Kör Kemaneci Andriko ile darbukacı Müntifiye Hanım birlikte çalgı çalarlar,
Düğünden düğüne koşarlardı.
O köy senin bu köy benim.
Hayatlarından memnundular…
…
Diğer çalgıcılar Ahmet Becerikli, Ahmet Altıparmak, Ahmet Nadide ve Mustafa Bağdadi ile Mehmet Ali Tatlıyay da adayı dolaşır,
Düğün dernek işlerinin eğlencesi olurlardı.
Hayatlarından memnundular…
…
Şamişici ve lokmacı Abdullah Dayı her sabah Girne Kapısı’ndaki dükkanını açar,
Müşterilerine kahvaltı hazırlardı.
Öte yandan, Hasan Mulla kahvelerini,
Paraşüt döner kebaplarını yetiştirmek için tatlı bir endişe içindeydiler.
Hayattan memnundular….
…
Çörekçi Minnoş çalışkan bir esnaftı.
Gün boyu çalışır,
Bayramlar geldiğinde neredeyse bütün Lefkoşa’ya çörek, ekmek ve tel kadayıfı yetiştirmeye çalışırdı.
Hayatından memnundu…
…
Lambasuyucu Ali Dayı arabası ile sokak sokak dolaşır,
Lambasuyu satar,
Rızkını bundan çıkarır,
İşinden ve hayatından memnundu…
…
Berberler de hayatlarından memnundular.
Berber Ahmet dükkanını erkenden açar,
Temizlik işlerini tamamladıktan sonra akşamın geç saatlerine kadar müşterilerine hizmet ederdi.
Hayat, muhabbet dolu ve güzellik içinde geçerdi…
…
Terzilerin hemen hepsi arı gibi çalışırdı.
Bir pantolon bir ceket diktirmek için haftalar öncesinden sipariş vermek gerekirdi.
Durum terzi Fehim’de de aynıydı, terzi Ali’de de, iğerlerinde de.
İşleri yetiştirme telaşı vardı.
Hayat bu marifetle kazanılırdı güzeldi…
…
Bandabuliya ve Arasta esnafı için de aynı şeyler söylenebilir.
Özellikle Cuma günleri neredeyse haftalık yeğmiye çıkmış olurdu.
Manavı, kasabı, dülgeri, kazaancısı, kunduracısı.
Onlar da gidişattan memnundu…
…
O dönemlerde Lefkoşa geceleri limon çiçeklerinin kokusuna gömülürdü.
Evlerde naftalin kokusu…
…
Kimsenin hayatını kazanmak için parti delegeliğine ihtiyacı yoktu.
Zaten partiler de yoktu.
Ne bir esnaf, ne bir tüccar, ne bir memur, ne bir işçi hiçbir yetkilinin kapısına gitme ihtiyacı duymazdı.
Sadece ayakları bağlı halde köylerden öğretmenlere getirilen canlı bir tavuk veya bir sepet köy yumurtası bir geleneğin göstergesi olduğu gibi,
Minnettarlığın ve öğretmene duyulan hürmetin de göstergesiydi.
Rüşvet değil…
…
Kasaplar da memnundu, polisler de…
…
Ömrünü mahallebi satarak geçiren Mehmet Ali Dayı da,
Sarayönü’nün ünlü isimlerinden Osman Gezer ile Boyacı Rauf da,
Otomobilleri temizlemekle hayatını kazanan Karanfilli Cemal da,
Ekmek paralarını yeterince çıkarır,
Kimseye minnet etmez,
Hayatı kahrederek yaşamazlardı; memnundular…
…
Memurlar bir üst mevkie geçmek için yalakalık yapmaz,
Kurallar ne ise o çerçevede görevlerini yapar,
Maaşları neyse yaşamlarını ona göre ayarlamayı bilirlerdi.
Ve kimse daha fazlasını elde etsin diye bir birinin kuyusunu kazmazdı…
…
Doğrusunu söylemek lazım,
Abartma yok,
Her şeye rağmen memleket,
Tepeden tırnağa güzeldi…
































