Tarih 2 Mayıs 2013… Tam 23 ay önce Ercan Havaalanı’nın işletmesini alan Taşyapı İnşaat ile ilgili yazığım yazının başlığı, “Taşyapı İnşaat’ın niyeti ne?..” idi. Aradan geçen yaklaşık 2 yılda söz konusu şirketle ilgili onlarca iddia ortaya atıldı. UBP iktidarı döneminde işletme devrini alan şirketle ilgili bugünkü hükümetin küçük ortağının genel başkanı Serdar Denktaş seçim döneminde ihalenin iptal edileceği sözünü vermişti hatırlayacaksınız. Sonra ne oldu bilinmez ama Denktaş “tazminat” gerekçesini öne sürerek, ihalenin iptalinden vazgeçti. Bugünlerde Taşyapı ile ortağı Terminal Yapı arasında yaşanan sorunlar, söz konusu şirketi yeniden gündeme taşıdı. 23 ay önce bu konuda yazdığım yazımı bugün yeniden bir hatırlatmak istedim… Çünkü içinde, ciddi kanıtlar ve uyarılar vardı. Ama kimse her nedense umursamadı. Hava yolumuzu kaybettik, havaalanını da bir gün için bile kaybedersek neler olur tahmin edebiliyorsunuz değil mi?
İşte o yazı: “Ercan işletmesi ihalesini kazanan Taşyapı ve yerli ortağının geçtiğimiz günlerde düzenledikleri ve hayli hararetli geçen basın toplantısıyla ilgili görüşlerimi paylaşmıştım bu sayfadan. İhale sürecinde yaşandığı iddia edilen birçok konudaki soru işaretleri hala akıllarda dururken, büyük ortak Taşyapı İnşaat’ın, diğer ortaklara yönelik, ciddi tasarruflarda bulunma gayretleri de gözlerden kaçmıyor…
Özellikle Taşyapı Direktörü Emrullah Turanlı’nın, basın toplantısında, diğer iki ortağını yok sayar nitelikli davranışları ve konuşmaları, hayli tepki toplamıştı. Söz konusu toplantıda dikkat çeken bir başka husus da, ihale şartnamesindeki zorunlu şartları yerine getirmek için, kilit ortak olarak aldığı Terminal Yapı’nın hiçbir temsilcisinin yer almamasıydı…
İhale şartnamesinde yer alan ve ihaleyi kazanan firmanın sivil havacılıkta deneyimi olma zorunluluğunu/şartını getiren maddeye istinaden, 20 yıllık sivil havacılık işletmeciliği ve havaalanı inşaat tecrübesi ile Ercan özelleştirmesinin kilit ortağı Terminal Yapı, süreç içerisinde yer almasaydı, diğer iki firma tecrübe sahibi olmadıklarından Ercan özelleştirmesinin gereklerini yerine getiremeyecekler ve sonuç olarak da ihaleyi alamayacaklardı…
İhale şartnamesindeki ilgili paragraflar:
A)- Yerli veya yabancı istekli aşağıda belirtilen şartları karşılaması koşuluyla ihaleye tek başına talip olabilecektir. İsteklinin kendi tüzel kişiliği adına uluslararası bir havaalanını veya uluslararası bir havaalanı bünyesinde son 5 yıllık dönem içinde uluslararası trafiğe açık asgari 25.000 m2 büyüklüğünde bir yolcu terminalini yapmış veya işletmiş olması veya bir havaalanı bünyesinde asgari 400.000 m2 büyüklüğünde kaplamalı alan yapmış olması zorunludur.
B)- İsteklinin ortak girişim olması halinde ise ortak girişimi oluşturan ortaklardan (yerli veya yabancı) en az birinin, kendi tüzel kişiliği adına uluslararası bir havaalanını veya uluslararası bir havaalanı bünyesinde son 5 yıllık dönem içinde uluslararası trafiğe açık asgari 25.000 m2 büyüklüğünde bir yolcu terminalini yapmış veya işletmiş olması veya bir havaalanında asgari 400.000 m2 büyüklüğünde kaplamalı alan yapmış olması zorunludur. İsteklinin, işletme ile ilgili faaliyette bulunduğuna dair ibraz edeceği belgenin, yurt içinde olanların kamu kurum ve kuruluşlarından alınmış olması; yurt dışından alınmış olanların ise ilgili ülkenin konuya ilişkin yetkili mercilerinden alınmış olması zorunludur. Göreve talip olan isteklinin (ortak girişim olması halinde ortak girişimi oluşturan ortakların) aşağıdaki şartları yerine getirmeleri ve belgelendirmeleri zorunludur…”
Yukarıda da belirttiğim gibi Taşyapı İnşaat’ın ihaleyi almasına neden olan Terminal Yapı’nın süreçten dışlanmak istemesinin ardından, sıranın yerli ortağa geleceği iddialarının da ciddi şekilde düşünülmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu düşüncemi destekleyen en önemli neden ise, söz konusu basın toplantısında Terminal Yapı yetkililerinin (ki bana göre Ercan özelleştirmesi sonrasındaki yeni dönemde özelleştirmenin amacına ulaşmasındaki kilit taşıdır) bulunmaması, haklı birtakım soru işaretlerinin doğmasına neden olmaktadır.
Ercan özelleştirmesini kazanan ve büyük ortak olarak anılan Taşyapı, Turanlı’nın kendi ifadesiyle, 40 yıllık geçmişinde sadece inşaat konusunda uzmanlaşmış bir şirkettir. Sivil havacılıkta 20 yıldır Brezilya’dan Libya’ya tam donanımlı havaalanları yapan ve GAP havaalanının profesyonel taşıyıcı firması olan Terminal Yapı özelleştirme ve sonrasındaki yapıyı kuracak işin ehli olan tek firma konumundadır.
