Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Terk edilen bebekler buz dağının görünen ucu…

Son bir kaç ayda, doğduktan sonra hastanede terkedilen 4. bebek vakası yansıdı medyaya… Bunlar sadece devlet hastanelerinde terkedilenler, bir de özel hastaneler var…

Olay ciddi…

Daha bir kaç hafta önce Yenidüzen’in yaptığı röportajlarda Nijeryalı kız öğrenciler, kendilerini buraya getirenlere borçlandıklarını ve fuhuşa zorlandıklarını söylüyorlardı.

Kimi para için bilerek, kimi yine para için zorlanarak…

Küçük yaştaki bu kızların doğum kontrolunu ne kadar bildikleri meçhul.

Ve sonuç ortada…

Bundan daha büyük bir sosyal sorun olabilir mi..?

Sadece Afrika kökenliler değil bu durumda olan…

Bakın bu olay geçtiğimiz günlerde yaşandı…

Lüks bir sitenin içinden, yaşı 13-14 civarlarında bir kız, kendinden oldukça büyük bir adamla sarmaş dolaş geçiyor…

Site sakinleri baba-kız olabilir diye düşünüyorlar.

Kızın tipinden, bir Asya ükesinden gelmiş olduğu anlaşılıyor.

Bir süre sonra, site sakinleri, tarlanın içinde bir araçta ikisini uygunsuz vaziyette yakalıyor.

Polis çağrılıyor. Ama tabii bu arada kaçıyorlar.

Araç belli, polis büyük ihtimalle adamı buluyor. Ama sonrası belli değil. Öncesi de…

Bu kadar küçük bir ülkeye kontrolsuz nüfus sokulmasına göz yumanların buna vicdanları sızlar mı..?

Ya da bu kadar küçük bir toplumun bu şekilde bozulması kendilerini endişeye düşürür mü..?

Bu tür vakalar dünyanın her yerinde vardır, olabilir. Ama bize uymaz. Çünkü her yerde içiçe yaşamaktayız…

Kendi muhtaç çocuklarımıza bakacak gücümüz bile yok bizim. Kaldı ki bu çocuklara bakalım…

Gece kulüplerinden şikayet ederken, memleketin her yeri fuhuş yuvası haline geliyor neredeyse.

Üniversite harcını ödeyerek, adaya öğrenci kimlikli insan sokanlar, bir yandan da organize fuhuş çetesi olmuşlar…

Sadece fuhuş da değil yaptırdıkları…

Çalışma izni çıkartmak yerine, ucuza işçi getirmek isteyen bazı işverenlerin de bu aracılarla çalıştıklarını biliyoruz…

Tek bir dönem herhangi bir üniversiteye kayıt parasını ödeyerek, öğrenci kisvesi altında işçi getiren aracılar bu talebi karşılıyor.

Yine bu şekilde adaya sokulan gençler, uyuşturucudan, kara paraya kadar bir çok suçun içine itiliyorlar…

Hem açıktan bir insan ticareti var, hem de organize suç örgütlerinin büyümesi, yayılması durumu var.

Altlarında on binlerce sterlinlik son model araçlarla gezen 20’li yaşlardaki yabancılar bu parayı nereden buluyor..? En azından bunun takibi yapılabilir. Hiç de zor değil…

Fuhuş konusu, İsveç modeli denilen ve fuhuşu talep edenin cezalandırdığı yöntemle ele alınabilir mesela. Geçtğimiz ay bu konuda uzman dedektif Kajsa Wahlberg, uyguladıkları bu yasanın detaylarını anlatmış, “Kuzey Kıbrıs’ta da insan ticareti ve fuhuş önlenebilir. Ancak üst kademedeki yöneticilerin bu vizyona sahip olması ve önlemeyi gerçekten istemesi gerekiyor” demişti…

Yani toplumsal bir sorun olduğunu kabul etmek ve topyekun mücadeleye girişmek.

İşte maalesef bizde olmayan bu…

İşin en önemli bacağı olan üniversiteleri bile denetime ikna edemedikten sonra, nasıl mücadele edeceksiniz ki…

Yine umutlar yeni dönem için. Ne olur artık bu ülke için endişe eden, cesur ve inançlı insanlar görelim…

 


 

YERİN KULAĞI VAR

OY ÇETELERİ PİYASADA:

