Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Toplumsal hafıza derken

Yazın geçmişimizde günlük tutan, bunları derleyip kitaplaştıran yoktur galiba…

Görsel geçmişimiz de oldukça çöl gibidir…

Eğer günce yazarlığı olmuş olsaydı, bunların yazın hayatında başlı başına bir zenginlik olacağı aşikardı…

Mesela,

Kim nerede yaşıyorsa, fotoğraf makinesi kullananlar için söylüyoruz, (film makineleri de dahil) eğer yaşadığı sokakları, evleri, meydanları, insanları, olayları fotoğraflamış olsaydı, bugün elde olan ve birçoğunun yabancı fotoğrafçılar tarafından çekilmiş olduğu  görsel arşivden çok daha fazlasına erişmek imkanı doğacak;

Onlara baktıkça memleketin her köşesinin çeşitli dönemlerde ne durumda olduğu hakkında daha çok fikir sahibi olacaktık…

Diyeceğim,

Toplumsal hafıza yazılarla, belgelerle, görsel malzemelerle oluşur.

Bugün için yaşadığınız bir sokakta, bir mahallede çektiğiniz bir fotoğraf karesi bundan 50 yıl sonra belirli bir değere sahip olacak; toplumsal hafızanın eksikliklerini tamamlayacak…

Kıbrıs’ın geçmişi ile ilgili başvurulan yazılı kaynaklarda görülmektedir ki yazarların çoğu dıştan gelen yabancı yazarlardır.

Onların adada edindikleri gözlemler kitaplaştırılmasa, bugün için geçmiş hakkında bir şeyler bilmek olabildiğince güçleşecekti.

Mesele sadece siyasi tarih yazmak değildir.

Resmi tarihle  gerçekler arasında çoğu zaman büyük uzaklıklar vardır.

Resmi tarihle sokakların nabzı aynı atmıyor çoğu zaman…

Bundan sonrası daha kolaydır.

Bu kolaylığın nedeni teknolojik gelişmeler.

Her şeyin kayıt altına alınabildiği, özel hayatın bile çoğu zaman kameraların baskısı altında deşifre edildiği bir dünya bu.

Sokaklar, meydanlar ve insanlar kayıt altındadırlar.

Bir hırsızlık veya soygun anının kamera görüntüleri o olayların olmayacağı bir dünyada ilkel insanların (!) nasıl yaşadıklarına dair ipuçları verebilecektir.

Işınlanmanın olabileceği bir dünyada eski dünyanın hafızasını karıştıranlar Lamborghini marka bir arabayla ya da bir  Airbus uçakla bir yerden bir yere gitmek için saatlerce denizlerin, kıtaların üstünden uçan ve binlerce kilometre yol alan insanarın ne gibi bir ıstırap yaşadıkları hakkında gayet açık bilgi sahibi olabileceklerdir…

Bugünün refahı, yarının ıstırabı olarak bilinecektir belki de…

Kıbrıs gibi bir yolgeçen hanınında geçmişe dair heyecan verici yazınsal ve görsel bir arşive sahip olmamak, belki de şimdiki kuşaklar için iyi bir şeydir!

Her şeyin kendileri ile başladığını sanmalarında yarar vardır kim bilir!