Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Temiz ve Yeşil Kıbrıs…

Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği, bir doğa fotoğraf yarışması düzenlemiş.

Kazanana bir action camera hediye edeceğini duyuruyor.

Bu önemli değil.

Önemli olan, yarışmanın da bir parçası olduğu esas kampanya.

Kampanyanın adı “Clean and Green Cyprus” yani, Temiz ve Yeşil Kıbrıs…

Bizler içinde yaşayanlar olarak umursadığımız yok ama, bu küçücük ada, hem Kuzey’i, hem Güney’iyle gittikçe kirleniyor ve yabancılar da endişelenip, kampanya düzenliyor…

Son bir kaç yıl içinde, sosyal medyada bir çok sivil insiyatif kuruldu; sadece temizlik konusunda.

Mağusa’da kendilerine Herdaim Dostlar  adını veren gönüllüler, kendilerini temizlik işine verdiler.

Girne Anafartalar Lisesi öğrencileri, öğretmenleri Oya Kutsal’ın liderliğinde aynı faaliyeti Girne’de sürdürüyorlar.

Cumhurbaşkanlığı, sivil toplumla birlikte temizlik kampanyası sürdürüyor. Her bir kaç yılda bir belediyelerin yapmadığını halk kendi kendine yapıyor, genel emizlik yapılıyor ama nafile…

Ülkee, her geçen gün daha fazla kirletiliyor…

Sokaktaki çöp değil aslında tek kirliliğimiz, hayatımızın her alanı kirleniyor.

Türkiye’den mis gibi su geldi değil mi…

Öyle…

Ama ülkeyi asbest borulardan temizleyecek yatırımı yapmadığımız için, su kirli

Üretici, onca eğitime, onca denetime rağmen hala bile bile zehirli ürünü piyasaya sürüyor, yediğimiz içtiğimiz kirli…

Belediye, arıtması bozulunca atıkları doğrudan denize veriyor ve bunu bir hakmış gibi de duyurmaktan çekinmiyor, utanmıyor.

Oteller, denetimi hiç olmayan arıtmalarıyla denize atık pompalıyorlar. Hatta kış aylarında, sahillerinden doğrudan akıtıyorlar, denizler kirli…

Onca yasa, kural ve ceza yaptırımı olmasına rağmen, dağı taşı inleten eğlence yerlerine yasa işlemiyor, insanlar cinnet geçiriyor ama aynı bölgede yaşayan İçişleri Bakanı her nedense rahatsız olmuyor… Ses kirliliği her yerde…

Neden böyle diye düşünüyoruz hep birlikte. Ve tüm yollar, ülke yönetimine çıkıyor.

Bir; cezalar yetersiz, hatta komik, iki; zaten denetim yok…

Bunu yapması gereken ve yapmayan kim; siyasiler, ülkeyi yönetenler…

Ama en büyük kirlilik de orada…

Siyaset, her geçen yıl yeni skandallarla kirliliğine, kirlilik ekliyor…

Oysa onca tecrübeden sonra herkes biraz akıl koyup, siyaseti temizlemeli, kirliliğe sebep olanları siyasetten ayıklamalıydı değil mi?

Değil…

Sokağa çöp atma oranı ne kadar arttıysa, bu da o kadar arttı, eksilmedi…

Hatta şimdi geçmiştekinden daha pervasız, daha cesur, daha profesyonel oldu kirli siyaset…

Ne ilişkiler, ne işler duyuyoruz da inanamıyoruz hala…

Tabii ispatı olmadığı için de bir kaç hafta içinde unutulup gidiyor, yapanın da yanına kalıyor…

Böylesine kendinden geçmiş, doğaya, insana, en yakınında yaşayana saygısı olmayan, ben merkezci bir topluluğun hayatını temizlemesi kolay mı?

Değil tabii…

Demek ki, önce zihniyet temizlenecek.

Hayatın bir anlamda durduğu bayram günlerinde, durmayan, kafamızı sürekli meşgul eden şeyin kirlilik olması ne kötü…

Kurtulabilir miyiz dersiniz, yoksa artık ruhumuza mı işledi…

Ben umutsuzum. Hala kirlikten beslenenler olduğuna göre, zor…

Göreceğiz bakalım, yeni bir seçime az kaldı…

YERİN KULAĞI VAR

NE DEMELİYDİ?:

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın iki devlete dayalı çözüme ilişkin açıklamasının kabul edilmez olduğunu söyledi. İyi de sorunun bu noktaya gelmesinin suçlusu kim? Masada çözümü zorlamak yerine yokuşa süren, adanın geleceğinden çok kendi geleceğini düşünen kim acaba. Anastasiadis dün ne ektiyse, bugün onu biçiyor.

