

“Tarihi değeri yüksek mimari yapılar, hem özgün hem de mevcut işlevleri ve mimari karakterleri ile kent kimliklerinin oluşmasında çok önemlidirler. Ayrıca kentin farklı kültürel dokusunu yansıtmakta önemli bir yere sahiptirler.”
Her kişide olduğu gibi her ülkenin, bölgenin veya kentin de sahip olduğu bir kimliği vardır. Kısaca tanımlamak gerekirse, kent kimliği bir kenti tanımlayıcı ve diğer kentlerden ayırıcı özelliklerin bir araya gelişi ile oluşan bir bütündür. Kent kimlikleri, çevresel ve sosyal faktörlere göre farklılıklar göstermektedir. Bunların başında; coğrafi konum, topografya, iklim, bitki örtüsü ve su kaynakları gelir. Bunlara ek olarak; toplumların sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel karakterleri de önemli rol üstlenir. Öte yandan, yapı ölçeğinde kimlik olgusu ele alındığı zaman; yapı kimliğini etkileyen faktörler arasında; yapının tarihi geçmişi, lokasyonu, ulaşılabilirliği ve çevre ile olan ilişkisi vardır. Yapının mimari özellikleri, işlevi; yapının cephe ve girişlerinin görsel kalitesi ve de en önemli faktör olarak yapının toplumdaki önemi ve aidiyet duygusu yer almaktadır.
Kıbrıs Adası…
Kıbrıs Adası bilindiği gibi hem jeopolitik hem de stratejik konum olarak Akdeniz’de önemli bir noktada yer almaktadır. Bu nedenle, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Sırası ile bu medeniyetler Hititler, Fenikeliler, Asurlular, Mısırlılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Arablar, Haçlılar, İngilizler (Arslanyürekli Richard), Lüzinyanlar, Cenevizliler, Venedikliler, Osmanlılar, İngiliz Kolonisi ve son olarak halen adanın iki farklı yarısına hakim olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardır.
Kıbrıs Adası yukarıda da bahsedilen farklı medeniyetlerin bıraktığı birçok tarihi, mimari ve de kültürel değerlere ev sahipliği yapmaktadır. Ada’da var olan bu tarihi değeri yüksek mimari yapılar, hem dönemlerinin karakterlerini yansıtmakta hem de birçoğunun dünyada benzeri bulunmamaktadır. Ulusal ve kent kimlikleri oluşumunda etkin olan tarihi değeri yüksek mimari eserler, toplum için de önemli bir yere sahiptirler. Çünkü toplumların sosyal ve kültürel göstergesi olarak kabul edilirler.
Değişen toplumsal yapı ve getirdikleri…
Günümüzde değişen toplumsal yapı ile birlikte, Kıbrıs Adası’nın da kullanıcı ihtiyaçları ve gereksinimleri değişim göstermiştir. Buna bağlı olarak, değişen toplumsal yapı ile birlikte adanın mimari yapı ihtiyaçları yeniden düzenlenmiş ve mevcut yapılara yeni işlevler getirilmiştir. Uygulanan yeni işlevlerin getirdiği bazı nitelikler yapıların hem iç mekan tasarımlarının hem de cephelerinin değişikliğe uğramasına neden olmuştur. Yapıların, mevcut işlev ve mimari karakterlerinin kent kimliğini etkilediği gibi yapılan değişikliklerin de, kent kimliği üzerinde etkisi olduğu, ayrıca farklı sosyo-kültürel kimlikler de oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu bağlamda, buna verilebilecek en iyi örnekler Lefkoşa ve Mağusa kentleridir. Özellikle, tarihi şehir merkezlerinde yer alan tarihi değeri yüksek mimari yapıların, değişen sosyal yapı ve toplum ihtiyaçları nedeni ile farklı ve yeni işlevler üstlenmesine neden olmuştur. Lefkoşa kentinde yer alan tarihi değeri yüksek mimari yapı olarak St. Sophia Katedrali (bugünkü adı ile Selimiye Cami) ve Mağusa kenti için ise St. Nicholas Katedrali (bugünkü adı ile Lala Mustafa Paşa Cami) örnek verilebilir. Adı geçen örnekler, dönemlerinin mimari özelliklerini yansıtmalarının yanı sıra, birden fazla medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. Tarihi değeri yüksek bu mimari yapıların, kent kimliklerini etkilediği gibi farklı sosyo-kültürel kimlikler yarattığı da gözlemlenmektedir.
Lefkoşa kentinin kimliğine katkı koyan St. Sophia Katedrali (bugünkü adı ile Selimiye Cami)
Kıbrıs adasının her döneminde Mağusa kentinin kimliğini oluşturan St. Nicholas Katedrali (bugünkü adı ile Lala Mustafa Paşa Cami)

Son Söz…
Tarihi değeri yüksek mimari yapılar, gerek toplumdaki bireyler arasında gerek ise kent kimliğinde önemli bir yere sahiptirler. St. Sophia ve St. Nicholas Katedralleri’nin yeni işlev olarak camiye dönüştürülmesiyle, Lefkoşa ve Mağusa kent kimliklerinin değişmesinde etkili olduğu görülmüştür. Farklı işlev yüklenen bu yapılar, kent kimliği çerçevesinde, söz konusu kentlerin yeniden yapılanmasına, farklı sosyo-kültürel kimliklerin benimsenmesine neden olmuştur.
Yeniden işlev kazandırılan yapıların yanı sıra, adanın kent merkezlerinde ve kırsal kesimlerinde var olan birçok tarihi değeri yüksek mimari yapı ise atıl vaziyettedir. Bu da yapıların hem kendi kimliklerinin kaybolmasına, hem de adanın geçmişten gelen kimliksel öğelerinin yitirilmesine neden olmaktadır.
Bu bağlamda atıl vaziyette bulunan tarihi değeri yüksek mimari yapıların yeniden işlevlendirilmesi ve kullanılması gerekmektedir. Bu yapıldığı takdirde ada kimliğinin oluşması, geçmişin izlerini taşıyan çok kültürlülüğün gelecek nesillere ışık tutması ve kent turizmine, dolayısıyla ada turizmine katkı sağlaması gerçekleşecektir.
Mağusa kentinde atıl vaziyette bulunan St. George Rum Kilisesi ve St. Nikolas Kilisesi
































