Yunanistan’da seçimleri kazanan SYRIZA ittifakı konusunda yapılan yorumların umut dolu olduğunu görünce, “Ya bizimkiler derslerine pek çalışmamışlar, ya da bu devirde hala ideolojik iktidarlara inanıyorlar” diyorum.
Biz de yakın geçmişe kadar kendini sol gösteren, ancak radikal olduğu bilinen bir ittifakın seçim kazanacağına ihtimal vermediğimizden fazla ilgilenmedik. Ancak öyle görünüyor ki, AB’nin halihazırda boğazını sıktığı Yunan halkı da radikal bir tepkiyle oylarını SYRIZA’ya yönlendirdi. Öyle ki, Yunanistan’da en güçlü görülen Yeni Demokrasi Partisi’ne bile 9 puan fark attı.
Radikal Sol Koalisyon SYRIZA, aslında bir çok solcu fraksiyonun birleşmesinden meydana geliyor. Maoculardan, Troçkistlere, demokratik sosyalistlerden, ekolojistlere kadar bir çok farklı gruptan oluşuyor. 2009 yılındaki genel seçimlerde sadece yüzde 4,6 oy alabilmiş. Ancak Yunanistan’ın ekonomik yönden iflası, AB aleyhtarı çıkışlarıyla bilinen SYRIZA’yı büyütmüş.
Halkın büyük desteğini alan tutumu, ekonomik duruşu.
AB ve IMF’nin kurtarma paketleri karşılığında şart koştuğu kemer sıkma politikalarını reddediyor. Yaptığı çok da mantıklı değil aslında.
Yunanistan, AB ve IMF’den borçlarını ödeme karşılığında aldığı kredileri bile har vurup, harman savurmuş bir ülke. AB’ye girdiğinde aldığı büyük miktarlarda tarımsal destek, traktör yerine Mercedes’lere gitmişti. Yunanistan'ın zeytinyağı pazarını İtalya ve İspanya kaptı. Beyaz peynir pazarını da yine Amerikan, Fransız, Danimarkalı şirketler ele geçirdi. Böylece Avrupa'nın diğer ülkeleri Yunanlıların ürün pazarlarını ele geçirip onlara kendi ürünlerini satmaya başladılar. Diğer taraftan mantıksız kamu yatırımları, bütçenin önemli bir gider kalemiydi. Bizdeki gibi üretimden kopan insanlar devlet kapılarında yığılıyordu. Hatırlarsınız, 5 ayrı daireden maaş alan devlet memurları ortaya çıkmıştı.
O zamanlar değil SYRIZA, kimse bu durumdan şkayet etmiyordu…
Ancak şimdi de bedel ödemeyi reddediyor, borçlarının silinmesini talep ediyor. Bedava elektrik, kira ve gıda desteği, ücretsiz sağlık hizmeti, bedava ulaşım, hatta asgari ücreti 751 Euro’ya çıkartmak gibi başka hayali projeleri de var…
Yani kısacası, SYRIZA’nın zaferi, konjonktürel ve tepkilere dayalı bir zafer. Korkarım kimseye de fayda getrmeyecek bir zafer.
Dış politika konusunda Avrupa’da bir istikrarsızlık unsuru olacağı endişesi var. Kıbrıs konusunda ise tek söylediği, “İşgal Sorunu”…
En önemlisi de koalisyonu, aşırı milliyetçi ANEL partisiyle kuruyor olması. Uzlaştıkları tek nokta, AB ve IMF karşıtlığı olarak görünüyor. Ancak, dış politika konusunda da, biri sol, diğeri aşırı sağ da olsalar, milliyetçi görüşleri örtüşüyor. Hatta İngiliz gazeteleri, SYRIZA’nın hızla sağa doğru savrulduğu yorumlarını yapıyorlar. Yunan Komünist Partisi’nin SYRIZA’ya hükümet kurma konusunda kapılarını kapatmış olmasını da bir kenara not etmek gerek…
Güney Kıbrıs bile neyle karşılaşacağını bilmiyor ve sonuca ihtiyatla yaklaşıyor. Türkiye’de de, bizde de, Güney’de de herkes umutlarını ve beklentilerini sıralıyor şimdilik.
