Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKıbrısKöşe Yazarları

Toplama kampları!

barış Uzunahmet

Okullar Eylül ayının ortasında açılacak. Eğitimde gündemi yine konteyner sınıflar oluşturuyor. Türkiye’de 6 Şubat 2023’te gerçekleşen deprem ve kaybettiğimiz canlar sonrasında aklımıza geldi ki KKTC’deki okullar da depreme dayanıklı olmayabilir.

O dönemde kamuoyu baskısı ile birlikte bu konuda bir çalışma başlatıldı. Bugün oldu hala akıbeti bilinmeyen okullar var. Bazılarında yeni inşaatlar ve güçlendirme devam ederken, bazılarında ihaleler tamamlandı, bazılarının durumu dahi görüşülmedi bile…

Hal böyle olunca 2024-25 öğretim yılı da sorunlu başlayacak ve eğitim yine prefabrik sınıflarda devam edecek. Bundan yaklaşık bir yıl önce 18 Eylül 2023’te bu köşede şöyle demişim; “En büyük korkum bu konteyner sınıfların kalıcı hale gelmesidir.”

Gidişat onu gösteriyor. Bugün artık sadece depreme dayanıklılığı tartışılan okullar değil, 2-3 yıl önce yapımı tamamlanan okullara da konteyner sınıflar yerleştiriliyor. Okullarda artan öğrenci sayıları nedeni ile birçok okula konteyner sınıflar ile doldu.

Bu konteyner sınıflar okul bahçesine öyle bir yerleştiriliyor ki, dışardan bakıldığında tam bir toplama kapını çağrıştırıyor. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya da yansıyan görüntülerde de gördük ki bu konudaki eleştirilerde haklılık payı var.

Okulların görüntüsü okul olmaktan çıktı adeta toplama kaplarına benzedi. Eğitim ortamı sadece dört duvar, bir beyaz tahta, iki da klimadan oluşmuyor.

Ergonomi diye bir bilim var. Okul Ergonomisi diye bir şey var. Geçtim ergonomi bilimini, biraz estetik hassasiyeti olan bir insan böylesi görüntülerdeki okulların çocukların hoşuna gitmeyeceğini bilir. Küçük şeyler gibi görünen bu ayrıntıların öğrenmeyi etkilediğini gösteren çok sayıda bilimsel araştırma var. Okul ve sınıf renklerinin öğrenmeyi etkilediği biliniyor. Zor mudur bir ilkokulu rengarenk boyamak? Belki bu toplama kampı görüntüsünden uzaklaşırlar. Yoksa ona da mı para yok?

Belli ki hükümet, Deprem Vergisi diye toplanan parayı maaş ödemelerine kullanmış… Hükümetimiz tarafından 350 bin TL tanesi yeni prefabrik 20 tane sınıf alındığına göre, bu prefabrik sınıfların kalıcılaşmasından korkmakta haklıymışım. Belli ki bundan sonra sadece depremden kaynaklı değil, nüfus artışından dolayı da okullara prefabrik sınıflar yapılacak.

Bazı okulların tamiratı, yıkılması, yeniden yapılması biraz daha uzayacak. Hem KTÖS hem de KTOEÖS bu durumdan şikayetçi… KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş’in konu ile ilgili yaptığı açıklamasında sorduğu sorular çok yerinde…

Ne diyor Maviş? “Eğer deprem fonunda nakit akışı yoksa ve halktan toplanan vergiler kâğıt üstünde duruyorsa, okulların tamiratı için ayrılan bütçe nereye kullanıldı? Eğer bu bütçeyi kurultay istihdamına harcadıysanız, kamu maliyesine borçlandığınız bu süreçte okullar nasıl güçlendirilecek? Bu durum, rüşvet, sahtecilik ve yolsuzluk gibi siyasi ahlaki çöküş değil mi?”

Maviş’in açıklamasının üstünden bir hafta geçti. Hükümet edenlerden bu konuda bir açıklama yok. Dolayısı ile prefabrik sınıfların kaç yıl daha okullarda devem edeceğini kestirebilmek çok güç. Öyle bir döneme giriyoruz ki ilkokullardaki bazı çocuklar belki de tüm ilkokul hayatını prefabrik sınıflarda geçirecek.

Elbette ki bu durum öğrenciler arasındaki fırsat eşitsizliğini de tetikleyecek. Sadece okullar arası değil, okul içinde sınıflar arasında da fırsat eşitsizliği yaratacak. Özel okul- devlet okulu eşitsizliği bir yana, yeni dönemde devlet okulları arasında da eşitsizlik her geçen gün artacak.