Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TESLİM OLMAMAK İÇİN…

“Garanti ve İttifak Anlaşması kaldırılmalıdır, kesinlikle karşıyız, eğer bir garantör olacaksa Avrupa Birliği olabilir…”

(Tercümesi: Garantilerde 1960 öncesine dönelim.)
“Türklere bırakılacak topraklardaki mallarla ilgili ilk karar hakkı toprağın yasal sahibinin olmalıdır.”
(Tercümesi: Toprakta 1974 öncesine dönelim.)
“Kıbrıslı Türklerin nüfusu yüzde 20 kadardır. Yani azınlıktırlar. Azınlıklara başkanlık verilmez.”
(Tercümesi: Kıbrıslı Türkleri 1964 ve sonrasında olduğu gibi yönetimden uzak tutalım.)
“Anlaşmadan sonra bir tek Türk askeri adada kalmamalıdır.”
(Tercümesi: 1960 öncesine dönelim.)
“İstediği kadar Rum Kuzey’e yerleşebilir.”
(Tercümesi 1977’de imzalanan doruk anlaşmasının gerisine gidelim.)
“Kıbrıs Cumhuriyeti devam edecek. Federal devlete dönüştürülecek.”
(Tercümesi: Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yönetmeye devam edeceğiz.)

      ***

Kısıtlı bilgi ve izlenimime göre görüşme masasındaki son durum budur.
Ortada taban tabana zıt görüşler vardır.
Bırakınız Annan planını ta 1960’ın ötesinde konular ele alınmaktadır.
Biz, mülkiyet konusunda ortada ciddi anlaşmazlıkların olduğunu sanıyoruz ama Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklamalarına göre dönüşümlü başkanlıkta bile bir uzlaşıya varılamadı.
Altını vurgulayarak devam edeyim, kısıtlı bilgilerimle derlediğim yukarıdaki noktalar eğer doğru ise buna evet diyecek bir tek Kıbrıslı Türk bile bulamazsınız.
Mustafa Akıncı dahil.
“Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönelim” fikrini savunanlar bile buna evet demez.
Eminim onlar da Kıbrıslı Türklerin bu denli zarar görmesini istemezler.

      ***

Peki, ortadaki bu iyimserliğin kaynağı nedir?
Ağzını açan görüşmelerin iyi bir zeminde sürdüğünü ve bir uzlaşmaya yakın olunduğunu söylüyor.
Önümüzdeki 4 ay içinde yani Mart ayına kadar bir referanduma gidilebileceği iddia ediliyor.
Yukarıda sıralanan görüş ayrılıkları süratle kapanacak ve her iki liderin onaylayacağı, her iki halkın da evet diyeceği bir anlaşma metni mi ortaya çıkacak?
Eğer böyle olacağını söyleyen varsa çıksın bize yani halka anlatsın da biz de bilelim.
Yoksa gerisi son derece tehlikeli bir yoldur.
Sahte umut pompalamak sonrasında büyük hayal kırıklıklarını ve  ciddi gerginlikleri de beraberinde getirir.
Bu halkın artık pembe tablolara karnı toktur.
“Kıbrıs’ta barış” şüphesiz engellenemez.
Kıbrıslı Türklerin mutlak çıkarları elbette bir anlaşmadan geçer.
Ama teslimiyetten değil.
Neslimizin bu topraklar üzerinde özgür, kendi kendini yöneten, kendi kendine yeten ve refah içinde sonsuza dek yaşamasıdır tüm kavgamız.
Bunun için de teslim olmadan gereği neyse yapacağız.
Zaten şuanda yapıyoruz.
Tarihi tekerrür ettirmenin gereği yoktur…