Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TARİHİ KARARLARIN ARİFESİNDE…

“Kritik günler” diye yazmak lazım.

Ancak öyle tarif edilebilir.
Yazınca da tecrübeli okuyucular derhal itiraz ediyorlar.
“Hangi günlerimiz kritik değil ki” diye haklı bir sitemde bulunuyorlar.
Kıbrıs Türkünün 50 yıllık tarihi hep kritik günlerle doludur.
Şüphesiz ki birbiriyle kıyaslanması da mümkün değildir.
Bizimki sadece yaşanılanın önemini anlatmaya yarayan bir tanım.
Tabii ki yaşadığımız kritik olayların önemini anlamak isteyenler var ise.
Yoksa, on üçüncü maaşlar da bu hafta içinde ödenecek, ardından da sendikalar ile hükümetin para pazarlığı başlayacak. Muhtemelen anlaşamayacaklar ve kavga-gürültü artık her günümüzün gündemi olacak.
Biz böylesi bir gündem yaşayabiliriz.
Fakat, bizim dışımızdaki dünya kendi gündemiyle devam ediyor. Ve ne acıdır ki kendi gündemini gelip bize dayatabiliyor.
Yanlış mı yapılıyor?
Bizdeki para eksenli kısır tartışmalara bakınca “birilerinin aklımızı başımıza getirmesi adına” yanlış olmadığını düşünmeye başladım.
Öyle ya bizim para kavgalarımız hiç bitmedi ki.
Osmanlı Rusya önünde yenilgi üzerine yenilgi alınca ve hazinedeki paraların suyu çekince ve bizdeki memurlar maaşsız kalınca önce Osmanlı’ya bayrak açtık.
Ruslar İstanbul kapılarına dayanınca ve İstanbul tehlikeye gidince padişah Ruslardan kurtulmak için İngiliz’e Kıbrıs’ı yani bizi teklif edince bu kez şilinlerle birlikte gelen İngilizleri alkışladık.
Lefkoşa’da bir anda Osmanlı bayrağı indi Büyük Britanya bayrağı dalgalanmaya başladı.
Geçmişte “padişahım çok yaşa” diyenler “tanrı kralı korusun” demeye başladılar.
Velhasıl akçeli konular bizde hiç bitmedi ki.

      ***

2016 yılı bize tarihi kararlar verme arifesinde olduğumuzu anlatacak.
İki açıdan;
Birincisi tarihte ilk defa bir “araya gelmezler” denilen iki büyük partinin CTP ile UBP’nin kurduğu geniş tabanlı hükümetin akıbeti belirlenecek.
Geçtiğimiz yılı su kriziyle tüketen ve kendisi de tükenen hükümetin artık ne yapacağına karar vermesi gerekir.
Su krizi ile birlikte erken seçime mi gidecek yoksa krizini  aşıp halka vaat ettikleri icraatları yapacaklar mı?
İkincisi ve çok çok önemli olan Kıbrıs sorunu.
Geçtiğimiz yılın son periyodundan itibaren 2016’nın mart ayına kadar müzakerelerin uzlaşmayla sonuçlanacağı ve her iki tarafta da referandum yapılacağı sık sık tekrarlandı.
Üç ay sonra bir referandum yapılır mı?
Liderler anlaşırlarsa elbette olabilir
Fakat iki ayağı bir pabuca sokma telaşına girmenin anlamı yoktur.
Herkes çok iyi bilmelidir ki Mart olmazsa 2016’nın herhangi bir ayında mutlaka referandum olacaktır.
Ve Kıbrıs Türkü yeniden tarihi bir karar verme aşamasına gelecektir.
İşte 2016 bu açıdan kritiktir ve tarihidir.
2004’te verdiğimiz bir karar vardı.
Şimdi yine aynısını yapacağız.
Yani bir karar vereceğiz.
Umarım ki bu tarihi süreç para-pul kavgalarının kurbanı olmaz…