Bu Ersin Tatar’ın gözü, ta göreve geldiği günden beri emeklinin maaşındadır. Kimsenin yapmadığını yapmaya kalkmış, emeklinin maaşından vergi kesmeye çalışmış, mahkemeden dönmüş biridir. Üstelik de hakimin önünde davanın kaybedilmesi halinde, kesintileri ödeyeceği sözü vermesine rağmen, bu sözü yerine getirmeden, o hesabı kapatmadan Bakanlıktan gitmiştir. Konu hala yargıdadır. Eğer bu durum uluslararası normların uygulandığı başka bir ülkede olsaydı, Ersin Tatar’a bunu kat be kat faiziyle ödetirlerdi… Onun içindir ki, idari davaların yolunu açmak hiç işlerine gelmedi.
Dün yine Meclis’te hükümet programını eleştirirken, aynı şeyleri söylemiş… Bütçenin cari transferler kalemine bir baktım. Evet, emekli, maaşları en yüksek gideri oluşturmakta. Ancak bu, insanların kazanılmış bir hakkı. Hesabını, verenden soracak. Üstelik bu kalemde bakın daha neler var; Sosyal Sigortalar Kurumu’nun zararları, Belediyelere katkılar, Vakıf üniversitelerine katkılar…
Kötü yönetim sonucu batırılan Sosyal Sigortaların birikmiş alacakları. Tahsil edilemeyen alacakların yükü, bu kalemde… Bunun bir sorumlusu yok mudur? Hesap vermiş midir? Ne gezer. Ersin Tatar bunun hesabını sorar mı? Soramaz tabii.
Hele de zamanında, birden fazla kere emeklilik hakkı tanıyanlardan ve bunlardan yararlananlardan hesap sorabilir mi? Sormaz, soramaz…
Sosyal Sigortalar’ın neden geliriyle giderinin birbirini tutmadığını, kesintilerin takibinin neden yapılmadığını, genelde işverenin maaşa göre değil de, asgari ücretten yatırım yaptığını en iyi Ersin Tatar bilir. Sadece 16 belediyenin Sosyal Sigortalar’a borcu 150 milyonken, bunu vergilerle halka ödeten bir yönetimin Maliye Bakanı’dır Ersin Tatar…
Ya belediyelere katkıya ne demeli? Ya Lefkoşa Belediyesi’nin hovardalıklarını ört bas etmek için temlik verdiği borçları? Vatandaş aldığı hizmetin bedelini öder, yetmez bir de ayrıca vergisiyle zararını öder, katkı yapar. Bu da Cari Transferler Kalemi’nden karşılanır…
Vakıf üniversitelerinde aynı durum. DAÜ şimdilerde gelir gider dengesini sağlamaya çalışmakta, ancak Lefke her dönem açık veren bir üniversite. Oradaki keyfi harcamaların bedelini de bu vatandaş öder.
Yüzlerce insanın “müşavir”lik denilen o rezil sisteme havale edilmesinin, onların yerine yüzlercesinin de aynı maaşı çekmesinin devlete bir yükü yok mudur? Bunu niye sorgulamaz..?
Dolaylı vergiyi zirveye çıkartmanın mucididir. Şimdi de çıkmış, “Çalışma başlattıydık, ivme kazandırdıydık” diyor. Tam tersini yaptığını hepimiz biliyoruz. Devletin dahilinde olan her mal ve hizmette dolaylı vergiler, onun döneminde tavan yapmıştır…
Ben Özgürgün’ün yerinde olsam, seçimlerin kaybedilmesinin baş sorumlularından olan Ersin Tatar’ın bu şekilde ulu orta, vatandaşı huzursuz edecek şekilde konuşmasını engellemenin bir yolunu bulurdum. Maalesef o da tam tersini yapmış, Tatar’ı “gölge Maliye Bakanı” atamış… Böyle giderse UBP bir daha asla iktidar yüzü göremez…
YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMET BUGÜN TAMAM:
Epey sancılı kurulan ve kuruluşu sırasında direkten dönen CTP-DPUG koalisyonu için güven oylaması bugün yapılıyor. Toplamda 33 vekile sahip koalisyon hükümetinin güvenoyu alabilmesi için 26 “evet” oyu yetiyor. Bu nedenle oylamada bir sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum. Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun…
KİMİ NİYE SAVUNUYORSUNUZ:
Eski İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu önceki gün Meclis’te yaptığı konuşmada, “basın danışmanının” sözleşmesinin Sibel Siber hükümeti döneminde, intikam hırsıyla iptal edildiğini ileri sürerek, eleştirilerde bulundu. İyi güzel de hükümette olmadığınız bir tarihte ve seçim yasaklarını olduğu dönemde söz konusu danışmanınızın sözleşmesini nasıl uzattığınızı niye anlatmıyorsunuz? Araştıracakmış… Sanki imzayı o değil de başkası atmış. Genel başkanınız bile yaptığınızın suç olduğunu söylüyorsa, adamınızı savunmak yerine, bari susun da oturun…
TATAR BİLDİĞİNİZ GİBİ:
Bakanlığı dönemindeki icraatlarıyla vatandaşın tepkisini toplayan Tatar, konuşmalarıyla tepki toplamaya devam ediyor. Meclisteki konuşmasında kafasını yine emeklilere takan Tatar, kamu çalışma saatlerinin düzenlenmesi konusuna da değinmiş, şu andaki sistemin son derece verimsiz olduğunu kaydetmiş. İyi de bu çalışma saatleri sizin hükümetiniz döneminde kaç kere yapılıp, bozulmamış mıydı..?
