Köşe Yazarları

TANINMAMIŞLIĞIN AVANTAJLARINI YAŞIYORUZ…

Mehmet Moreket yazdı







Başbakan Sucuoğlu tanınmamışlığın avantajlarından yararlanmaktan bahsederken, çalışan insanların ekmeğini küçültmeyi mi kastetmişti acaba?




Bütün dünyada Çalışma Örgütü’nün, yakın coğrafyada da AB’nin emeği koruyan kuralları, vergi adaletini sağlayan yasaları bizde işlemez mesela…



Doğru… Herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine durumu ancak, tanınmamışlıkla izah edilebilir.

Yani uluslararası hukukun, uluslararası kuralların dışında olmakla…

Olan biten ekonomist kaç gündür çalışanların vergi muafiyetlerinin sıfırlanmasının etkilerini, özündeki adaletsizliği yazıp çiziyor. İnsanlar kendini parçalıyor, “yaptığınız çok yanlış, vazgeçin” diye.

Kendisi bir kadın doğum doktoru olabilir. Ama bu devletin iyi kötü bir hafızası olmalı. Bir ekonomi yönetimi birikimi… Belli ki onlardan çıkmadı bu karar.

Toplantıları iş çevreleriyle yapınca, normal. Kamunun çıkarının yerini, büyük sermayenin çıkarı alıyor. Emeğin temsil edilmediği toplantıdan ne çıkacaktı ki?

Ya boğulduğumuz vaka sayıları? Ya yapılmayan denetimler? Bunların nedeni nedir sizce? Bak, kapıda PCR testi aranacak deyince nasıl da kıyamet koptu. “Öğrenci gelmeyecek, turist gelmeyecek”… Ölüyoruz be kardeşim, görmez misiniz?

Bu da aynı, “akıl hocan kim” derler adama.

Gönyeli ilkokulunda 43 çocuğun pozitif olması ne demek? Sendika dün açıkladı, Dipkarpaz’dan Lefke’ye okullar aynı durumda…

Ne markette, ne cafede, ne restoranda denetim yok. Sanki memlekette hastalık yok.

Ölenler? Niye ölüyorlar acaba? Ha, doğru istatistik onlar, o kadar da olacak, öyle mi?

Sen denetimini yap, ondan sonra konuş.

Şu anda kayıp giden insanların sorumlusu devlettir…

Halkının sağlığını korumak zorunda olan ama görevini yapmayan devlet…

Belediyelerin denetim için ek mesai ödemesi gerekiyor. Azeri starlara 69 bin sterlini bulan devlet, bunu bile karşılamıyor. Belediyelerin dışında başka denetim yok zaten.

Bu da tanınmamışlığın avantajı galiba.

Ne arayan var ne soran. Öyle Dünya Sağlık Örgütü falan karışamaz bizim işimize.

Zaten vatandaşın yurt dışına gidebilmesinin yolu kapanmış, ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir.

Bir de o mesele var.

TC ve KKTC vatandaşı isen, Türkiye’deki herhangi bir ilin Sağlık Müdürlüğünde AB’nin tanıdığı aşı barkod’u alabiliyorsun. Tabii bunun için oralara gitmek şart. TC vatandaşı olmayan, adada hapis. İsterse güneyde tekrar aşı olsun, bir de bir AB ülkesine bilet alsın, çok istiyorsa, öyle gitsin. Bu kadar… Her iki lafın biri beğenmiyorsanız güneye gidin demiyorlar mı? Bu da aynı yere çıkıyor.

Sosyal devlet ha, sosyal adalet ha, halk sağlığı, halkın refahı ha…

Boş laf boş…

Buralarda tanınmamışlığın avantajlarını yaşayacağız. Bakın başladık bile. Dünyaya kafa tutmak neymiş görün…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

MURAT BELGE ANLATMIŞ:

Tatar’ın “Adanın esas sahibi Osmanlıdır” lafının ne anlama geldiğini en güzel Murat belge anlattı. Ünlü akademisyen, yazar Belge bunun bir bakış açısı olduğunu söylüyor; “Bugün Türkler ‘Kıbrıs’ dediklerinde Kıbrıs’ta yaşayan Türk kökenli insanlardan önce, bir zamanların görkemli imparatorluğunun geri alınabilir bir parçasını anlıyor, daha doğrusu otomatikman bunu düşünüyorlar”.  Tatar da işte bunun savunuculuğunu yapıyor…

 

BOYKOT KİME YARAR:

Her seçim öncesi olduğu gibi bu kez de “boykotçular” yine devrede. Yapılacak seçimlerin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini iddia eden bu grup, seçimleri boykot çağrısı yapmaya başladı. Herkes özgürdür ve oy verip vermemek kendi iradeleridir ancak, “hiçbir şey değişmeyecek” deyip de sandığa gitmemek, mevcut düzenin devamına onay vermek değil de nedir? Aksine gidip oy vererek bu düzenin değişmesine bir damla bile olsa katkı yapmalıyız… Yaşadıklarımızı yaşamamak için inadına sandığa gidip oyumuzu kullanmalıyız…

 

YA 5 OLSAYDI NE YAPARDIK:

YDP Başkanı Erhan Arıklı, KKTC’de iş yapabilmek için en az 5 bakanlığa sahip olunması gerektiğini söyleyerek, “Aksi takdirde size iş yaptırmıyorlar. Biz de iş yapamadığımızı görünce hükümetten çekildik” demiş. Duyan da inanacak. İş yapmadığını kabul etmiş. Bir yıllık bakanlığın döneminde 1 vekille ülkeyi zam delisi yaptın, 5 vekilin olsaydı eğer neler yapacağını düşünmek bile istemiyorum…

Ayrıca sen hükümetten çekilmedin. Hükümet istifa etti. Yenisine de seni almadı.

 

SANKİ BU DEVLETİN HALKI YOK:

Erdoğan’ın düşük faiz politikasından vaz geçmeyeceği anlaşılıyor. Buradan çıkan sonuç, her gün biraz daha fakirleşeceğimiz, bir kuru ekmeğe muhtaç hale geleceğimizdir. Haydi biz muhalifiz bizi dinleyen yok da insanlar da aptal değil ya, ceplerindeki paranın buhar olup uçtuğunu görmüyorlar mı sanırsınız? Devlet? O da cepteki üç beş kuruşa göz dikip, malum geleceğimizi hızlandırıyor. Hiç bu kadar başsız, bu kadar çaresiz kalmamıştık.  Sanki halkı olmayan bir devlet yönetiyorlar…

 

MEKANLAR DENETLENMEDİKTEN SONRA BOŞ İŞ:

Kapıda karantina ve PCR uygulamaları tamam. Zaten son dönemdeki artışların arkasında, Ercan’da yapılan testler var. O saat negatif, 3 gün sonra pozitif. Böyle çıktı bu vakalar. Tamam da iş bununla bitmiyor. Özellikle öğrenciler, komün halinde yaşıyor, servis otobüslerini gördünüz mü, tıkış tıkış. Buna çare bulunmadıktan sonra hiçbir şey yapmayın daha iyi. Şu anda da bir şey yapıldığı yok zaten…

 

MARKETTE BİLEKLİK ARAYAN VAR:

Bir marketin girişindeki GSM operatörüne koşarak gelen bir kadın, “Sizde bileklik var mı” diye sordu. Oradakiler hepimiz birer adım geri kaçtık. Kendisine nereden alacağını tarif ettiler. Bilmem gitti mi? İster gider, ister gitmez. Kaçta kaçı gider ki? Hem üstünden para da verecek, bileklik takacak, gönüllü!!! Benim bildiğim, temaslısını, pozitifini saptadığı anda bilekliği devletin takardı. Değilmiş demek ki…

 

HAYAL GİBİ:

AB Komisyonu, seçim kampanyalarında kullanılan reklamlarda, finansörünün kim olduğunun açık şekilde belirtilmesi için teklif hazırlamış. Amaç, demokrasiyi ve seçimlerin şeffaflığını güçlendirmekmiş. Ambargo şu bu diye ağlarız değil mi? Ama bunun gibi kararları uygulamanın ambargoyla alakası yoktur. Yapılmaz, yapılamaz. Çünkü bu ülkede vahşi şark politikası hakimdir. Ne şeffaflığın adı vardır ne gerçek anlamda özgür iradenin…

 

 

 

 









Başa dön tuşu