Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde artık en kritik aşamaya gelindiğini söylemek yanlış olmaz.
Gelinen aşamada müzakere sürecinin başından beri ele alınan ilk dört konu başlığında, ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’, ‘Ekonomi’, ‘AB’ ve ‘Mülkiyet’ konularında önemli ilerlemeler sağlandı.
Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere süreci bu ilk dört konu başlığı nedeniyle artık bir kriz yaşamaz.
Bu arada Kıbrıs sorunu da bu ilk dört konu başlığında şu anda üzerinde uzlaşılamamış konular nedeniyle çözümsüz kalmaz.
Geriye kalan ‘Toprak’ ve ‘Güvenlikle Garantiler’ başlıkları en zor ve en kritik başlıklar.
Liderler başarı ile bu aşamaya kadar taşıdıkları müzakere sürecinde bir sorun yaşayacaklarsa geriye kalan bu iki konu başlığında yaşayacaklar.
Yani müzakere masası bundan sonra çökecekse bu iki konu başlığının neden olabileceği sorunlardan dolayı çökecek.
Müzakere sürecinde gelinen duruma bakıldığı zaman liderlerin ilk dört konu başlığında yeterli yakınlaşmaları sağladığı ve artık geriye kalan iki başlığa geçilebileceği konusunda anlaştıkları sır değildir.
Toprak konusunda Kasım ayının ilk haftasında Cenevre’de bir toplantı yapılacağı basına yansımış bulunmaktadır.
Kısacası Kasım ayında müzakereler Cenevre’ye taşınacaktır.
Cenevre’de sürecin geldiği noktadan ileriye taşınabilmesi için toprak konusunun tek başına ele alınması yeterli olmayacaktır diye düşünüyorum.
Bence toprak ile birlikte güvenlik ve garantilerin de görüşülmesi sürecin ileriye taşınabilmesi için gereklidir.
Aksi takdirde bugüne kadar bir yol kazasına uğramadan gelen müzakere süreci ciddi bir darboğaza girebilir.
Görünen o ki tarafların tek başına toprak konusunu ele alarak bir ilerleme sağlamaları çok kolay olmayacaktır.
Çünkü Toprak ve Güvenlikle garantiler konuları birbiri ile ilişkili konulardır.
Toprak konusunun Güvenlik ve garantilerle birlikte eşzamanlı olarak yapılacak paralel toplantılarda ele alınması sürecin selameti açısından bence büyük önem arz etmektedir.
Şu anda müzakere sürecinde en kritik başlıklardan biri olan toprak konusunun yurt dışında konuşulurken garantör ülkelerin de orada olmasına bu nedenle ben şaşırmam.
Ve dileğim bunun böyle olmasıdır.
Gelinen aşamada elbette ki liderlerin müzakere sürecinde İsviçre’ye gitme kararı almış olmaları tek başına önemli bir gelişmedir.
Ama sadece Toprağı orada görüşmeleri yeterli olmayacaktır.
Sürecin daha da ileri taşınması top yekûn bir al-vere fırsat yaratacak zeminin yaratılması ile mümkün olacaktır.
Bu da geriye kalan iki kritik ve zor konunun birlikte ele alınabilmesine imkan yaratılması ile mümkün olabilecektir.
































