Bunca yıllık meslek hayatımızda, kulis bilgilerine güvenmemeyi öğrendik.
Yine de, Cenevre’de yapılan şu son zirvenin, Kıbrıs tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu da biliyoruz.
Bir kere, garantörlük sistemi 57 yıl sonra ilk kez masaya yatırıldı. Garantör devletler ilk kez 1959’da atılan o imzayı yeniden ele almak için biraraya geldiler. Belki kalkmayacak ama, bir düzenleme olacağı kesin…
Türkiye bir çok konuda yaptığı açılımlarla, Rum ve Yunan tarafını belli bir noktaya gelmeye zorladı. Bu kez masadan kaçan taraf olmama derdini Rumlar çektiler, daha da çekecekler gibi görünüyor…
Rum liderin tam da bu konuda Yunanistan’a ve kendi halkından gelen baskılara rağmen, süreci zirveye taşımak için insiyatif üstlendiğini de gördük…
Kıbrıs konusunun “özü” denilen konularda da bir hayli ilerleme olduğu bir gerçek…
Üstelik Annan Planı döneminden farklı olarak, bu kez uzlaşmayı kağıda döken BM uzmanları değil, Kıbrıs’ın kendi liderleri…
Evet, 2016 sonu doğal bir takvim olarak gösterilmişti.
Ama şu anda 2017’ye sarkan görüşmeler, zaten varolanın devamı.
Bundan çok değil iki ay geriye gidip baksanız, bu noktaya gelinmiş olması bile mucize.
Mont Pelerin hayal kırıklığından sonra epey vakit kaybedildi.
Ancak o gün bırakılan noktayla, bugün gelinen aşamayı karşılaştırdığınıda, ortalığın derlenip toparlanmış olması büyük bir başarı…
Yine burada Türk tarafının, yani Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının iyi niyeti, sürece asılması birinci etken… Bu bir diplomatik başarı…
Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sürekli olarak “Başarısızlığın adayı kalıcı böleceği” ifadesini tekrar etmesi ve en az bunlar kadar, uluslararası aktörlerin de bu kez gerçekten bir anlaşmayı istiyor olmaları diğer etkenler olarak sayılabilir…
Kulis haberlerine itimat etmediğimi söylemiştim. Ancak orada olan arkadaşların izlenimlerinden, bir mutabakata varılması mümkünken, özellikle Yunanistan’ın işi bozduğunu anlıyoruz. Bunun da nedeni, Rum ve Yunan tarafının masaya net bir şekilde gelmemiş olması. Bunca zaman sonra hala hazırlıksızlar.
Günü gününe tepkisel politikalarla hareket ediyorlar.
Bu durumda da gerçek anlamda bir pazarlık olamıyor…
Bundan sonrası için de en gerçekçi açıklamayı Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun yaptığını düşünmekteyim.
Şimdi tüm taraflar, kendi çalışma gruplarını oluşturup, hem yönetim güç paylaşımı, hem de güvenlik ve garantiler konusunda çalışmalar yapacaklar.
Önce 18 Ocak’ta Dışişleri Bakanlarının yardımcıları (teknik ekipler), sonra bakanlar, en son da başbakanlar (siyasi ekipler) biraraya gelecekler…
Hatta Çavuşoğlu’nun açıkladığına göre, bu toplantılar dünden itibaren de başlayabilirdi.
Yani Türk tarafı hazırdı…
Yunanistan’ın çekince koymasıyla ertelendi.
Yine de herşeye rağmen, ‘Cenevre’den sonuç çıkmadı’ diye telaşlanmaya ya da “gördünüz mü bir şey olduğu yok” diye sevinmeye lüzum yok…
Bu tarihi beşli konferans başladı ve devam edecek…
YERİN KULAĞI VAR
NE DİYECEKLER ŞİMDİ:
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan; dün hiç beklemediğimiz bir anda başka bir açılım getirdi; “Onlar orada 950 asker bulunduracak, Biz 650 asker bulunduracaktık. Aynen bunun devam etmesi lazım. Oradan tamamen Türk askerinin çekilmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Eğer Maraş’ı tamamen halkın istifadesine sunmak istiyorsanız bizim size teklifimiz var, Erenköy ile Güzelyurt arası birleştirilmek suretiyle burası Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’ne bırakılır, aynı şekilde açık Maraş-kapalı Maraş da Güney Kıbrıs’a bırakılır”… Erdoğan’ın bu açıklaması için, “tek bir asker bile çeklemez, tek karış toprak verilemez” diyen bizim refikler ne diyecek çok merak ediyorum…
AKINCI HARİTAYI BEĞENMEDİ:
Sözcü Barış Burcu, Akıncı’nın Rum haritasını beğenmediğini ve bunu BM’ye ilettiğini söyledi. Tahmin edilebileceği gibi, taraflar pazarlıkta en yüksek marjı ortaya koydular. Çünkü bu sürecin ilk haritasıydı… Kimse de haritaların diğer tarafça hemen kabul edileceğini beklemezdi. Nitekim dün Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Erenköy-Güzelyurt bağlantısı ve Maraş konusunda ortaya koyduğu öneriler de yeni. Umarız pazarlık konusunda bu ivme devam eder.
BİLDİK SENARYOLAR:
Rum ve Yunan tarafları belli ki hala aynı kafadalar. Cenevre’de de yine bu ikilinin ayak oyunlarıyla süreç sekteye uğradı. Yunanistan Dışişleri Bakanı masaya konan önerileri değerlendirebilmek için süre istedi. İyi de Cenevre’ye gelirken nelerin olabileceğinin hesabını kitabını yapmadı mı? Yıllardır hep bildik ayak oyunları, ne zaman ki iş ciddiye biner, sıyrılmak için bir bahane uydururlar…
FİNLANDİYA’YA BAK:
Türkiye’ye giden Finlandiya Dışişleri Bakanı Timo Soini, “Bir dakika bile kaybetmemeliyiz. Artık beklentiler yükseldi. Hal böyleyken süreci yanlış şekilde sonlandırmamalıyız” demiş. Uluslararası toplumun çıkarlarının bu kez Kıbrıs sorununun çözülmesinden yana olduğunu anladık. Suriye’deki savaş, Türkiye’nin rolü ve enerji konusu bu kez onları değişik davranmaya itti. Hepsini anladık da, Finlandiya’nın bu kadar ısrarlı olması tuhafımıza gitti…
AMAÇ ÜZÜM YEMEK DEĞİL:
YDP, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı BM’ye teslim ettiği harita için, hangi hak ve yetkiyi kullanarak masaya koyduğunu, bunun için Meclis’ten yetki alıp almadığını sorgulayarak, Anayasayı çiğnemekle suçladı. Peki ama, bugüne kadar gelmiş geçmiş hangi başkan böyle adımlar atarken Meclis’e danışmış söyler misiniz? Denktaş, Talat ve Eroğlu, hangisi böyle bir durumda Meclis’ten yetki istemiş. Ama gördüğüm kadarıyla sizin amacınız üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek…
NASIL KASA :
BM, hem Türk tarafının, hem de Rum tarafının verdiği haritaları kasaya kilitlemiş. Ama kasaya kilitlendiği söylenen haritalar ortalıkta uçuşuyor. Gazeteler, internet siteleri haritalardan geçilmiyor. Ya birileri sızdırdı ya yayınlanan haritalar yanlış ya da kasada sorun var…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Sarayönü’nü kaynatır gibi, Cenevre’yi kaynattılar. Liderlerini protesto ettiler. Küsüp yemeğe katılmadılar. Açıklamalar yaptılar; ta Cenevre’de görüşmecilerini yerdiler. Kimisi çekip kaçtı. Kırmızı çizgileri falan varmış dediler. Çok geriye düşmüşler. Büyük tavizler vermişler. Nasıl olur da her şey bitmeden harita verilirmiş diye küplere bindiler…”.
DİPTEKİLER
Karşı Tarafın Hala Somut Planı Yok: Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Christodoulides teknokratların “somut ve ayrıntılı” bir rapor için çalışacaklarını söyledi. Esas sorun da bu zaten. Rum-Yunan tarafı uluslararası bir zirveye gelirken bile elinde somut bir düşünce yok. Cenevre zirvesi onları daha somut olmaya iter mi, göreceğiz…
































