Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TAVİZ VERMEYE HAZIR MIYIZ?

20 Temmuz konuşmalarındaki hamaset cümlelerini çıkarırsanız Türk tarafının verdiği mesaj şudur; “Biz ilanihaye sürmeyecek, bir takvime bağlanmış görüşmeler istiyoruz. Takvimli görüşmelerin sonucunda ortaya çıkacak anlaşma referanduma sunulsun…”
Bu görüş aslında 2004 yılında denenmişti.
Zamanın liderleri Denktaş ve Papadopulos’un bütün itirazlarına rağmen Türkiye, Yunanistan, BM, ABD ve nihayette Batı dünyasının bastırmasıyla Annan planı takvime bağlanmış, müzakereler sonucu 4 kez değiştirilmiş ve tarafların anlaşamadığı noktaları BM uzmanlarının tamamlamasıyla 24 Nisan’da referanduma gidilmişti.
Türk tarafının pozisyonu budur.
Rum tarafı buna şiddetle karşı çıkmaktadır.
Takvimlemeyi boğucu baskı olarak görmekte, referandum tarihinin belirlenmesi halinde Türk tarafının yeterince uzlaşıcı olmayacağını düşünmektedir.
Bu nedenle takvime karşı çıkmaktadır.
Aslında Rum tarafının örtülü niyeti şudur; Annan planı Kıbrıslı Türklere çok haklar veriyor, Kıbrıslı Rumları da mağdur ediyordu. Bundan dolayı Rum halkı büyük çoğunlukla Anan planına hayır dedi.
Şimdi Rum halkının isteklerini de dikkate alan bir uzlaşmaya varılmalı.
Peki Rum halkının istekleri nedir?
Veya bir başka deyimle Türk tarafı Annan planından daha fazla ne taviz vermelidir?
Akla hemen gelen toprak ve mülkiyettir.
Annan planında Türk tarafına yüzde 29 toprak bırakılıyordu. Bu yüzde 20’lere düşsün.
Harita bazında Lefkoşa-Mağusa anayolu yeni sınır olsun.
Bilakis batıda Lefkoşa’dan ÖDTÜ kampüsüne gidecek yol sınır olsun.
Mülkiyette tüm göçmen Rumlara geri dönüş hakkı verilsin. İsteyen 1974 öncesi mülkiyetine geri dönsün. (AKEL dahil Rum liderliği “aslında çoğu dönmeyecek” diyor ama garanti de veremiyor) Garanti ve İttifak Anlaşmaları iptal edilsin, Türk askeri tamamen adadan çekilsin.
Yeni kurulacak devletin yönetsel yapısına ilişkin Rum görüşlerine hiç girmiyorum.
Çünkü toprak, mülkiyet hakkı ve garantiler noktasında istediklerini alırlarsa yönetim konusunda “cömert” davranabilirler.
Peki Türkiye’de ve Kıbrıs Türk liderliğinde Rumların istediği bu tavizleri verecek irade var mıdır?

***

Konuları tek tek ele alacak olursak;
Yüzde 29 toprak yüzde 23-yüzde 25 aralığına düşürülebilir.
Doğuda Mesarya’nın bir bölümü, Batı’da Annan Planı’ndaki haritaya ek Yılmazköy ovaları da Rum tarafına bırakılabilir.
Karpaz’da oluşturulacak bir kantonla Rum tarafı toprak açısından tatmin edilebilir.
1959-1960 Garanti  ve İttifak Anlaşmaları Rum tarafının isteği doğrultusunda iptal edilebilir.
Türkiye’nin sadece Kıbrıs Türk Devleti’nin garantörü olacağı böylece her iki tarafın da tatmin edileceği bir garanti sistemi kurulabilir.
Mülkiyet ve geri dönme hakkı noktasında Annan Planı’ndaki çözümden çok daha büyük sorunlar yaşanır.
Çünkü aradan geçen 40 yıllık zaman diliminde Kuzey’de Rum mülkü üzerine on binlerce bina inşa edildi. Bu binaların yıkılması ve toprağın Rum sahibine iade edilmesi mümkün değil.
Bu konuya Annan Planı’na benzer bir çözüm bulunması kaçınılmazdır.

***

Müzakerelerde tarafların karşılıklı taviz vermesiyle bir anlaşma metninin ortaya çıkacağı gerçektir.
Müzakerelerde taraflar değil taviz verme bir birlerine karşı sinir bozucu öneriler sunmakta ve anlaşmaya varma yerine bir birlerinden uzaklaşmaktadırlar.
Ve bizi de yarattıkları bu durumu konuşmaya zorlamaktadırlar.
Önümüzde iki seçenek vardır.
Ya bize dayatılan “bunlarla anlaşma olmaz” karamsarlığını kabul edeceğiz ya da vermeye hazır olduklarımızı masaya koyup almak istediklerimizi talep edeceğiz.
Yoksa bu topraklarda daha çok tanklı, toplu, uçaklı kutlamalar yapılır.
Her iki tarafta da…