Köşe Yazarları

Tatil modunda bir hükümet…


Sanki hiç derdimiz yokmuş gibi, bakanlar gönül rahatlığıyla geziyor.

Bugün itibarıyla Türkiye’de olan bakan sayısı 4…

Her dönem bu seyahatlerden şikayet ettik ama, bu kadarına da pes artık.

Seyahat trafikleri, “resmi” ziyaret olayını çoktan aşmış. Dernek, kurum, kuruluş, festival, yayla ziyareti.

E, yetti yahu…

Memleketin sorunları dağ gibi.

Vatandaşın geçim sıkıntısını, piyasanın kıpırdamamasını, alacaklıların ellerinde çeklerle beklemesini bıraktım.

Onlar zaten boylarını aşar.

Ama en azından Meclis’in açılmasına çeyrek kala, hiç olmazsa bekleyen yasalarla ilgilenseler, hal yasasıydı, kamu reformuydu, alacakların takibiydi, her neyse, hazırlıklarını yapsalar. Yenilerini hazırlasalar.

Yargının en başındakilerin feryatlarını duysalar mesela. Öyle tepeden “bakıyoruz, ilgileniyoruz” diyeceklerine, somut bir şeyler yapmaya çalışsalar. Çare üretmeye gayret etseler. Yolsuzluk, yasa dışılık, usulsüzlük fırtınasında alınacak önlemleri düşünseler.

Kaçağa göçeğe, kayıt dışılığa, düşen turist sayısına,  yaklaşan kışa, azaba dönen trafiğe kafa yorsalar.

Sonra ortada takvimlenmiş bir yeni protokol var mesela. Şu anda nefes almadan çalışıyor olması gerekir hepsinin de. Eylül’de yapılması gerekenlerden tek bir tanesinin yapıldığı açıklanmadı.

Yoksa yine mi o bildik kurnazlık?

Yine mi imzalar arşive manşet olacak?

Hangi çalışma başladı, hangisi ne aşamada, yetişecek mi, yetişmeyecek mi, ben bile defalarca sordum buradan. Ne bir bakan çıkıp yanı verdi, ne de 100 gün basın toplantısında değindiler.

Para geldi geliyor rehavetinde bu tatil modu ne zaman bitecek?

Hiç uğraşamam ama, vakit ayırsam da göreve geldikleri günden beri yaptıkları yurt dışı seyahatleri sıralasam, eminim dehşet bir sonuç çıkacak.

Onlar orada burada gezerken, her gün birkaç yerde grev. Okullar öğretmensiz, öğrenciler son dakika telaşıyla gönderildikleri başka okullarda çaresiz, hastanelere girilmez, cezaevi dolmuş taşmış, mehkemelere salon, yargıç yetmiyor, suç almış yürümüş…

Dahası kasa boş, yılın sonu görünmüyor… Hani gelir artırıcı düzenlemeler? Teşvikler, destekler, sübvansiyonlar. Onlara da imza attılar. Tık yok. Yapa yapa, kıyıları işgal edenlerden daha çok para alma kararı vermişler. Daha da ileri gidemediler.

Birkaç enkaz edebiyatı lakırdısı, biraz şişirilmiş umut, bol bol kabul-ziyaret fotoğrafı.

Bu mudur? Hani hesaplar soracaktınız, hani bir önceki hükümeti yerden yere vururken şunu da bunu da yapacaktınız…

Böyle mi? Gezerek? E vatandaş da seçim günü geldiğinde gezmeye gidecek o zaman. Tabanınıza bir sorun isterseniz, artık işi gırgıra vurmuş, dalga geçiyorlar.

Sadece vatandaş değil. Bakın buradan söylüyorum, hani gelirken güvendikleri dağlar vardı ya.

Bu sefil görüntüden sonra o dağların desteği aniden arkalarından giderse hiç şaşırmam. Eğer “parayı alalım da tamamdır” havasındaysalar, çantalarını şimdiden toplamaya başlasınlar.

