Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tehdit gibi açıklama

Önce okudum, şaka sandım.

Müzakereci Ergün Olgun, Havadis’ten Baykan Gürses Özdağ’a verdiği röportajda, Rum tarafına
gözdağı veriyor.
Nedir o gözdağı?
Baykan soruyor:
“Kıbrıs Rum tarafı, Navtex varken masaya gelmeyeceğini duyurdu”
Ergün Olgun bu soruya şu yanıtı veriyor
“Yarın oraya platform geldiğinde ve kazı başladığında düşünmesi gerekecek.”
Bana göre bu cümle, yetkili bir ağızdan ilk kez bu kadar etkili bir şekilde dillendiriliyor.
Bu mesaj net.
Rum tarafına iletilen mesaj şu:
“Bugün Barbaros Hayrettin’in varlığı ve Navtex’in yayınlanmasından rahatsız olanlar, yarın, Kıbrıs Türk tarafı adına Türkiye tarafından bölgede kurulacak bir platform ve başlayacak kazı çalışmalarına hazır olsunlar.”

İki yaka bir araya gelmez
Öyle bir noktada ki Kıbrıs sorunu.
Daha da iki yaka bir araya gelmez.
Ne Rum tarafı NAVTEX varken masaya gelir…
Ne de Türk tarafı sırf Rum tarafı masaya gelsin diye Navtex’ten geri adım atar.

İpler iyice gerildi.
Güç gösterisi var.
Oysa sorun masada duruyor.
Kıbrıs sorunu çözüm bekliyor.
Tarafların yaşadığı mağduriyet, yönetenlerin “egemenlik” kaygılarından daha mı önemsiz?
Ortam gerildikçe geriliyor.
O kadar ki, müzakereci Ergün Olgun, “Barbaros Hayrettin Paşa Sismsik Araştırma Gemisi daha buz dağının görünen yüzü” imasında bulunuyor.
Rum tarafına deniyor ki, “Sen masaya gelmezsen, bu kez platformu oraya kurar, kazı çalışmasına da başlarız…”

Ortak akıl masada yok
Ortak akıl masada yok.
Zaten liderler de yok.
Zaten müzakereciler de görüşmüyor.
Rum tarafı, “bizim de akımız olan doğal kaynaklar” konusunda “egemen benim” diyerek, istediği gibi davranıyor.
Türk tarafı da, “Biz de egemeniz” diyerek, Türkiye’nin bu alandaki gücünü devreye koyuyor.
Süreç uzuyor.
Çözümsüzlük sürüyor.
Çözüm istemeyenlerin ekmeğine bal sürülüyor.
Sadece güneyde değil…
Kuzeyde de statüko devam ediyor.
Birileri bu statükodan memnun, yaşamaya devam ediyor.
Nesiller eriyor…
Çözümsüzlük sürüyor.

Mustafa Yeşil, şaka herhalde

Su İşleri Dairesi Müdürü, emekliye ayrıldı.
Daire, 40 yıldır, teknik isimler tarafından yönetiliyor.
Şu anda da daire bünyesinde, iş bilen, dairede yetişen ve dairenin faaliyet alanlarında uzman olan 35 yıllık, 20 yıllık, 15 yıllık çalışanlar var.
Ancak, son dönemlerde bir isim daire müdürlüğü için dolaşıyor.
Mustafa Yeşil.
Kimse yanlış anlamasın.
Çevre Bakanı sayın Hakan Dinçyürek, Mustafa Yeşil’i özel kalem müdürü yapsın…
Bakanlık Müdürü yapsın…
Hatta müsteşar yapsın…
Hiç itirazım olmaz.
Ama Su İşleri Dairesi Müdür olacaksa…
İtirazım var.
Türkiye’den su gelme aşamasında…
Daire bu kadar yoğun ve karışık iken…
Bu alanda tecrübesi olmayan…
Bakana yakınlığı dışında Su İşleri Dairesi ile alakası olmayan bir isim, yeni süreci yönetebilir mi?
Atanma yazısının yazıldığına yönelik bir iddia var.
Bu aşamada, riskli olduğunu düşünüyorum.

Tepki sert olur
Dairenin 40 yıllık bir geleneği var.
Bugüne kadar hep teknik uzmanlar tarafından yönetildi.
Bu geleneğin bozulması risk taşır.
Yetmedi, hangi uzman, işin ehli olmayan birinin atanmasını içine sindirir?
Aynı performansla çalışır?
Daire içerisinden aldığım izlenim, daire dışından yapılacak bir atama huzursuzluğu da beraberinde getirecek.
Asrın projesi öncesinde, bakanlık riskli bir adım atmaya hazırlanıyor.
Umarım şakadır…