VAR MIYDI, YOK MUYDU?:

Vardı, yoktu diye çok tartıştık ama, FETÖ’nün KKTC’de hiç de küçümsenmeyecek bir örgütlenme içinde olduğu yavaş yavaş artık gün yüzüne çıkıyor. Özellikle polis örgütü içerisindeki örgütlenmesinin çözülmesiyle birlikte, birçok ismin daha tesbit edildiği, aralarında iş insanlarının da bulunduğu yüzlerce kişinin yakında deşifre edileceği iddia ediliyor. Sizin anlayacağınız Başbakan Özgürgün’ün “bizde yok” dediği FETÖ Terör örgütü önümüzdeki günlerde gündemimizi çok meşgul edecek…

VERİLER TAMAM DA, NEYE YARIYOR:

DPÖ yeni bir Hane Halkı İşgücü Anketi’ne hazırlanıyor. Anket, nüfusun tüketim harcamalarını, gelir durumlarını, istihdam, nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik karakterini belirliyor. Sonuçta, hem devlet birimlerine, hem iş çevrelerine hem de araştırmacılara veriler sunuyor. Sunuyor da, bu sonuçlara yönelik planlamalar yapılıyor mu? İşte herşey orada duruyor. Ülkenin sosyo-ekonomik yapısı ve ihtiyaçları ortaya çıktığı halde, siyaset bu dengeler içinde poltika üretmiyor. Çünkü planlı hareket eden bir idare, bir sonraki seçimde oy kaybedeceğinden korkuyor. Öyle olunca da kaybeden ülke oluyor…

DEVLET OLMANIN GEREĞİ:

Güney’deki Türk mallarıyla ilgili haberler üzerine Rum hükümeti, dokuz maddeden oluşan önlem paketi hazırladı. Öncelikle Türk mallarının yeniden sayım ve değerlendirilmesi yapılacak. Bir de bize bakın, tam bir iskan kaosu. Kapanın elinde kaldığı, hak sahibi olan ve olmayanlar bir yana, bugüne kadar onlarca el değiştirmiş Rum arazileri. Sonra kızıyoruz ama, biz bırakın devlet olmayı, henüz devletin envanterini bile bilmiyoruz…

BU YIL DA DEĞİŞMEDİ:

Okulların açılmasına sayılı günler kaldı ama, görünen o ki, yeni ders yılı her yıl olduğu gibi, yine sorunlu başlayacak. Okullarda birçok eksik hala giderilemediği gibi, öğretmen ve yönetici nakilleri de henüz belli değil. Herhalde kim bizden, kim değil onun hesabını yapıyorlar. Bu durumda yeni öğretim yılının kriz ve grevlerle başlayacağı kesin gibi.

ÜLKENİN İMAJI:

Ercan’a girişte yakalanan “tursit”, KKTC’ye ilk kez geldiğini belirterek, KKTC’de uyuşturucu madde kullanımının yasak olduğunu bilmediğini söylemiş. Bu illetin dünyanın her yerinde yasak olduğu gün gibi aşikar iken, “KKTC’de yasak olmayabileceğini” düşünmek bile aslında KKTC’nin dışarıdan nasıl göründüğünün, yani imajının en somut örneği. Casino, bet ofisler ve gece kulüplerinin tavan yaptığı bir ülkede, uyuşturucunun da serbest olduğunu düşünen biri, aslında pek de haksız sayılmaz…  

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Yıllarca yaşadığımız sorunlar vardır. Nerdeyse çözüm yollarını ezberlediğimiz konular. Çözemediğimiz için kronikleşen ve bir rende gibi bizi törpüleyen sorunlar. Son günlerin modasıdır bütün sorunlarımızı ithal sayarız. İrade koyup çözmek için de en küçük bir çaba sarf etmeyiz. Gönüllü bir teslimiyetçilikle aslında biz kendi kendimizi tüketiyoruz bu topraklarda.
Hem de gelecek nesilleri tehlikeye atarak…” 

DİPTEKİLER

Erhan Arıklı: KKTC’de milli değerlerden giderek uzaklaşıldığını eğitim sisteminin gayrı milli olduğunu ruhsuz, tarihine, milli kimliğine ve milli değerlerine uzak bir gençlik yetiştirildiğini savunan YDP Genel başkanı Arıklı; ‘Bugün uygulanan eğitim sistemimiz milli değildir. Bu eğitim sistemi ruhsuz, bencil, milli kimliğine ve değerlerine yabancı bir nesil yetişiyor. Bu eğitim sistemini çağdaş ve milli bir çizgiye getireceğiz’ dedi…