Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TOKAT İZLENİMLERİ I

Bundan bir yıl önce şair arkadaşlarım Şirin Zaferyıldızı ve Dr. Arif Albayrak’ın Tokat’a gitmesi vasıtası ile tanışma şansı buldum Ünal Kar ve elbette Tokat ile… Ünal Kar,  “TOKAT İLİ”’nin kültür sanat, turizm anlamında uğraş veren önde gelen gönüllülerinden.  Sıcaklığı, hoşgörüsü, mizahi yaklaşımı, kalemi ve paylaşımcılığı ile Tokat’ı ondan ve etkinliğe katılıp dönen şair dostlarımdan tanıdım. Benim için de gidilesi, görülesi bir yer ve tanınması gereken insanlar olarak yerleşti dimağıma.
Bu yıl “TOKAT KÜLTÜR DERNEĞİ” ve  “KÜMBET ALTINDA” Dergisinin düzenlediği “3.ULUSLAR ARASI TOKAT KÜLTÜR SANAT GÜNLERİ” için davet gelince çok da fazla kendini tanıtamamış, biraz da kapalı kalmış bu esrarengiz  şehire gitmek için bizim takım artık hazırdık. Dervişe (Güneyeli), Nazime (Balses) ve ben uzun sürecek olan yolculuğumuz için güzel bir yolculuğa çıktık.


Anadolu’nun şehirleri her seferinde bana çok şey anlatmıştır. Taşımış olduğu kültür mirası yanında daha kapalı gibi görünen yerlerdeki insanların tavırları, saygıları, kendini bilmeleri her zaman beni etkilemiştir. Kıbrıs’ta herkesin herşeyi bilme gibi bir hastalığı var. Bu yazıyı bu etkinliği küçümseyecek ve dudak bükecek olanları yüz ifadelerden tanıyorum artık. Gülümseyip geçiyorum. Kibir insanlığın en büyük günahlarından bir tanesidir. Burada aynı kitleye, aynı ülkede, aynı ortamda hitap eden insanlar olarak kendi istediklerini koruyup kollayıp beğenmeye devam etsinler derim. Terazileri hileli olanların kalemlerini de o yönde beslediklerini görüyorum. Herkes yoluna devam etsin bildiğince. Bozulmamışlık…. Bu beni etkileyen en önemli unsur olarak yerleşiyor içime.  Yozlaşmanın, tüketiciliğin hatta insan ilişkilerindeki saygısızlığın arttığı ülkemle oralar arasında takılıp kalıyorum.
Ankara’ya inmemizden sonra uzun bir otobüs yolculuğunun ardından vardık Tokat’a. Daha otobüsün kapısı açılır açılmaz gülümseyen yüzüyle Ünal Kar’ı karşımızda bulduk.   Organizasyonun her adımında bize gönüllü bir komite büyük özverilerle eşlik etti. Her ihtiyacımız, her sorunumuz sağlandı, giderildi. Bunlar profesyonelce değildi. Benim için en kıymetli taraf buydu.  Gönül dostluğu yapabileceğimiz insanlarla yolumuz kesişmişti.  Gönülden, isteyerek hem Tokat’a , hem kültür sanata, hem de dostluğa hizmet ediyorlardı.  Nerden bilirdik ki bu gönül dostları ile hayatımızdaki en güzel bağların kurulmasının ilk adımını atıyorduk oralarda.
Diğer sanatçı arkadaşlarımızla tanışmamız misafirlerin onuruna verilen yemekte oldu.  Orda bize ünlü Tokat kebabı ikram edildi. Bu kebapta patlıcan, biber, patates ve sarmısak, etlerin arasına yerleştiriliyor. En başa kuyruk yağı yerleştirilmesi de unutulmuyor. Şişler farklı bir mangalda dik olarak diziliyor ve kuyruk yağı sebzelerin de üzerine akarak pişiriliyor. Orada yetiştirilen sebzeler, meyveler dillere destan.  Damaklarda unutulmaz lezzet bırakan yemeği burda yapmaya kalksak bile aynı tadı bulamayız. Oradakiler ısrar ediyor, burda yetişen sebze ve meyvelerin tadı bu farkı yaratıyor diye.  Deneyerek anladım, yerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.


Tek tek tanıştırdı bizi o gece Ünal Kar herkesle. Orda “bunca güzel insan nasıl buraya toplanmış?” diye soracağım sorunun ilk adımları atıldı. 5 güne yakın bir süre boyunca şair, müzisyen ve komitede gönüllü arkadaşlarla yaşadıklarımız sıradan insan hayatının üstünde bir boyuttu. Dostluk, derinlik, hesapsız kitapsız sevgi oluştu aramızda. Binlerce km uzaktan çıkıp gelen insanlar hayat boyunca unutamayacakları bir buluşma yaşadılar.
Tokat Valiliği, Tokat ve Almus Belediyesi, Tokat Kültür Derneği, ve Kümbet Altında Dergisi başkan ve yetkilileri ayrıca gönüllü çalışan muhteşem insanlar bize yoldaş oldular.
Tokat’ta  Karacaoğlan’ın,  Mevlana’nın etkilerini gördük. Cahit Külebi’nin de memleketi olan bu şehir zengin kültürel miraslarıyla henüz kendini ifade edememiş ve hakkınca kendini tanıtamamış. En azından Tokatlılar’ın düşüncesi bu yönde.
Şiir gecemizden önce yaptığımız kültür gezilerinde gördüklerimizi iyi algılayabilmemiz için sanırım bir kaç ziyaret daha lazım. Görülen ve anlatılan güzellikleri sindirebilmek için bol zaman gerekli çünkü. Atatürk evi, Enoğrafya müzesi, Mevlevihane, Ballıca mağarası bu eşsiz güzellikteki yerlerden bazıları. Ballıca Mağarası akıllara durgunluk veren bir doğa harikası. Orada insan bir başka boyutta bir başka zamanda bulur kendini. Sırf o mağara için bile Tokat’a gidilmeli derim.
Bizleri ağırladıkları restoranlar buram buram tarih kokulu yerlerdi. Yemeklerin de özellikle Tokat’a özgü olması bize yeni tatları kazandırdı. Madımak, Bat, keşkek bunların en harikaları idi. Şimdilerde sağlıklı beslenelim diye biz uğraşıp duruyoruz ya, oralar onu kaybetmemişler.  İnsan her anlamda birşeyler buluyor orada.
Tokat kültür Derneği başkanı İrfan Yıldız bu adımın önemli mimarlarındandı. Eşi ile bizlere eşlik etmesi ayrı bir incelik kattı. Almus beyi, çakı gibi -kaç yaşına olursa olsun- bir mert delikanlı olan Ömer Faruk Aybek bambaşka bir zenginlikti benim için. Bakan danışmanlığı yapmış, donanımlı, kalemi zengin Süleyman Güler disiplinli, olaya hakim duruşu ile her an yanımızdaydı.