Bu nedenle, Ercan’ın özelleştirilmesi sürecinde işin ehli olan tek firma Terminal Yapı’nın bu süreçte yer almaması durumunda, çeşitli sorunları beraberinde getireceğini söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı başta olmak üzere, UBP hükümeti sürecin sorunlu devam etmesinden dolayı, ülkenin uğrayacağı maddi ve manevi zararı toplumsal ve devlet çıkarları için iyi okumalıdır…
YERİN KULAĞI VAR
GEZİCİ BUGÜN AÇIKLIYOR:
Türkiye menşeli Gezici Araştırma Şirketi’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yaptığı ilk kamuoyu araştırma sonuçları, epey tartışmalara neden olmuştu hatırlayacaksınız. Söz konusu şirketin bugün yeni bir anket yayınlayacağı konuşuluyor. İddialar, Gezici şirketinin masraflarının, TDP’ye yakın birkaç kişi tarafından karşılandığı yönünde. Bugün yayınlanacak anketin de, ilk ankete yakın sonuçlar içermesi bekleniyor…
BAKAN BUNU YAPARSA:
Ekonomi ve Enerji eski Bakanı Sunat Atun’a ait şirketin kaçak elektrik kullandığı yönündeki iddiaları insana, “burası KKTC, burada her yol mübah” dedirtir cinsten. Hele de iddiaların muhatabı bir siyasetçi ve de elektrikten sorumlu eski bir bakan olunca, iddialar daha da dikkat çekiyor. Sunat Atun olayı, “saldırı” olarak nitelemiş. Umarım Kıb-Tek konunun peşini bırakmaz ve gerçek ortaya çıkar…
İLLE SEÇİM Mİ OLMALI:
Özellikle seçim zamanları adayların “kirli çıkınlarının” ortaya serildiği dönemlerdir. Söylenenlerin birçoğu iddiadan öte gidemiyor. Çünkü ne yalan olduğu ne doğru olduğu kanıtlanabiliyor. En azından hepsinin olmasa da, adayların neyi var neyi yok öğrenmiş oluyoruz. Mesela Eroğlu’nun bir bankadaki 2 kusur milyon lirası… Peki ama bizi yönetenlerle ilgili merak ettiklerimiz veya haklarındaki iddiaların toplumla paylaşılması için ille de ülkede seçim mi olması gerekiyor…
HER ŞEY BİTMİŞ DEĞİL:
KOP’a üyelik konusunda henüz hiç bir şey net değil. KOP’un zamana oynayacağı izlenimi var. Bu da, makamlararası kavgayı bir tarafa bırakıp, akıl yolunu bulmak için zaman var demektir. Devlet’in bir kaşık suda boğulmayacak, diplomasiyi bilen teknik kadrolarını devreye koyması için daha ne bekleniyor..?
BU ORTAKLIK GİTMEZ:
Kurulduğu ilk günden beridir koalisyon hükümetini, “kör-topal” götürmeye çalışan ortaklar, öyle görünüyor ki, yolun sonuna geldiler artık. Bu ortaklığın fazla sürmeyeceğini bizler kadar, onlar da kabullendi artık. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sürecek ortaklık, seçimlerden sonra bozulur sanırım. Hatırlayacaksınız, geçmişte de bu ikilinin kurduğu ortaklıkların sonu pek de hayırlı bitmemişti…
VAKIFLARIN MALLARI:
Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, Vakıflar İdaresi’ne ait fazla mal ve büyük mülkler olduğunu ifade ederek, bu kadar paranın döndüğünü ve siyasi yoğunluğun oldukça fazla olduğu yerde çok büyük kıyaklar geçilebileceğini söylemiş ve Sayıştay’ı göreve çağırmış. Vakıfların mal ve mülkleri son iki yılda mı fazlalaştı veya kurum şimdi mi siyasallaştı. Sizin hükümet döneminizde durum farklı mıydı? Keşke bu kaygılarınızı sizin hükümet olduğunuz dönemde de dile getirseydiniz, inanın daha inandırıcı olacaktınız…
ZİRVEDEKİLER
Belediyeler Birliği: Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’ndeki üyelik hakkını yeniden kazandı. 2004’te alınan ve 2012’de tekrar edilen karara göre, Kıbrıs Türk yerel yönetimlerinin, konseyde tam üye olarak temsil edilmesi gerekirken, Rumların engellemeleri ve tabii o dönemde Belediyeler Birliği’nin ilgisizliği nedeniyle uygulanmamaktaydı. Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Benli’nin gayretleri sonuç verdi. Bu da, istenirse, kaybedilen hakların geri alınabileceğini gösterdi. Yeter ki vizyon olsun…
DİPTEKİLER
Sunat Atun: Kıb-Tek, Sunat Atun’un, bir iş yerine sayaç bağlatıp, aynı elektriği üç dairede kullandığını tespit etmiş. Diyorlar ki, böylece, bu diğer ikisi için, kullandığı elektriği ödese de, elektrik bağlatma, trafo ve şebeke katkı payı, sokak aydınlatma ve maktu ücreti ödememiş. Şimdi diğerlerine de sayaç takılacakmış. Peki ama kamuya bunca zaman verilen zarar? Bunların hesabı sorulacak mı? Ya da bu bağlantıya bunca zaman göz yumanlar ortaya çıkarılacak mı? Atun, işin kolayını bulmuş, kendisinin böyle bir şeye nasıl tenezzül ettiğini sorgulamıyor da, herkesi çapulculukla suçluyor. Bunu yapan bir bakan, hem de elektrikten sorumlu. İddialar yalansa, buyursun kanıtlasın…
































