir amacı olmalıdır; o da vatandaşın yaşam şartlarını iyileştirmek. Zorlaştırmak değil…

Bizde tam tersi yapılıyor. Kötü yönetimlerin bedelini halka ödetiyor hükümetler. Vergiyle, zamla.. Batık, modası geçmiş bir Kurum’u kurtarmak için, ekonomiyi zora sokarak, piyasanın dengelerini bozarak…

Merak ettiğim başka bir şey var.

Bu aklı nereden buldular?

Haydi biri buldu, ya da aldı, ya diğerleri? “Ne yapıyoruz” demedi mi? Avantaj-dezavantaj değerlendirmesi yapılmadı mı? “TÜK’ü kurtaracağız diye vatandaşa, ülke ekonomisine vereceğimiz zarar ne olacak ” diyen biri çıkmadı mı? Kaç kişi yarar sağlayacak, kaç kizi zarar edecek, bakılmadı mı?

Bu kadar mı gözleri karadır? Vatandaşın, özellikle de dar gelirlinin cebine el atmak bu kadar mı kolay gelmiştir kendilerine? Toplum yararının her şeyin üstünde olduğunu da bilmezler?

Peki hedefleri nedir? Bu ülkeye vaad ettikleri nedir?

Var mı öyle bir hedef?

Varsa bile, bunun toplumsal yararla herhangi bir ilgisi yok…


KURUMLAR BATAR, YİNE BATAR, YİNE BATAR…

Bizde batmaya yüz tutmuş bir kurumun kurtarıldığı görülmemiştir. Ya da biri batarken, ders alıp, diğerlerini o duruma getirmemek için bile herhangi bir şey yapılmamıştır.

Mesela Sanayi Holding… Çağının en modern işletmelerine sahip olduğu halde, ülkede koalisyonlar dönemi başladıktan sonra, istihdamların ağırlığı altında ezilip, batmış, bir yarı devlet kurumudur.

Sanayi Holding batarken yapılan yanlışlar, ETİ için hiç çekinmeden yapılmaya devam etmiş, o da batmıştır.

Her ikisi de özelleştirilerek yaşatılabilirdi.

Çalışanların hiç olmazsa bir kısmı özele devredilebilirdi.

En önemlisi, devlet bu devirden gelir sağlayabilirdi.

Oysa hükümet erkini elinde tutanlar, bu güçten vazgeçmemek adına, batacağı belli olsa da, kıllarını kıpırdatmamışlardır.

Ya KTHY… O da aynı dertten muzdaripti. Her seçim dönemi partizan istihdamlar yapıldı, yine partizan kötü yönetimler başa getirildi… Ekonomik akıl, siyasete yenildi… Tedbirler alınmadı. Hatta son dakika kurtarılabilecekken, yine siyasi gailelerle yok ediliverdi.

Sosyal Sigortalar, İhtiyat Sandığı, hep aynı durum…

“Kardeşim ne yaptın, nasıl batırdın, ver bunun hesabını” diyen oldu mu?  Olmadı… O zaman bu iş devam eder gider…

Şimdi de, günümüzün ekonomik sistemlerine hiç uymayan bir başka partizanlık kapısı olan TÜK yaşatılsın diye, vatandaşa zulüm ediliyor.

Hiç uğraşmasalar keşke, bu kafayla, o da nasıl olsa batacak…

 


 

YERİN KULAĞI VAR

OH NE GÜZEL: ‘Maaşlar gününde ödeniyor, üretici parasını alıyor, oh ne güzel hükümet’ diye bir çoğumuzun övgüler düzdüğü UB-DP hükümetinin gerçek yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor. El altından istihdamlar, emirnameler ve kendi hatalarından batırdıkları kurumları kurtarmak için yaptıkları zamlarla gündeme gelen hükümetin vatandaşa bayram öncesi hediyesi akaryakıta zam oldu… Dikkatinizi çelerim, döviz yerinde sayarken, hatta düşerken… Alın size bir dolaylı vergi daha… Abdülhamit yönetimini de geçtiler de biz ne zaman farkına varacağız, onu merak ederim.