Tokat’tan bize kalan iki tane güzeller güzeli yürek, eğitimli, bilgiye açık, öğrencilerine bir dünya vermek isteyen, Nagehan Keskintaş, Esma Türkülü bizlerin yoldaşıydı. Organizasyonun görünmeyen kahramanlarından bir tanesiydi  Hakan Güven. Tüm kaprislerimizi, isteklerimizi muntazam ve eksiksiz karşılamak için çırpındı durdu. Güler yüzü ve saygısı takdire şayandı. İçinin güzelliği yüzüne vurmuş olan Gazeteci Ayten Turan bize eşlik ett.
Ev sahiplerinden Sakarya şiiri ile hafızalarımıza kazınan Orhan Tamtürk  Elazığlı mert kardeşimiz Muhammet Yalçın Azizoğlu, Özbekistanın o  muhteşem grubu, özel dostluklar kurduğumuz, Ali Numan ve kardeşi, sunucumuz Özbek güzeli Nergis ile Türkmenistan’dan Vepa Karlı, Zor bir hayatın ardından sağlam duruşu ile algıladığım güzel insan Münevver Düver, Tokat’a ve güne özgü şiirleri ile grubun abisi, selfi çubuğu ile tüm anlarımızı görüntüleyen  Idris Anarat, Ballıca ve arı şiirlerini yazarken tanıklık ettiğimiz güzel dost Mehmet Yaşar Genç, Donanımı ve kültürü ile farklı bilgileri öğrenebileceğimiz Makedon temsilcisi Erol Tufan, Azerbeycan’ın o muhteşem ekibi, felsefe,müzik ve edebiyat bilgileri ile hepimizin hayralığını kazanan Sayman Aruz,  Xeyal Rzazade, Rauf Aslanof, Daha önce İskele’deki KIBATEK şiir gecesinde dinlediğim ve çok az Türkçesi ile hepimizden daha çok şey anlatmayı başaran Çuvaşistan’an Marina Karyagina, Yine çok sevdiğim, dik duruşlu, Hükümet anam, hocamız Sevil Piriyeva Karaman, Arnavutluk’tan gelen ve kahve arkadaşımız olan, alçakgönüllü güzel insanSadije Aliti, güzelliği ve sempatikliği ile Zeynep Hüseyin, dansları, duruşu ve asaleti ile Anna Bartkulashrili. Daha önceki organizasyonlardan herkesin sevgisini kazanmış güzel insan Fatma Hatun Esen. Sesi ve yorumu ile insanın gönül teline dokunan, ağlatan, sahneye çıktığında devleşen Ramin Maragalı… Eşi  Turnaz Altınsoy, güzellik, temizlik, masumiyet, yetenekle bütünleşmiş koskoca yürekli bir insan. İkisi sanki bize kardeş oldular. Çok uzun yıllar tanışıp da yeniden buluşan insanlar gibiydik.
Yıldırım Akgül… Kültür sanat günlerine bir başka mana, hava, incelik katan kocaman yürek. Etkinliklerin hem sunuculuğunu , hem müzisyenliğini yapan ve pek çok yerde bize eşlik eden, Tokat’ın dünyaya açılan penceresi gibiydi. Onda evrensel bir anlayışın bedelini küçük bir yerde ödeyen güçlü ama hüzünlü bir tavır vardı. Hataları, eksik ve gedikleri hakimiyeti ve kültürü ile örtebilecek güçteydi.
Dervişe Güneyyeli ile aynı köyden, aynı kültürden gelmiş olmamıza rağmen bizi yurt dışı gezileri can dost yaptı. Artık kalbimi ruhumu açacağım bir dost daha kazandım bu berbat çağda.  Ablam Nazime, sırdaşım, ablam, annem yol arkadaşım… ve Tokat… Bunca kazanımdan sonra bu gezilerin sadece şiir gecesi buluşması olduğu düşünülür mü?

Tüm bunları anlatıyorum da Türkiye’deki terör olayları etkinliğin ruhunu da derinden etkiledi. Ardı ardına gelen ölüm olayları ile kahrolduk. Eğlence sayılabilecek herhangi birşey etkinlikte yoktu. Hepsi iptal edilmişti. Şiirler, şarkılar da bu anlama uygun olacak şekildeydi.
Bu etkinliğin ikinci kısmını yazmaya devam edeceğim. Kıbrıslı doktorumuz Pervin Hanım, Almus ve şiir geceleri ikinci kısıma kaldı. Bu olayın baş kahramanı olan şair dostum Ünal Kar bey’e ve tüm dostlara selam ve sevgi ile…