Köşe Yazarları

TEMPLOS’TA GÜN DOĞUMU


Önce yarasaların ince tiz kapı gıcırtısını anımsatan sesleriyle uyandım. Köye kulak kesildim. Bir köpek havlaması duydum. Sonra gece derin sessizliğine dönüyordu ki, bu defa da acı acı bir baykuş öttü. Öterken uçuyor olmalıydı ki canhıraş bağırışları önce eve misafir oldu ve sonra da dağ yönünde uzaklaştı.

Sabah saat 5’i birkaç dakika geçiyordu ki hocanın sesi ezan sesiyle bu kez yatağımdan kalktım. Zaten yarım saattir sağa sola dönüyor ama bir türlü uykuma ve yarım bırakmış olduğum rüyama geri dönemiyordum.

Hoparlörden yükselen hocanın sesine köpekler ulumaları ve havlamalarıyla eşlik ettiler. Bahçe duvarı üzerinde kaç dakikadır karşılıklı “maaavvvlaşan” kediler nihayet malumun ilanı olan ses ciyaklamalarıyla harekete geçtiler. Bu koroda eksik olan ne diye düşünüyordum ki; uzaklardan karanlıkları yırtarcısına ü, ürü üüü, ü,rü üüü diye horoz da ses verdi.

Nihayet hoca’nın ezanı bitti. Arkasından birkaç köpek daha havladı ve sustu. Köyün alacakaranlıkta yeniden döndüğü o derin sessizliği, güneş’i doğurtmaya hevesli horozun ötüşü yeniden bozdu. Horoz efendi baktı ki güneş doğacak gibi değil ötmeyi kesti ve Templos o muhteşem alacakaranlıktaki derin sessizliğine yeniden gömüldü.

Bin küsur yıl önce Templer şövalyeleri tarafından Beşparmak dağlarının eteklerine kurulmuş ve bundan dolayı köyde yaşayanların hala “Templos” ya da “Temroz” diye çağırdıkları “Zeytinlik” köyünün o insana huzur veren sessiz alacakaranlığına önce ana yoldan gelen birkaç araba sesi daldı. Az sonra “devamı geldi” dercesine bir kamyon gürültüsü köyün sessizliğini parçaladı ve şoförün “… al be o arabayı da gel!” diye böğürmesine tiz sesiyle  “araba nerde kardeşim?” sorusu eşlik etti.

Otobüslerin, beton mikseri taşıyan kamyonların delik deşik edip çukurlaştırdığı daracık köy yolları belli ki bu yükü artık taşıyamıyor.

Neyse kamyon gürültüyle uzaklaşınca Templos da bir kez daha yeniden o mistik sessizliğine dönüverdi.

“Hişt-hişt, hişt-hişt…” Kim bu karanlıkta hışılayan? Kuş mu yoksa başka bir canlı mı? Şimdi de hiştleyip hışılayan’a bahçemde vraklayan birkaç kurbağa ve uzakta öten horozlar eşlik etmeye başladı.

Saat 6’ye geliyorken ufuk kızarmış, artık gün de ağarmaya başlamıştı. Karanlık başını tamamen alıp gidince,  deniz yönünde gökyüzü siyahlarını çıkarıp, tül inceliğindeki kızıllarını giyindi. Güneyimde beşparmakların karaltısı gitti ve sıradağlar uzakta yangın mavisi, yakınımda koyu mavi ile yeşil arasında renkleri ve de tüm azametiyle bana yüksekten bakmaya başladı. Bu arada “köpekler korosu” yeniden ve çok daha gürültülü bir açılış yaptı.

Saat 6’dan sonra karşıki tarlada dev yaban zeytinin en tepesindeki birkaç dal kıpırdadı. Bahçemde ince uzun iki servi başından gövdesine kadar bir ileri bir geri hafif-hafif sallandı. Serin esinti kısa sürdü ve hava yeniden yaprakların kıpırdamadığı o ölgün ve durgun haline döndü.

Güneş hala ortalarda yok ama ufuk da kızarmış. Deniz yönündeki gökyüzü ebruriden açık maviye dönerken, üstümdeki gök kubbe gök mavisine dönüşmüş bile. Bahçemde servi, yeni dünya, limon, portakal ve mandarinin koyu yeşiline karşı zeytin, avokado ve guafanın açık yeşili ortaya çıkmış. Rengarenk cemileler ayaklanmış. Arılar çiçekleri sahiplenip vızıldamaya başlamış bile. Köyün meydanında Kıbrıs markası cami, sarı taştan tombul minaresiyle köyü gözetliyor.

Serçeler, bülbüllerle hiç durmadan atışıyor. Karga kalın ve akort isteyen sesiyle ötüşmelerine parazit oluyor. Güneş doğudan kızıl bir top olarak yükselirken, hem dağdan, hem de denizden gelen meltemin kıskacında ağaçların yaprakları şimdi daha hızlı sallanmaya başlıyor.

Ortalık ağarırken gecenin ve alacakaranlığın o derin ve mistik şövalye sessizliği de giderek kayboluyor. Serini vücudumda hissediyorum. İnsanoğlunun yok ettiği narenciye bahçelerine ve artık pek çoğunun yerinde yeller esen asırlık zeytin ağaçlarının yerine dikilen beton sitelere rağmen hala güzel ve bir miktar da bakir kalabilmiş Templos köyünde, yeni bir güne daha giriliyor.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı