Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tek bir cümle ama öyle önemli ki…

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’ın önceki gün Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası söylediği tek bir cümle…

“Yüksek Öğretim Kurumlarına verilen teşvik , muafiyet ve istisnaların daraltılması ile alakalı Değişiklik Yasa Tasarısı Meclise gönderildi. Aynı şekilde Turizm içinde çalışmalar devam ediliyor”.

Benim gibi kafasını bu ülkenin gerçekte varolan, ama görmezden gelinen gelir kaynaklarına ulaşması adına cesur bir karar…

Bazılarının Parti programlarında da var, ama en önemlisi, Hükümet Programında da var.

Defalarca, defalarca buradan yazdığım, saygı duyduğum bir çok ekonomistin dile getirdiği bu konuyu yeniden detaylandırmaya hiç gerek yok.

Söylenecek söz kalmadı artık…

Eğer sonsuza kadar dış yardımla yaşamak istemiyorsanız, ülkede bir değer yaratılabilmişse, ondan payınızı alacak, kendi kendinize yetmenin yolunu bulacaksınız.

Hep söyledim. Bu bir cesaret işi.

Bu ülkede siyasi partiler, yaşam kaynaklarını sermayede buldular. Onsuz var olamayacakları düşüncesinde oldular… Bu da bir al-ver meselesiydi.

Bir sektörü niye desteklersiniz?

Gelişsin, kalkınsın, ülkenin refahına katkı yapsın diye değil mi?

Bizde tersi oldu.

Sınırsız destek, karşılığında devleşen sektörler, fakirleşen devlet.

Ama o koruma hiç bitmedi.

Devlet alması gereken gelirden hep feragat etti.

Aralarında “sosyalist” dünya görüşüne de sahip partiler olan bu hükümet de bu devrimi gerçekleştiremezse, hiç gerçekleşmez.

Şimdi herkese düşen bu kararı desteklemektir.

Hem uygulamaya geçsin, hem de başka bir zihniyetin iktidarında eskiye dönülmesin diye…

AKINCI’YA YÜKLENİNCE TAMAM MI?

Son günlerde, Kıbrıs konusu gerçek tartışma mantığından çıkarıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya yüklenme olayına dönüştü.

Bazıları cumhurbaşkanlığı seçimlerini kendi yol haritalarında öne almış görünüyor.

Oysa seçimlere daha 2 yıl var.

Ve Akıncı, şu anda devletin başı.

Önünde başlaması tartışılan bir süreç ve onun ağırlığı var.

Belki bir yol ayrımındayız.

Beki yeni fikirleri tartışmamız gerekiyor.

Etrafımızdaki gelişmeler ciddi.

Kıbrıs konusu bizim pek de dahlimiz olmayan bir yolda sürükleniyor.

Böyle bir durumda, konunun diğer boyutları bir kenara bırakılarak, sadece Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda müzakerecinin tartışılmasıyla, sağlıklı bir tartışma ortamı yaratılması mümkün müdür?

Yıpratılmaya çalışılan sadece Akıncı’nın kendisi değil, Kıbrıs konusunda Türk tarafının elidir de aynı zamanda.

Türk tarafında oluşacak bir zaafiyeti bekleyenlere bu fırsat verilebilir mi? Vizyon bu mudur?

Yoksa amaç tartışmaları önlemek, gündem değiştirmek midir? Mesela Akıncı’nı çekilmesini sağlamak, erken seçimi sağlamak mıdır? Bu kadar bencillik, çıkarcılık olabilir mi? Hem de Kıbrıs konusu üzerinden.

Ya da şimdiden toplumu kamplara bölmek mi?

2 yıl süreye bu ağırlığı taşıyabilir mi bu toplum?

