Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tarihten birkaç not

Leonardo da Vinci’nin 1481 yılında Kıbrıs’a geldiği, bu ziyareti esnasında Lefkara köyüne uğradığı, orada işlenen Lefkara nakış işine hayran kaldığı ve kimi tablolarında bu nakış örneklerinden yararlandığı söylenir.

 

Herhalde uydurmaca değildir.

1981 yılında bu ziyaretin 500’üncü yıldönümü nedeni ile pul bile basılmıştır.

Pulların biri Leonardo’nun portresi, diğeri Lefkara işi, bir diğeri de Leonardo da Vinci tarafından yapılan ”İsa’nın Son Akşam Yemeği” adlı tablosunu içerir.

O tabloda masa üstüne konan örtüde Lefkara işi olduğu belirtilir …

Lefkara köyü günümüzde de turizm açısından önemli bir bölge,

Ama tarihte başka önemi de var…

1571 yılında Osmanlılar adaya çıktığında Lefkaralılar Osmanlı askerlerine Lefkoşa’nın yolunu göstermişler.

Bu yardımdan pek memnun kalan Osmanlı yönetimi de onları ödüllendirmiş, hayvan vergisinden muaf tutulmuşlar…

Osmanlı’ya “tevbe” edildiğinde ya da “biat” edildiğine paçayı kurtarmak mümkündü.

Lefkoşa ve Mağusa fetihlerinde onca zorlu çatışmadan sonra savaşın aleyhe sonuçlanacağını gören birçok Venedikli soylu dağlara kaçmıştı.

Ada küçüktü ve nihayetinde o kaçış nereye kadar sürecekti.

Bu yüzden olmalı her şey olup bittikten sonra dağlara kaçan soylular dönüp teslim olmuşlardı.

Bu teslimiyet Lala Mustafa Paşa’nın pek hoşuna gitmişti ve onlara hayatlarını bağışlayarak, kimilerine mal ve mülklerini iade etmiş, bazılarını orduya bile almıştı.

Zaten ordu dediğin şey devşirmelerden ibaretti…

Haşmet Muzaffer Gürkan bir kitabında tarihçi Kipriyanus’tan yaptığı bir alıntıyla o soylu Venediklilerin bir kısmının isimlerini aktarır:

Scipio Caraffa, Peter Paul Synliticos, Orsallo Lusignan veya Lazania, Gianetti ve Ettore de Nores.

O dönemler durum 1974’teki koşullara benzerdi.

Birçok Latin adadan kaçtığı için onlara ait mülkler, topraklar boş kalmıştı.

Bir savaş sonrasıydı ve galip gelenler bu toprakları kullanacaklardı, dünya böyleydi, şimdiki gibi uluslararası hukuk falan hak getire ki, günümüzde bile dünyanın birçok yerinde aynı durum geçerli!

Dr. Nazım Beratlı “Kıbrıslı Türklerin Tarihi” adlı kitabında bu Latin mülklerinin nerelerde olduğunun bir listesine atıfta bulunur.

Söz konusu listesinin bir “Venedik listesi” olduğu ve 1510-1512 tarihlerinde derlendiğinin düşünüldüğü anlatılır.

Osmanlının adaya aktardığı nüfusun yerleştirildiği bölgelere ait liste şöyle:

Alehtero, Aynikola, Galatya, Galinoporni, Gaizveran, Kalohoryo, Kambilli, Kazafana, Kyrsophou, Köfünye, Korovya, Kukla, Lapithyou, Lefke, Lemba, Luricina, Margi, Moronero, Paramali, Pergamos, Peristerona, Bladanisya, Baf, Prasio, Psillatos, Sarama, Suskia, Terra, Trapea, Tremetusa, Vroişa, Yayla.

Zaman bu zaman olsaydı dur da Latinlerle mülk sorunu tartış, hem de kırk yıl!

Kılıç dururken!