O nedenle, kimliğindeki “radikal” ya da “sol” yaftalara bakıp, Yunanistan’daki yeni hükümete umut bağlamak çok da gerçekçi değil…
Bir de unutmamak gerekir ki, Yunanistan’da, bizi esas ilgilendiren Kıbrıs-Türkiye-Ege konularında, kimsenin geleneksel politikalar dışında hareket etme lüksü yok…
YERİN KULAĞI VAR
GÜN GELİR; TEKERLEK DÖNER:
“Kırgınlıklar ve dargınlıklar olabilir, Cumhurbaşkanlığı seçimleri halkımızın kırgınlıkları bir yana bırakacağı bir seçimdir” diyen Eroğlu, küskünlere mesaj vererek oylarını talep etti. Genel ve yerel seçimlerde yandaşlarına yönelik senaryoları hayata koyarken, gün gelip bu insanların oyuna muhtaç olacağını biliyordu. Şimdi bu çağrıların nedeni bu…
BAKIRCI’NIN MARSİLYA GEZİSİ GİBİ:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy, KKTC limanları ile ilgili yeni düzenlemelerden bahsediyor. Ama dikkat ettim, bunu “Özelleştirme” kelimesini kullanmadan yapıyor. Diğer taraftan, İskenderun limanını işleten bir özel şirketi yerinde ziyaret ediyor, övgüler yağdırıyor. Bu ziyareti de bir yerlere not edelim. Yarın öbürgün ihale açılırsa, lazım olur…
DERS ALMALIYIZ:
Eski Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nun Havadis Gazetesi’ndeki röportajı, siyasette geldiğimiz noktaya dikkat çekmesi bakımından oldukça önemliydi. Bakanlıktan ayrılmasına neden olan gerekçeler yerine, kimin bakan olacağı tartışmalarının yaşandığını, hatta kimilerinin, koltuğu bıraktığı için sevindiklerini söyleyen Arabacığolu, statükoya sahip çıkanları eleştirdi… Kısaca statüko galip geldi.
POPÜLİZM:
UBP, hükümetin yeni vatandaşlık yasa tasarısını eleştirerek, karşı olduklarını belirtmiş. İyi de, önüne gelene gollifa gibi vatandaşlık dağıtılarak, memleketin sorma gir hanına döndüğü de bir gerçek… Sırf üç-beş oy uğruna, KKTC’yi suç cennetine çeviren zihniyetler, bu söylemleriyle kime hizmet ediyorlar farkında mılar acaba…
KİMSE UMURSAMIYOR:
DAÜ’de ard arda gelen istifalar öyle görünüyor ki, kimsenin umurunda değil. Ülkenin göz bebeği üniversite günden güne kan kaybediyor, batağa doğru sürükleniyor ama, umursayan yok. Zaten umursasalardı, geçtiğimiz aylarda bakanlıktan istifa eden Arabacıoğlu’nun istifa nedenlerini araştırıp, çözüm üretirlerdi.Bizim hükümetin DAÜ politikası, “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” anlayışı üzerine kurulmuş…
ANLAMAKTA ZORLANIYORUM:
Yunanistan’da seçimleri kazanan radikal sol parti SYRIZA’nın bu zaferi bizdeki radikal grupları oldukça memnun etmiş anlaşılan. Seçim sonuçlarıyla birlikte selam yollayanlar, kazanmasını Kıbrıs sorununa bir ümit olarak görenler, utanmasalar zil takıp oynayacaklar. Yeni Başbakan’ın neredeyse yarın Derviş beyi Yunanistan’a davet edip, “İstediğiniz nedir, gelin anlatın da sorunu çözelim” bile diyebileceği moduna girdik. “Sosyalist” AKEL ve Hristofyas iktidarını çabuk unutmuşa benziyorlar…
ZİRVEDEKİLER
Cyprus Mail: Gazetenin 25 Ocak tarihli başyazısının başlığı “Politikacılarımızın fantazi dünyalarını terk etmeleri gerekiyor” şeklinde. Geçmişten bugüne tüm Rum politikacıların, Türkiye’yi ekonomik ve askeri alanda yenme gibi hayali hedefleri olduğu vurgulanan yorumda, sadece S-300’lerin Kıbrıs Rum halkına maliyetinin 200 milyon sterlin olduğu hatırlatılıyor. En son olarak da Rusya’ya askeri üs verme girişimlerine değiniliyor ve Türkiye ile onlarca milyar dolarlık anlaşmalar yapmak üzere olan Rusya’nın “Kıbrıs”a yardım edeceğini sanmanın gerçekçi olmadığı belirtiliyor…
DİPTEKİLER
DAÜ’deki Düzenleme, Meğerse Kaosmuş: Sağlık Bilimleri Dekanı ve Yardımcısı’ndan sonra, DAÜ’de İşletme ve Ekonomi Fakültesi öğretim üyesi ve eski rektör yardımcısı Prof. Dr. Halil Nadiri, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Halil İbrahim Yalın ve Yardımcı Doç. Dr. Ebru Öztürk ile 2 öğretim görevlisi daha istifa etti. İstifaların nedeni, demokratik olmayan yollarla atanan Rektör Vekili’nin akademisyenler üzerinde uyguladığı baskı. Vakıf Yönetim Kurulu her yaptığı işin yanlış olduğunu bal gibi biliyor ve tepkileri bastırmak için de atama Rektör Vekili eliyle mobbing yapıyor. DAÜ’nün ihtiyacı bu muydu? Özlenen düzenlemelerden kasıt bu muydu. Herhalde öyleydi. Şimdi memnundurlar herhalde…
































