Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TATAR’IN BİZLERE VAAD ETTİĞİ DÜZEN…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasanın 1. Madde’si, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi,sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan LAİK bir Cumhuriyettir” der..

Laiklik en genel tanımıyla, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin dinler karşısında tarafsız olması, siyasi düzenin dinden değil, akıl ve bilime dayanan beşeri iradeden kaynaklanması anlamına gelir…

Her şeyden önce, Ersin Tatar’ın bir tarikatın merkezine gitmesi, zikire katılması ve tarikat üyelerinden oy istemesi din ile siyasetin birbirine karıştırılmasıdır…

İkincisi UBP Tüzüğü… Tüzüğün birkaç maddesinde “tekke ve zaviyeleri” kapattıran, en birinci inancı laiklik olan Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlılıktan söz eder. O cümleler, UBP’yi kuranlar tarafından oraya laf olsun diye konmamıştır…

Kaldı ki, Kıbrıs Türk halkının yaşam biçimine, inançlarına, kültürüne, hatta bence bizzat Tatar’ın dünya görüşüne uymayan işler bunlar.

Ancak anlaşılıyor ki, gidişat kötü olunca, Makyavelist davranmayı seçmiş.

Amaç için her yol mübah…

Eminim videoya çekilip yayınlanacağını aklına bile getirmemiştir. Zaten adamlar zikir yapıp, dua ederken, o elindeki telefonla meşgul.

Bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Yasal değilse, devlet kapatsın” demiş. Ne garip, ne acayip, yorumlamaya bile gerek yok. Şaşırdığı, üzüldüğü belli, “her şey sarpa sarıyor” da diyor.

Gerçekten her şey sarpa sarıyor da bir seçim uğruna yapılacak işler değil bunlar…

Kendisini oraya götüren Lefkoşa İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu’ymuş. Anlaşılan açıklamayı bunun için ona yaptırmışlar. Temizlesin diye herhalde. O da çıkmış, “Ersin beyin çağdaşlığına, laikliğine kimse leke süremez” diyor. Ne desin? Öyle geçerken uğradık falan diye bir şey de yok. Bakın diğer videolara, “gece yarısı oldu hala bekliyoruz” mesajları atılmış. Sonra hazırlanmış bir masanın başında oturmuşlar, Tatar açık açık oy istemiş. Hem de grubun ilk turda başka bir partiyi destekleyeceğini de hesaba katıp, “Bu işin ikinci turu var” diyerek…

Vatandaş yapması gerekeni yapmış, tepkisini hemen en yüksek perdeden göstermiştir. İşi başından aşmış, daha gidilecek bir sürü yer var, hepsini okumasın, sadece UBP’lilerin yaptıkları yorumlarını okusun yeter.

Seçim uğruna bu tür yan yollara sapmanın bedeli ağır olur…

Düşünüyorum da şu Tatar devri iktidarında ne skandallar gördük. Daha da göreceklerimiz var herhalde. Kimseye suç atmasınlar. Bu ortamları, bu tepkileri yaratan kendisi… Bugüne kadarkileri alt alta yazın, bir bakın bakalım, sebeplisi kim? Ne vatandaştır, ne basın.

Bütün bunlar, cumhurbaşkanı olduğunda Ersin Tatar’ın size vaat ettiği yaşam şeklidir arkadaşlar…

Beğeniyorsanız, oy verirsiniz…


YERİN KULAĞIVAR

GEZİCİ’YE DEĞİL, SOKAĞA BAKIN: Gezici şirketi yeni yayınladığı seçim anketinde ilk turda Akıncı ve Tatar’ın ilk ikiye kalacağını, ikinci turda ise Tatar’ın seçimi kazanacağını iddia etti. Ben her zaman yazdım, en doğru anket sandıktan çıkan sonuçtur diye. Bu algı operasyonu bile değil, zorlama algı operasyonudur. Sorulan sorular da kanıtı. Mesaj şu, “Tatar ilk turu geçerse kazanır. Onun için Tatar ilk turu geçmeli”. Çıkın sokağa ve 10 kişiye sorun oyunu kime verecek diye. “Tatar” diyen kaç kişi bulacaksınız…  Ben yapıyorum da sonucu görüyorum.

KAPAT O ZAMAN: Başbakan ve Ersin Tatar dergah ziyaretiyle ilgili gelen tepkiler üzerine bir açıklama yaparak “yasal değilse kapatılsın” demiş. İyi de ülkenin başbakanı olarak oranın yasal olup olmadığını siz bilemezseniz kim bilecek. Din İşleri Dairesinin böyle bir dergahtan haberi yokmuş. Yani yasal değil.O zaman burayı kapatacak mısınız? Yoksa gelecek oyları düşünüp, kulağınızın üstüne mi yatacaksınız…

KARARSIZ KALMAMIŞ: Gezicinin bundan önce yaptığı ankette seçmenin yaklaşık %28’i kararsız olduğunu açıklamıştı. Son ankette ise adaylara verilecek oyların toplamı %100 oldu. Buna göre ülkede kararsız seçmen kalmamış demek ki, herkes kime oy vereceğini biliyor. Son anketteki yüzde 28’lik kesim birden bire karar vermiş. Olacak iş değil.

NİYE KESMEMİŞLER?: El-Sen Kıb-Tek’e borcu olanları açıkladı. Tam 800 milyon lira. Ama Kıb-Tek geçen gün yine ensemizden 100 milyon lira faizli borca girdi. Benim anlamadığım, vatandaş bir ay borcunu ödemese elektriği kesilir. Bu ayrıcalıklar neyin nesi? Hangi pazarlıkların ürünü? Görünen o ki, uzun yıllardan gelen borçlar bunlar. Bize düşman lazım değil, biz kendi kendimizi bitirmeyi biliriz…

VATANDAŞIN VERGİSİ, KARANTİNAYA: Sağlık Bakanı hemen her gün, karantinadan kaçan 1-2 kişi olduğunu açıklıyor. Bu daha tespit ettikleri. “Evinde otur” deyince oturmuyor insanlar, anlaşılan bu. Onun için de karantinaya alınsınlar dendi. Maliye günlük iki yüz milyonun üstünde karantina parası ödendiğini açıkladı. Niye ödeyelim ki? Etimiz ne budumuz ne? İş aramaya, keyif yapmaya gelenler için vergi mükelleflerine, günde 200 küsur milyon ödetmeye ne hakkınız var? O parayla neler yapılmaz? Başbakan ise, “karantinayı kendiniz ödeyeceksiniz desek, kimse gelmeyecek” deyiverdi. Ellerinde çoğu yanlış çıkan test sonuçlarıyla gelmesinler bir zahmet.. İlla da geleceklerse, ödemeyi göze alsınlar. Bizi yerel bulaştan koruyacak başka bir gücümüz yok…

UZLAŞMA ÇAĞRILARI ARTIYOR: New York Times’tan bir haber okursanız, bunun özellikle dış politikada ABD resmi görüşü olduğunu bilirsiniz. Diyor ki, “Sadece Türkiye tanıyor olsa da adanın kuzeyinde Türkler var. Ada bölünmüştür”. Sonra, ABD’nin aklı selim çağrılarının, başkanlık seçimleri nedeniyle ciddiye alınmadığını, geriye bir tek Almanya’nın uzlaşma girişimleri kaldığını yazıyor. Bölgede NATO ülkeleri arasında bir çatışma için “düşünülemez bile” yorumu yapan gazete, diplomasiyle uzlaşma çağrısı yapıyor…


surlar restore edildi

FOTO GÜNDEM: Kültürel Miras Teknik Komitesi Eş Başkanı Ali Tuncay, onarılan burçların fotoğraflarını yayınladı ve Girne Kapısı’ndan Çetinkaya Kulübü’nün bulunduğu Zahra (Mula) Burcu’na kadar olan bölümünde surları işgal eden ot, çalı ve ağaçların temizlediğini duyurdu. Hepsi pırıl pırıl. Önemli olan sürdürebilmek.