Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Taşınmaz kararında şüpheler var…

Güney’deki Türk mallarının bugüne kadar hiç tartışılmamış olması, statükonun kalıcı olacağı inancının bir parçasıydı. Önce tahsisler verildi, sonra da DP-CTP hükümeti döneminde olay tapuya çevrildi ve herkese “bu iş bitti”  mesajı verilmek istendi.
Oysa hiçbir şey bitmemişti. Tahsisler yapılırken de, tapular verilirken de Kıbrıs konusunda bir anlaşma için görüşme masası ortadaydı.  En büyük sorun da her zaman için mal-mülk konusuydu. Herkes de bunu biliyordu ama, bir sanal dünyada yaşamak tercih ediliyordu. Çünkü karlıydı…
Türk tarafı “global takas”ı savunsa da Rum tarafı buna hiç yanaşmadı. O nedenle de Kıbrıslı Türklerin Güney’deki malları konuşulmadı bile. El altından alım satımlar yapıldıysa da, Rum tarafının tutumu nedeniyle yaygınlaşamadı.
Şimdi Bakanlar Kurulu, Kıbrıslı Türklerin taşınmaz mal konusunda Komisyon’a başvurabilecekleri yönünde bir karar alarak Meclis’e gönderdi… İlk bakışta umutlanmıştım. Ancak kararın detaylarını okuduktan sonra kafamda bazı soru işleri belirdi. Yani düşünün, Güney’de bıraktığı malın karşılığını Kuzey’den alan biri, elinde de KKTC’den aldığı tapu var. Durduk yerde niye takasa girsin ki?  Şimdilik o insanların, mutlaka orijinal tapuya sahip olmasını gerektiren bir durum var mı? Yok. Çünkü ortada bir anlaşma yok. Olsa da nasıl olacağı belli değil. Sırf tapuyu eşdeğer kapsamından çıkartsın diye, Güney’deki malından vaz mı geçecek? Bunu yapacak kaç kişi var..? Ha belki hala elinde puanlarıyla bekleyenler için bir şans olabilir.
Bunun dışında, bir de Bakanlar Kurulu kararıyla elinde mal bulunduranlar için bir umut. Onun da takas edilecek bir malın karşılığı olması gerekmiyor mu?
Ama yine de Güney Kıbrıs Yönetimi bu duruma nasıl bakacak, o da belli değil.
İnsanlar şimdi bunu tartışıyor… Sorular çok. Yapılan açıklamalar da endişeleri şimdilik gidermeye yetmiyor.

Onlar için ne yaptık..?
Dün 23 Nisan’dı… Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinin ardından sokakları dolduran yüzlerce çocuk, etrafta renkli görüntüler yarattı. Hepsi masum ve temiz. Ülkede yaşanan tüm olumsuzluklardan bihaber, havanın da güzel olmasını fırsat bilerek, kentleri renklendirdiler. Geleceğin kendilerine hiçbir umut vermediğinden habersiz…
Merak ediyorum, anneler, babalar ve en önemlisi ülkenin geleceğini şekillendiren siyasiler, onlara nasıl bir gelecek hazırlamakla meşguller?
23 Nisan geldi ya, yine “çocuklar geleceğimizdir” geyiğini dinliyoruz son iki gündür. Nasıl bir gelecek? O belli değil. Çocuklar farkında değiller tabii ama, bana hissettirdikleri, hepimizle dalga geçildiği…
Bir taraftan çocuklarımız bizim geleceğimizdir diyoruz, diğer taraftan ise bu çocuklara aldığımız mirası bozarak bırakıyoruz. Doğru olan, böylesine anlamlı ve güzel bir günde, şartları iyileştirmek için kafa yormak olmalı.
Yüzlerce çocuk işçi, çocuk istismarı, okul çağında olmasına rağmen okula gönderilmeyen yüzlerce çocuk… Onlar için ne yapabiliriz diye…
Sadece yılda bir gün, kameralar karşısında koltukları onlara devredince, gelecek kurtulmuyor.
Çocuklara verilecek eğitimin kalitesi ile ülkenin geleceği arasında doğrudan bir bağ olduğunu unutmamak lazım. Eğitimi sağlam ve güçlü verdiğimizde, çocuklarımızın, gençlerimizin donanımını yüksek tuttuğumuzda, işte o zaman geleceğe yönelik endişe duymaktan kurtulacağız… Ancak iyi yetiştirilmiş bireyler o ülkenin geleceğini bugünkünden parlak hale getirebilirler…
Yıllardır yazboz tahtasına çevirdiğimiz, devlet okulları yerine, özel okulları teşvik ettiğimiz bir eğitim politikası var ülkede. Daha doğrusu, parası olanın, parasız olan karşısında, daha kaliteli bir eğitim alma sistemini, hak olarak yarattık kendi elimizle…
Bakıyorum da, eğitimimiz birçok alanda bizim çocukluğumuzdan daha geri…  Adaletsizlik, eşitsizlik sistem olmuş. İşin kötüsü işler tamamen gösterişe dönmüş.
Arada kaybolan birçok nesil var, keşke hiç olmazsa bundan sonrasını kurtarabilsek…
  

YERİN KULAĞI VAR

BUGÜN NASIL BİR KIBRIS OLURDU:
Dün, kapıların açılmasının üzerinden 11 yıl, bugün ise Annan planı referandumunun üzerinden tam 10 yıl geçti. Eğer kapılar açılmamış olsaydı ya da Rumlar da 10 yıl önce referandumda “hayır” yerine bizim gibi “evet” deselerdi, aradan geçen on yılda burası nasıl bir ülke olurdu? Birbirinin tersi iki olasılık… Her ikisini de karşılaştırarak bir düşünün derim…

SÖYLEYENE DEĞİL, SÖYLETENE BAK:
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Kıbrıs konusundaki mevcut durum, statüko sürdürülebilir değildir. Statükonun değiştirilmesini istiyorsak, ki Rum tarafı da Ortak Açıklama’da bunu kabul etmiştir, bunu yapmanın yolu müzakeredir” demiş. Bunları söyleyen, ismi statükoculukla özdeşleştirilen biri. Acaba söyleyene değil, söyletene mi bakmalı…

AÇ GÖZLÜ OLMAK LAZIMMIŞ:
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat; “Adayı Türk ordusu tamamen alsaydı, belki o gün anlaşma olurdu ve bu iş biterdi” iddiasında bulundu. Talat’tan bunları duyacağım hiç aklıma gelmezdi. Ama ne yalan söyleyeyim, bence doğru söylüyor.

DESTEK VERMİYORUM:
Eski Başbakan ve UBP eski Genel Başkanı İrsen Küçük, “Sertoğlu’nun adaylıktan çekilmesi UBP için kayıptır. İttifak bozulmasaydı Lefkoşa, Girne, İskele, Vadili, Akdoğan, Gönyeli ve Alsancak’taki ortak adaylara destek verecektim” dedi. Bu durumda, ittifak bozulduğu için bu adaylara destek veremeyeceğini mi söylemek istiyor İrsen Bey..?

DENKTAŞ AÇIKLAMALI:
DPUG milletvekili Zorlu Töre, Serdar Denktaş’ın UBP Genel Başkanı Özgürgün’e “hükümeti bitireceğim sabredin” dediğini, ardından ise, “CTP’den istediğimi aldım” diyerek çark ettiğini iddia etti. Bence Serdar Denktaş, Töre’nin bu iddialarına yanıt vermeli. Hükümet içerisinde toplumun bilmediği bazı pazarlıklar mı yapılıyor..?

SEÇİMİN KALBİ İSKELE’DE ATACAK:
29 Haziran yerel seçimlerinde çok adaylı bir seçime hazırlanan İskele seçim heyecanını erken yaşamaya başladı. Güçlü isimlerin aday olduğu İskele’de, mevcut başkan ve yeni dönemde de UBP adayı olan Hali Orun, kendinden oldukça emin görünüyor. Gerçekten de belediye başkanlığı biraz da hesap işidir. Unutmamak lazım ki, orası siyaset yapma yeri değildir ve isimler de önemlidir…

38 YILDIR TEMİZLEYEMEDİK:
TDP Girne milletvekili Zeki Çeler, halkın son dakika süsleme belediyeciliğe kanmaması gerektiğine vurgu yaparak, “esas temizliği halk yapacak” demiş. Toplum olarak yıllardır siyasette temizliğin yapılmasını bekliyoruz ama, ne yazık ki bir türlü beceremiyoruz. Moralinizi bozmayayım ama, bu kez de becereceğimizi sanmıyorum…

 

ZİRVEDEKİLER
KTMMOB: Odalar Birliği’ne bağlı Maden ve Metalurji Mühendisleri Odası, taşocakları konusunda bir bilimsel etkinlik düzenliyor. Uzmanlar rezaleti yerinde göreceklermiş. Birileri onlara, bizim Çevre Bakanımızın muhteşem planından bahsetmeli. Hani dağı tıraşlamaya kalkmasından. Geçtiğimiz günlerde aynı sebepten Müsteşarlıktan istifa eden Hakan Oran da, dolgu yapılarak zarar gören tepelerin rehabilite edileceğini savunuyor. Bakalım uzmanlar bakanın yaptıklarını görünce ne diyecekler, çok merak ettim… 

 

DİPTEKİLER 
Park Magandaları: Binalardan dolayı nefes alamaz duruma geldiğimiz Lefkoşa’da teneffüs edebileceğimiz birkaç parktan biri olan Kumsal Parkı’nın lambaları kendini bilmez şehir magandaları tarafından tahrip edilmiş. Nerelerine battı bilmiyorum ama, aylarca parasızlıktan karanlığa gömülen parkın aydınlanması belli ki birlerinin canını sıkmış…

Foto Gündem…

“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de dün tören ve etkinliklerle kutlandı. Binlerce çocuk bayramın tadını doyasıya çıkarırken bazı çocuklar bu bayramda da çalıştı