Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TEPETAKLAK OLMAYAN NEYİMİZ KALDI?

“Gerçekleştirilip” işlerlik kazanması  dolayısıyla faydalı olması beklenen  ne varsa  eğer “zamanlamayı” beceremez   ve yerli  yerinde değerlendirilemezse hem cezaya yatar hem de faturasını en ağırından ödetir!

Nitekim Kıbrıs Türk halkı da bugünlere kadar gelirken  çözümü    gerçekleştirilememiş siyasi sorununun  devamından dolayı  hem  öylesi bir “gecikmişlik” yaşamaktadır hem de bu gecikmişliğin faturasını ödemek zorunda kalmaktadır.. Şöyle ki:                                                                 ***                                               48 YILDIR bu ülkede sadece geçen  “zamanları” tüketiyoruz!                                 Ve sadece geçen bu zamanların tüketimleriyle tükenmemizin  faturalarını ödüyoruz!                                                               Ki son hesaplamalarda  2 milyar TL’e dayanmışız ki işte şimdilerde   KKTC’nin çapına çok büyük gelen bu faturayı “yerel bütçe açığı”olarak okuyup  söylüyoruz!

Yani şu anda KKTC’nin maliyesi   “batık” bir gemiden farksızdır, Allah yolcularını koruya!                                                                                                   ***

TABİ ki bu rakamın   büyüklüğüne karşın tutun ki bir şekilde, geçmiş yıllarda olduğu gibi Ankara yine bir çare bulacak da 1974’lerden beridir sürüp giden bu mali sancılanmaların gelip giden hükümetler için azap Kıbrıs Türk halkı için de yıkım olmaktan  öte olmadıkları bir gerçek değil midir?

KALDI ki elan yaşanan gerçek daha vahim:  Şöyle ki KKTC maliyesi,  halkı ile çok parasızlık çekti ama TL’nin döviz karşısında bu kadar düştüğüne “1999 Bankalar Krizinden” bu yana belki ikinci kez tanık olmaktadır!                                            ***

FELAKET TELLALLIĞI YAPMAK haddim değildir. Fakat  aradan yarım asırlık bir süre geçerken devlet olarak kendi siyasi ve bütçesel  irademizle icraatımızın dışında oluşup, KKTC’i ahtapot kollarıyla saran sorunlar karşısında tevekkül göstermek de o kadar kolay olmuyor!

YANİ diyorum “Türkiye hapşırsa bizim zatürriye olmamıza” hiç de gerek yoktur!

YANİ diyorum anavatan-yavruvatan ilişkilerinde bu kadar olumsuz etkileşimlere de  gerek yoktur!

***

FAKATTT:  Her halde şunları söylemek hakkına da sahip olabilmeliyiz:

Mesela her yıl bir seçim yapmayı  bize Ankara mı emrediyor?

Dövizin işi aşı TL’yi vurduğu gerçeklerde karma oylar kalksın mı kalsın mı tartışmalarını yapmak zorunda mıyız?

Yarım asırdır hâlâ sürdürüp götürdüğümüzce çevre kirliliğinden yakınmak, yetersiz yollarda trafik kazalarında ölmek, çarpık yapılaşmalarla çirkinleşmek, uyuşturucu, fuhuş bataklıklarında boğulmak… Zorunda  mıyız?

***

Kİ ŞİMDİ DE BAŞIMIZA KARMA OYLAMAYI SARDIK! Tümden kaldırılsın demiyorum çünkü ben de müzmin bir “karmacıyım” ki “adam gibi adamları” oylayıp kazanmaları halinde Meclis’e girmelerinin hazzını yaşayım..

Ne var ki öteden beridir siyasi partiler oluşumları ve  aslında hiç olmayan “Sağ Sol fraksiyonlarla” memleketi parça körçe edenler için “bireysel iradeye” saygı olmadığındandır ki her devrede “karma oylama aforoz” edildi!

Bu kez de “tümden kaldırılsın” deniyor!                                     ***

ŞU YÖNDEN DOĞRU OLABİLİR: Eğer  önümüzdeki seçimlerde karma oylar mevcut uygulamasıyla kalacaksa “ilga edin gitsin” çünkü kimselerin içinden çıkamayacakları kadar karmaşıktır!

Böylesi bir  “karma oy kullanma sisteminin” özellikle yapıldığına inanıyorum ki “karmacılar” ne yapmaları gerektiğini anlayamadıkları için her hangi bir partiye mühür basmaya yönelsinler!

Nitekim şimdilerde de bakıyorum yine karma oylarlarla oynuyorlar! “Kalsın mı kalksın mı” tartışmalarında?                                                                 ***

ASLINDA en güzel oylama sandığı boykot ederek “oy kullanmamak” olmalı da henüz seçmenler olarak o raddeye gelmedik.           Bir gün ve tabi bu gidişle “parlamento dışı muhalefet” dediğimiz o seçmen tepkisini de göreceğiz…