Oldum olası vardı bu seçim çeteleri… Ama görünüyor ki artık daha bir rahatlar. Geçen gün çalıştığı iş yerine uğradığım bir aday arkadaşım anlattı. Çoğu kişinin tanıdığı esnaf bir kadın, telefonundan kendisine gelen “abla kime veriyoruz oyumuzu” şeklindeki mesajları arkadaşa göndermiş, “şu kadar oyum var, 5 bin lirayla başlayalım” demiş. Arkadaşım ilk kez aday olan biri, şaşırmış… Bundan önceki seçimlerde bizler de çok şahit olduk bu taleplere. Deniyor ki, bu sene rayiç biraz artmış, adam başı 350 liradan bahsediliyor. Onun için hep derim ya, seçim son gece kazanılır veya kaybedilir diye. Bu kombinalar son geceye bırakılır çünkü…

 

İLLE SEÇİM Mİ OLMALI:

Yeni havayolumuz uçmaya hazır…Milli gelirimiz 25 bin dolar olacak…Elektrik fiyatları üçte bir ucuzlayacak…14500 Türkiyeli kadına emeklilik hakkı verilecek…5 yılda 5000 konut yapılacak…

Evi olmayanlara aylık 500 TL taksitle ev verilecek…Genel af çıkarılacak…Yok mu artıran…İyi de bu kadar yıldır aklınız neredeydi be efendiler. Bu halka mutlu ve refah bir hayat sunmak için ille de seçim mi olması lazım…

 

ŞAŞIRTTINIZ ARTIK:

Adayların, kazanmak için yapmadıkları şey kalmadı. Kimisi topluma ayar veriyor, kimisi parasıyla oy toplamaya çalışıyor. Son örnek UBP adayı Bulut Akacan’dan geldi. Üzerinde kendi  resmi olan ve, “bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır” yazan kahve paketi dağıtıyor. Tıpkı Türkiye’de AKP’nin yaptığı gibi. Kömür ve makarna yerine kahve. Keşke kömür dağıtsaydı, mangalcı bir toplum olarak daha çok etkilenirdik…

 

KİM TAKAR:

Siyasetin girmeyeceği, yapılamayacağı üç yer var. Okul, Cami ve Kışla… Kışlayı bilemem ama okullar ve camiler siyasetin odak noktası oldu. Hergün bir parti okul ziyareti yaparken, muhafazakar insanların oyunu alabilmek için, camilerden çıkmayan, medine dilencisi gibi cami önlerinde oy isteyenler de eksik değil. Onun için siz bakmayın, işin ucunda oy oldu mu bizim siyasetçilerin giremeyeceği yer yok…

 

SERBEST BIRAKIN ŞU ETLERİ, BARİ DENETLENSİN:

Serbest bırakın artık şu et ithalini. Yetti yahu… Haftada yakalanan bir ton… Geçen gün de yazdık, tüketimin yarısı kaçak. Hem sağlıksız, ne idüğü belirsiz et yemekten kurtulalım, hem de kaçakçıya para kazandırmaktan. Yakaladığınızı boş verin, adamlar şu anda vergisiz, denetimsiz ensemizden zengin oluyor. Halkın sağlığı, sınırların güvenliği Nazım Çavuşoğlu’nun umurunda değil anladık da, en azından hala bir hükümet varsa, devletin gelir kaybı da mı rahatsız etmez kendilerini?

 

BİZİ DIŞLAYAN ONLARDI:

Rum “Özgür Girne Derneği” Kıbrıslı Türklere “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönme” çağrısında bulunmuş. Keşke bu çağrıyı 1963’de bizi devletten kovan kendi siyasilerine yapsalardı. Yıllardı bizi bu adada eşit bir halk olarak görmeyen ve her türlü hakkımızı gaspedip, bahsettikleri cumhuriyetten dışlayanlar kendileri değil miydi…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Dr. Gülsen Bozkurt: “Seçim maratonu kızıştıkça bol kepçeden vaatler dağıtılmaya devam ediyor. Bu verilen sözler, günü geldiğinde karşılık bulamazsa, söz veren kişi ve partiler için büyük güven bunalımı yaratacak. Sağlıkla ilgili konularda da yeni yeni birçok hastanelerin yapılmasından söz ediliyor. Bu hastanelerin içinin nasıl doldurulacağı, ihtiyaç duyulan insan iş gücünün nasıl sağlanacağından ise bahsedilmiyor”…

 


DİPTEKİLER

Başpiskopos II. Hrisostomos: “Bugüne kadar yapıldığı şekliyle toplumlararası müzakereler, bize tamiri mümkün olmayacak sonuçlar doğuracak yeni tavizler vermeye devam etmemiz için Türkiye’nin dayattığı projeydi. Mülteciler Kıbrıs’a Türkiye tarafından gönderiliyor. Mülteciler sadece bol keseden verdiğimiz yüksek ödenek için gelmiyor, milli ve kültürel kimliğimizi değiştirmeleri için gönderiliyor…”