Kefalet de bir yere kadar…

YERİN KULAĞI VAR

ANKARA’DA “ÇATI ADAYI” ZİRVESİ Mİ?:

Şu Ankara ziyareti zamanlama bakımından oldukça ilginç. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda hevesli çok, adayı yok parti UBP. Tatar, partinin başkanı ancak Taçoy, partide en az Tatar kadar etkili. Vereceği karar önemli. Acaba diyorum bu üçlü hazır gitmişken Özersay’ın “çatı adaylığını” da karara bağlarlar mı? Onun Türkiye tarafından puanı iyi, desteklendiği ve adaylık için hevesli olduğu da bir gerçek. Sadece panel mi? Tatar’dan çok, Taçoy’un Özersay’ın çatı adaylığı konusundaki düşüncesi önemli bence. O da ikna olursa neden olmasın. Ankara dönüşü bu konuda belki bazı ipuçları öğrenebiliriz…

PARTİLİ DE, PARTİSİZ DE OLUR:

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun, katıldığı bir tv programında cumhurbaşkan adaylığıyla ilgili yaptığı, “Benim için bir sınır yoktur. UBP Milletvekili olması gerekmez. Milletvekili olur dışarıdan olur fark etmez. Kıbrıs konusunda UBP Misyonunu temsil edecek bir adayı destekleyebiliriz” açıklaması, UBP “çatı adayına” sıcak mı bakıyor sorusunu gündeme getirdi. Çavuşoğlu’na göre kimin aday olacağı  Ekim, Kasım’da belli olacak…

SON SÖZÜ HALK SÖYLER:

Başbakan Ersin Tatar ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy ve son anda heyete dahil olan Dışişleri Bakanı Özersay, “Kıbrıs’ta Son Söz…” paneline katılacaklarmış. Katılımcılar kadar, panelin adı da manidar, hele de bu günlerde. Sanırım bilmedikleri, “son sözü” her yerde halkın söylediği…

SORUN YOK CANIM, GEZEBİLİRSİNİZ:

Cezaevinde grev, Vergi Dairesi Girne Şubesinde grev. Cezaevinde, doluluktan dolayı ek mesai yapan çalışanlar, alacaklarını alamadıkları için; Vergi Dairesi çalışanları da personel eksikliğinden greve gidiyor. Cezaevinin durumu, ülkenin suç oranını gösteriyor. Hindistan’da bile 100 bin kişiye 43 mahkum düşerken, bizde sayı 160… Ya vergi? Bütün umutları bağladığımız Vergi Dairesi’nin çalışanlarının huzuru yoksa, nasıl toplayacaksınız vergileri? Hükümet ne yapıyor? Biri Başbakan, 3 bakan yurt dışında…

NE YAPSAYDIK?:

Bir Rum gencin çaldığı bayrak konusu resmen ülke de krize döndü. Gencin ailesi, yapılanın yanlış olduğunu kabul ederek Cumhurbaşkanına bir özür mektubu gönderdi. Evet bayrak bir ülkenin namusudur ama, bu işin bu kadar büyütülmesini da anlamıyorum. Neymiş efendim “kuru bir özür” olmazmış. Ne yapalım, top yekün savaş mı açalım, yoksa söz konusu genci tutuklayıp asalım mı? Diyorum ya ah, sanki gizli bir el iki tarafı da kışkırtıyor.

SUÇLU KİM?:

Bırakın doktor olmayı, ilkokul diploması olan birisi kendisini psikolog olarak tanıtıp barlarda cafelerde, ücret karşılığı ruhsal rahatsızlığı olanlara bakıyormuş.  Buraya kadar tamam, adam resmen dolandırıcı  tamam da, hastahaneler, kilinikler dururken cafe köşelerinde bu adama inanıp muayene için sıraya giren bizim insanlarımızın hiç mi suçu yok…

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Ortaya çıktığı dönemde, bu köşeden Kudret Özersay’ı destekleyen ve ‘yeni nesil politikacılar’ arasında sayan çok yazılar yayınlandı. Söyledikleri ve vaat ettikleriyle bunu da hak ediyordu. Şimdilerde hayretler içinde izliyorum ki bildiğimiz Özersay bu değilmiş. Statükonun değiştirilmesi için bir umut saydığımız Özersay statükonun temel taşı olmaya niyet etmiş. Özersay’ın gideceği köyün minareleri göründü. Aslına dönmezse, özünü ortaya koymazsa görecekleri karşısında kendisi de çok şaşıracaktır. Bu halk değişime fırsat verecek adımları atar ama tersini de yapar. Sınıfına geri gönderir”…

 

DİPTEKİLER

Terkedilmiş Yatlar: Nedir bunlar? Niye bizim kıyılarımızdan çıkıyor? Belli ki, insan ticareti çok karlı bir iş. Getiriyor göçmeni, hep beraber sır oluyorlar. Bu ne rahatlık. Geçen Şubat’ta KKTC’ye kayıtlı bir tanesi Mersin kıyılarında bulunmuştu, şimdi de bir ayda iki yat KKTC kıyılarında. Bu kadar mı korumasız kaldı bu memleket?

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı