Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TANRI KİMİ KORUYACAK? VE 1 UMUDUMUZ VAR…

Meclis, Ekonomi, Plan ve Bütçe Komitesi Başkanı, CTP Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür, enteresan bir mesaj paylaştı Facebook’ta.

“Bütçe görüşmelerinin ilk günü tamamlandı. Başbakan bütçemizin üçte birinin dış kaynaklardan temin edildiğini, bunun bir ülke gerçeği olduğunu söyledi. Bir KKTC klasiğidir. Görevde olanlar dışında pek az siyasetçi bu gerçeklik üzerine inşa eder siyasetini. Halbuki hep bir ağızdan bu tespiti yapıp gerçekçi zeminde ideallerimize ulaşmanın formüllerine yoğunlaşsak dışa bağımlılığı ortadan kaldırmamız, eşitliği, adaleti ve gerçek demokrasiyi tesis etmemiz çok daha kolay olmayacak mı? ‘Siyaseti öğrenmek’ sanırım biraz da bunun farkına varmak ve pozisyona göre konuşma hastalığından uzak durup tutarlı olabilmektir. Bazı ülkeler petrol zengini oldukları için demokrasileri sağlıklı gelişemez. Bu duruma literatürde petrolün laneti diyorlar. BİZ İSE MALİ YARDIM LANETİ yüzünden sağda ve solda popülizmden bir türlü kurtulamamakta ve ayakları yere basmayan gereksiz tipleri ‘adam’ etmekteyiz. TANRI BİZİ MALİ YARDIM LANETİ’nden korusun!..”

       ***

Birikim Özgür, mali yardım almayı, petrol zengini ülkelerin yaşadığı lanete benzetiyor.
Dışa bağımlılığı sona erdirmenin yolunun popülizm yapmaktan değil ayakları yere basan politikalardan geçtiğini belirtiyor.
Ve iddialı bir saptamada bulunuyor;
“Bunu anlayan çok az siyasetçi vardır…”

       ***

Birikim Özgür’ün “dışa bağımlılık dediği” Türkiye’dir.
“Mali yardım” dediği de Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a akıttığı paralar.
Hem nakit hem de yatırım paraları.
Adına KKTC dediğimiz sistem, bu yardımlarla ayakta duruyor.
Bu yardımlar kesilsin hemen çöker.
Peki bu yapıyı kim oluşturdu?
Genelleme yapmak doğru olmaz ama teker teker sıralarsak da bu sütuna sığmaz, kısaca Türkiye diyebiliriz.
Bir dönem, hem de uzun bir dönem bu Türkiye’deki hükümetlerin politikasıydı.
1974 sonrası oluşturulan vesayet sistemi başka türlü ayakta kalamazdı.
Çünkü vesayet sisteminin (statükonun) kendisi büyük sorundu.
Onun dizayn ettiği ekonomik ve sosyal yapılar da zaten sorunlu olacaktı.
Şimdi yaşadığımız gerçek budur.
Ve bu gerçeği Birikim Özgür’ün saptamasının aksine bütün siyasiler çok iyi biliyorlar.
Fakat büyük bölümü değiştirmek istemiyorlar.
Çünkü bu statükonun yarattığı ve var ettiği ve yaşattığı politikacılardırlar.
Vesayet sistemi yani statüko ortadan kalktığında onlar da peşisıra gidecekler.
Bunun için de statükolarına dört elle sahip çıkıyorlar ve direniyorlar.

     ***

Meclis ilk bütçe görüşmelerine başladı.
Hükümet yüzüncü gününe yaklaşmasına rağmen kanımca bu bütçeden sonra elle tutulur icraatlara başlayabilecek.
Yani önümüzdeki yılı beklemek gerekir.
Ne için?
Meclis’in bu vesayet sisteminin hukuksal yapısını berhava edecek ve yerine çağdaş bir düzen koyabilecek icraatlara başlaması için.
Bunun insansal altyapısının Meclis’te olduğunu görüyorum.
Bu yüzden hala 1 umudum vardır.
İşte o zaman Tanrı’nın birilerini korumasına ihtiyaç duyulmayacak.
Kendimizin yöneteceği, kendi üretimimizle geçineceğimiz, refah içinde ve mutlu bir ülkeyi kendimiz yaratacağız.
Yeter ki 1 umudumuz ayakta kalsın…