BABAM MI YAPTIYDI:
Ersan Saner, “Geçici alınmaması kararı doğrudur” derken, Özgürgün de “Haberim yoktu” demeye getiriyor. Kendi Bakanlıklarını dolduran, en yakınlarını geçici olarak işe aldıran onlar değil sanki. Kemal Dürüst de çıkmış, “Tam gün eğitim mutlaka olmalı” diyor. E ne yapmadın o zaman, diye sormazlar mı adama? Bir vatandaş yorum yapmış, diyor ki; “Bu yüzden mi AKP ille de sizi istiyor diyorsunuz? Zannetmem… Türkiye’de böyle şeyler yok artık. Bunları siz uyduruyorsunuz”. Aynen katılıyorum… Ankara destekleseydi, kazanmazlar mıydı?
GÖLGE BİLE OLSA GÜZEL:
Ana muhalefet UBP, CTP-DP-UG hükümetinin icraatlarını daha yakından ve uzmanca izleyip denetleyebilmek, hem de partiyi ve kadrolarını iktidar görevine daha iyi hazırlayabilmek amacıyla gölge kabine kurmuş. Vallahi gölgede olsa bakanlık bakanlıktır. Hele şu son dönemde bakanlıktan gittikten sonra kendine gelemeyenler için amorti gibi geldi bu bakanlıklar. Yarın altlarına şoförüyle birlikte birer de makam arabası isterlerse, şaşmam…
YARGI ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ:
Ercan Havalimanı ile ilgili yapılan sözleşmenin hukuken incelenmesi gerektiğini belirten Kaşif, “Gidişatında aykırılık varsa o zaman devreye hukuk girer, yargının vereceği karara göre de gereken yapılır” demiş. İyi de başkanınız Serdar bey seçim zamanı hukuktan mukuktan bahsetmeden sözleşmenin kesin iptal edileceğini söylememiş miydi Sayın Bakan? Birinci çıkmazsa istifa edecekti, başbakan olmazsa görev almayacaktı, falan filan. Hukuk şimdi mi aklınıza geldi…
CEMAL’IN HESABI:
LTB eski başkanı Cemal Bulutoğluları, belediyenin kendisine 95 bin TL. kıdem tazminatı borcu olduğunu iddia ederek, “‘Şu anda onların bana 95 bin TL. kıdem tazminatı borcu vardır, inşaatlarım için ödemem gereken 60 bin’ini mahsuplaşsak bile yine bana 20 bin TL borçları kalır” dedi. Cemal başkan hesap yapmayı da unuttu herhalde. Onun hesabına göre, 95000-60000= 20000 olur. Bu çıkarmayı nasıl yaptı bilmem ama, herhalde aradaki 15 bin TL’yi de belediyeye bağış olarak bıraktı. Şaka bir yana belediyenin batmasının en büyük sorumlusu olan Bulutoğluları, bırakın LTB’den alacaklı olmayı, borcunu hayatı boyunca ödeyemez…
ZİRVEDEKİLER
Medya Etik Kurulu: Medyada yaşanan etik ihlalleri konusunda kararlar üretmek amacıyla oluşturulan Medya Etik Kurulu fiilen çalışmaya başlıyor. Kurul, gazetecilik meslek ilkelerine aykırılık iddialarını değerlendirerek kararlar üretip, özdenetim yapacak. Hayırlısı olsun. Tetikçilerin de gazeteci kılığına girdiği son yıllarda, bayağı ihtiyaç duyduk böylesi bir kurula…
DİPTEKİLER
Ersan Saner: “Yeni geçici memur alınmaması kararı olumlu” demiş. Geçici memur işi kanayan yaraymış… Güler misin, ağlar mısın. Şimdi öyle mi oldu? O yarayı açan da kanatan da, 4 yılda devlete 4 bin geçici yandaş yerleştiren hükümetin o bakanı da, bu bakanı da siz değil miydiniz Sayın Saner..? O zaman iyiydi de şimdi kötü mü oldu? Madem yapılan doğru değildi, niye karşı çıkmadınız? Aksine bir de kendi bakanlıklarınızı da doldurdunuz. Böylesi pişkinlik görülmemiştir…
FOTO GÜNDEM…
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde sorun bitmek tükenmek bilmiyor. Devlet hastanesinde, çevre kirliliği bir türlü aşılamıyor. Hastanesi’nin orta yerinden geçen dere ise bir türlü ıslah edilmiyor. Özellikle akşam saatlerinde etrafa kötü koku yayan dereye kanalizasyon suları sızıyor
