Üstelik de böylesine sığ, seviyesiz bir yöntemle elde edilecek sonucun kime yararı olur ki?…

YERİN KULAĞI VAR

DURUM BU:

Kıbrıs meselesinin uluslararası boyutu, çıkacak doğal gaz ve onun güvenliği meselesine dönüştü. Hayat sahaları yeniden çiziliyor. Rusya da tutumunu ortaya koydu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova  gelişmeleri “tehlikeli” olarak niteliyor ve “Ada’nın daha fazla askerileştirilmesi ve ABD ile NATO’nun dahil olduğu planlar Kıbrıs’ın kendisi için kaçınılmaz bir şekilde tehlike ve istikrarsızlığa yol açacaktır. Moskova’nın bu Rusya karşıtı planları göz önünde bulundurmaktan başka seçeneği yoktur”  diyor. “Kıbrıs konusunda ne oluyor” diyenler için yeterli bir özet aslında. Biz daha “gevşek mi, değil mi” diye tartışmaya devam edelim…

NEDEN OLMASIN:

Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun son günlerde Kıbrıs konusundaki açıklamalarında bir artış var. Özellikle Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yönelik sert eleştirileri, sanki de 2020’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık gibi. Sağdaki aday boşluğu, kurultay sürecinde Eroğlu’nun Tatar’a verdiği destek düşünülürse, Eroğlu UBP ve sağın ortak cumhurbaşkan adayı neden olmasın…

DOĞA İNTİKAMINI ALIYOR:

Birkaç gündür ülkeyi etkisi altına alan yağmur bir çok bölgede felakete neden oldu. Plansız ve denetimsiz bir yapılaşmanın, sel sularının akacağı dere yataklarının önünü kapatmanın sonucunu yaşıyoruz aslında. Ve ne yazık ki yıllardır bu felaketleri yaşıyoruz her yağmur yağdığında. İnsan eliyle bozulan doğa, şimdi itikamını alıyor aslında…

 

8 GÜNDE 40 ŞİKAYET: 

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi çerçevesinde Polis Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Polis Şiddetle Mücadele Birimi’ne 8 günde 40 şikayet yapılmış. Yani günde 5 şikayet. Şimdi bu iyi birşey mi, kötü birşey mi acaba. Bence önemli olan, bu şikayetlerin sonucunun ne olduğudur…

CİDDİ BİR ÖNERİ:

Gazeteci Hıncal Uluç, köşesinde sanal kumardan bahsediyor ve “Siber suçlar bir ucu Uzak Doğu’da, öbür ucu Kıbrıs‘taki uluslararası mafyanın işi” diyor. Artık herkes gözü kapalı bizi işaret ediyor. Uluç yazısının devamında cep telefonlarına gelen sanal bet reklamlarından bahsediyor ve ‘cep telefonu şirketlerinin bunların reklamlarını yaymasının önüne geçilmeli’ diyor. Sağlam bir öneri…

AMAN DİKKAT:

Lefkoşa Belediyesi bugün için vatandaşları özellikle 12:00-14:00 saatleri arası fırtına ve şiddetli yağış için uyarıyor. Meteoroloji Dairesi böyle bir tahminde bulunmuş. Bu tahminler genelde pek tutmaz, fırtına derler güneşten yanarız çoğu zaman ama, yine de dikkatli olmakta fayda var, ya tutarsa diye…

ZİRVEDEKİLER

Sami Özuslu: “Bol beton demek, az toprak demek. Altyapı yetersiz olursa eğer, su tahliye edilemezse biriktiği yerden ve bir de toprak yoksa suyu çekecek, böyle olur işte!..Kentlerde toprak kalmadı. Parklar, bahçeler, yeşil alanlar yetersiz. Ağaç neredeyse yok. Hal böyle olunca su nereye gidecek? Yanlış ekonomik düzen, plansızlık, bilim ve akıl dışı işler, rantı her şeyin önüne koyma arsızlığı ve dahası…Çevre duyarlılığında tipik bir ‘geri kalmış bir toplum’uz, hepsi bu!…”

DİPTEKİLER

Lefkoşa Devlet Hastahanesi: “Sağlık mı? İnsan hakları mı? Hastanenin girişi havuz gibi… Tavandan sular akıyor; yerlere ‘AYIP’ kelimesi az kalır… Koltuklara bir bez kaplatmak o kadar zor mu geliyor bu devlete? Oraya buraya gidip hiç çözülmeyecek olan meselelere harcanan paralarla insanlara değer verip Lefkoşa Devlet Hastanesi’ni bir toparlardınız!!!” (Sosyal Medyadan)…