Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
DünyaKıbrısKöşe Yazarları

Tayyip Erdoğan’ın değişimi, Kıbrıs’ta neler olacak

Erdoğan Özbalıkçı

Akıllı politikacılar, dünyayı iyi tahlil edip, döneme göre politik manevralar yapabilen politikacılardır. Tayyip Erdoğan özellikle dünyada oluşan yeni çelişkileri iyi okuyan ve buna uygun siyasetlerle aktif politikalarla dünyada söz sahibi olmayı bilen NADİR LİDERLERDENDİR.

Son iki yıldır Erdoğan, DÜNYADA UZLAŞMAYI SAVUNAN bir lider profili ortaya koymaktadır.

Ukrayna- Rusya savaşında tarafsızlık politikasını iyi oynamasının sonuçları ortadadır:

Her iki ülke, aralarındaki savaşın yarattığı problemleri ve bunları nasıl çözmelerinin mümkün olacağını Türkiye’de tartışmaktadırlar.

Bu sorunun Türkiye’de tartışılması hem Türkiye’nin hem de Erdoğan’ın dünyadaki görünümüne pozitif bir etki yaratmaktadır.

Erdoğan İsrail- Filistin çatışmalarında ilk günden itibaren Filistinlilerin yanında durmuştur.

İsrail’e son birkaç yıldır en büyük eleştirileri yönelten dünya liderlerinin başında Erdoğan gelmektedir.

İran- İsrail çatışmasında İsrail’in yayılmacı politikalarına aktif karşı çıkan nadir dünya liderlerinin başında Erdoğan’ı görmekteyiz.

Erdoğan sadece DIŞ DORUNLARDA DEĞİL, Türkiye içerisindeki sorunlarda da , farklı bir çizgi izlemeye başlamıştır.

Kürt sorunu Türkiye’de hem insan kayıpları, hem maddi kayıplar, hem de demokratikleşmede KANAYAN BİR YARA durumundaydı.

Devlet Bahçeli’nin çağrısından sonra, Erdoğan Kürtlerle savaş yerine, UZLAŞMA ÇİZGİSİNİ esas alan yeni politikalara yönelmiştir.

Kürt sorunu, 3 Trilyon doların üstünde bir kaynağın üretim yerine savaşa harcanmasını yaratmıştı.

Şimdi uzlaşma devam ederse, bu kaynak ülke içerisindeki kalkınma hamlelerinde kullanılacaktır.

Tayyip Erdoğan’ın bu hamleleriyle Erdoğan, dünyada savaş yerine Barış’ı isteyen bir lider olarak ortaya çıkmaya başlayacaktır.

Ancak bütün bu görünümü bozacak bir tehlikenin de olduğunu mutlaka dikkate almalıyız.

Zaten İsrail Dışişleri Bakanı, Erdoğan’ı bu noktadan eleştirmiştir.

Bu ana nokta, Kıbrıs Sorununun çözümünde son yıllarda Erdoğan’ın adımlar atmamasıdır.

Kıbrıs sorunu devam ettikçe, Erdoğan’ın AB ile olan ilişkilerini normalleştirmesi mümkün olmayacaktır.

Erdoğan bir dünya lideri olmak istiyorsa, tüm dünyada savaş yerine işbirliğini savunuyorsa, Kıbrıs Sorunu konusunda daha uzlaşıcı ve kucaklayıcı bir çizgiye yönelmelidir.

Zaten  federasyon tezi Türk tezidir. Erdoğan 2004 tte  Annan Planında bu tezi UBP ve DENKTAŞ’a rağmen, Türkiye’deki DERİN DEVLET’e rağmen desteklemişti.

Montana  Sürecinde de Federasyon temelinde birleşmeyi savunan Türkiye, Rumların MASA BAŞINDAN KAÇMASI üzerine , dünyanın kabul edemeyeceği “EŞİT EGEMEN İKİ DEVLET” tezini savunmaya başlamıştır.

Değişen dünya koşullarında, Türki Cumhuriyetlerin bile kabul edemediği bu tezin Kıbrıs Türklerine ve Türkiye DIŞ POLİTİKASINA  büyük zararlar verdiği açıktır.

Tayyip Erdoğan tüm dünya sorunlarında ve içteki KÜRT SORUNUNDA, UZLAŞMA VE İŞBİRLİĞİ siyasetini savunurken, KIBRISTA BÖLÜNMEYİ SAVUNAMAZ.

Temmuz ayında BM önderliğinde 3 GARANTÖR ÜLKE VE KIBRIS TÜRK VE RUM TOPLUM LİDERLERİ toplantısı yapılırsa, Türkiye bu toplantıda daha uzlaşıcı bir çizgi ortaya koymak ZORUNDA  KALACAKTIR.

Diğer bir ihtimal ise Türkiye’nin bu toplantıya gitmekten vazgeçmesidir.

Böyle bir durumda, Erdoğan’ın son iki yılda dünyada çizmeye çalıştığı, BARIŞÇI, UZLAŞTIRICI lider görünümü de ortadan kalkacaktır.