Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıTürkiye

Temcit pilavı

Burak Karataş

Şaşıran oldu mu? Ben hiç şaşırmadım.

Elbette müthiş başarılı bir devlet gibi hareket edecek, alakalı-alakasız pek çok misafiri ağırlayacak, lüks otellerde resepsiyonlar düzenleyecek, Cumhurbaşkanlığı’nda da resepsiyonlar düzenleyecek, Türkiye Cumhuriyeti’nde gelen “üst düzey” bu ekibi elimizden gelen en iyi şekilde karşılayacaktık.

Vallahi aksi de ne Türk töresine ne İslam kültürüne ne de bize yakışırdı. Sonuçta biz, dünyadaki yegane misafirperver insanlardan müteşekkil bir toplum değil miydik?

Yeri gelecek, kendimiz yemeyecek, içmeyecek ama misafirlere en ala yemekleri ikram edecektik…

Yeri gelecek, kendi halkımıza sunamadığımız su ve elektrik imkanlarını, bize o imkanları sağlayanların ayaklarına serecektik… Maksat gösteriş olsun…

Yeri gelecek, çürük çarık yollarımızı “bayramdan bayrama düzeltiriz” mantığı ve geleneğinin de katkısıyla “toparlar gibi” yapacaktık… Haa, sıcağa çare bulamadık bakın, Türkiye’den gelenler en çok bunda zorlandılar. Orada da işi Allah’a havale etme kolaycılığının serin gölgesine sığınırdık canım, ne de olsa 50 sene evvelinden bugüne kadar hiçbir hususta ileri bir adım atamadığımız gerçeğinin sindirilmesiydi mühim olan, “Anavatan Türkiye”, bize bu hususta muhalefetiyle iktidarıyla pekala yardımcı olabilirdi. Sıcağa bu uğurda birkaç saatliğine katlanmak, çok bir şey olmasa gerekti…

Evet, dünya döndükçe var olası Türkiye, bize bu hususta yardımcı oldu.

Şimdi ne haldeyiz? İlerledik mi? Ülkemiz tanındı mı? Huzur ve refahın kol gezdiği bir Kuzey Avrupa devleti mi olduk?

Yok canım, hem onlar “harici bedhahlar” değil midirler? (Dikkat ha, “bedbaht” değil, “bedhah”!)

‘Dahili olanlar’ da kendilerince yağ kavurdular ama faydalı hususlara da temas ettiler, mesela şu Türkiye’ye giremeyen vatandaşlarımızın konusu gibi… Takip etmelerini rica ederiz.

Bir de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği sözlerden sonra TMK ne kadar çalıştırılacak, onu merak ederiz. (Yoksa yine mi “yapıyormuş gibi” yapacaksınız?)

Mülkiyet konusunun temelini oluşturduğunu herkesin bildiği “Kıbrıs sorunu”, The Economist’in de dediği gibi, uzunca süreler çözümü arayacağa benzer…

O arada halkımız ülkenin neredeyse tüm kurumlarına inancını ve güvenini yitirmiş olsun, ne zarar…

Milli birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu günlerde, federal sistemin aleyhine tavır alaraktan; imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle olarak tasada ve kıvançta -yine- birlikte değil miyiz?