TÜRKİYE HAPŞIRSA: KKTC ile uzaktan yakından alakası yok ama, Türkiye’deki darbe girişimi, ülke turizmini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Türkiye’de ardı ardına yaşanan terör olayları, KKTC’yi de, Avrupa’da “güvenli olmayan” ülke sınıfına soktu. Hani diyoruz ya, “Türkiye hapşırsa biz nezle oluruz” işte tam da o durumu yaşıyoruz.

YANLIŞ TANITIMLAR: Turizimciler, yurtdışında yeterli ve doğru reklam yapılmamasına bağlı olarak, ülkeye gelen yabancı turist sayısında düşüşlerin yaşandığını iddia etti. Hal böyle iken bizim Turizm Bakanlığı, Ordu’ya yaptığı “ailevi ziyaretle” turizmi kurtaracağını sandı harhalde. Kimse yanlış anlamasın ama, Ordu olduğu gibi KKTC’ye gelse kaç yazar. Ülkenin istediği bu değil. Bu arada, Almanya, İngiltere, Azerbaycan ve İran’da çok iyi bir tanıtım yapacaklarını da söylüyor Sayın Bakan ama, biraz geç kalmadı mı? Yıllardır, sırf parti içi dengeler uğruna koltuklara oturanlardan, her işi başarmalarını bekliyoruz ya, beyhude bekliyoruz…

NE OLACAK ŞİMDİ: Her fırsatta Kuzey çarşısının Güney’den daha ucuz olduğunu, oradan alış veriş yapmamamız söyleniyor. Oysa, hükümetin sırf TÜK’ü kurtarmak adına fonlara yaptığı %3’lük zam, dövize rağmen akaryakıta yapılan ve artık rutine binen zamlar, iki taraf arasındaki fiyat dengesini de değiştirecek. İğneden ipliğe gelecek zamlarla birlikte, Kuzey çarşısının bu fiyat cazibesini, Güney’e kaptıracağını da mı düşünmediler. Hadi şimdi de çıkıp, Kuzey’le Güney arasındaki fiyat farklarını gösteren listeler yayınlasınlar.

HEPİMİZ KIBRISLIYIZ: KKTC’deki üniversitelerin yaptığı araştırmaya göre, “ Kıbrıslı Türklerin yüzde 67’sinin, kendisini Kıbrıslı olarak gördüğü sonucu çıkmış. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Tabii ki bu ada üzerinde yaşayan herkes Rum veya Türk kendini Kıbrıslı olarak görecektir. Ama birinin Kıbrıslı Rum, diğerinin de Kıbrıslı Türk olduğu gerçeğini de gözardı etmemek lazım…

ÇOK YAVAŞ: Hakkında o kadar çok iddia olan YÖDAK Başkanı Hüseyin Gökçekuş için, Ombudsman Emine Dizdarlı’nın yazdığı rapor da işe yaramamış olacak ki, Cumhurbaşkanı Akıncı, emekli Başsavcı Yardımcı Muavini Hakkı Önen’i, Gökçekuş hakkındaki iddiaları soruşturmak üzere, soruşturma memuru olarak atamış. Sayın Akıncı’nın, üniversitelerde yaşanan olaylar ve yeni öğretim yılı arifesinde olduğumuz bu dönemde, işi hala ağırdan almasını anlamak mümkün değil…


ZİRVEDEKİLER: Mete Hatay: “Kötü Megafonlar ve hoparlörlerle ezanı mahvederek en büyük günahı işleyen, ezanı gereksiz uzatarak adeta bir arabesk gazele çeviren, hoşgörü göstermeleri gereken insanları taciz eden bu kişileri, yüce Allah’ın takdirine havale ediyorum. Onlara doğru yolu göster yarrrabbiiim!…”.

DİPTEKİLER: Sami Dilek: Kamu-İş Başkanı Sami Dilek, Toprak Ürünleri Kurumu’nun yeniden yapılanması için Bakanlar Kurulu’nun ürettiği bir dizi kararın ve başlatılan yasal çalışmanın sendikayı mutlu ettiğini söyleyerek hükümete teşekkür etmiş. Sanırım Dilek için önemli olan, Toprak Ürünleri Kurumu’ndaki 3-5 üyesi. Onları kurtarmak adına, hükümetin toplumun tümüne attığı zam kazığı, hiç umurunda değil sanırım…