Cumhuriyetçi Türk Partisi, bir kurultayını daha tamamladı.
Yıllar sonra, Mehmet Ali Talat, kürsüye yeniden “parti başkan” adayı olarak geldi.
Talat’ı mesleki yaşamım gereği, politikada “bakanlık yapmaya başladığı” günden bu yana yakından takip ediyorum.
Eğitim Bakanı olduğu dönemde de, Cumhurbaşkanı olup kaybettiği, kazandığı dönemde de hep yakın tanık olarak bulundum.
En etkili kürsü konuşmasına şahit oldum.
Çünkü, bu kez “neden geldiğini” çok iyi biliyor.
Hizip ve kavganın “fikir ve politika” üretmek aciz kıldığı bir parti yapısı var…
Sevgi falan da öldü, dedikoduculuk falan da ayyuka çıktı ama…
Adalet öldü…
Bu nedenledir ki, Sayın Talat’ın, “CTP iş ve makam bulma yeri değildir” demesi manidardır.
Önemlidir.
Üzerine gidilmesi gereken bir konudur.
Gidecek mi?
Kendisi bilir.
Gitmeyecekse, evde kalsaydı, daha evlaydı…
Neden mi?
“Bu kadar da olmaz” dedirten olaylar
Maalesef, CTP’yi basamak olanlar kullananlar var.
Tıpkı diğer partilerde olduğu gibi…
Müdür olmak için yeteneğini değil, parti bağlantılarını kullananlar var.
Tıpkı diğer partilerdeki gibi…
Müşavir olma, hatta daha iyi noktadan emekli olmak için CTP’yi kullananlar var…
Tıpkı diğer partilerdeki gibi.
Parti Meclisi’ne seçilebilmek için bulunduğu kurumlarda istihdam yapanlar var…
E tıpkı diğer partilerdeki gibi…
Oysa kavga?
Evet…
Soru da budur aslında…
“Hani CTP bu düzenle kavga edecekti?”
Kavga edilmek yerine, sistemle benzeşildi…
Sistemin nimetlerinden faydalanan bir tabaka çıktı ortaya.
Hangi güçle?
Tabii ki Genel Merkez’in gücüyle…
CTP açsından da en yanlışı bu değil mi?
Vekil kalma adına…
Kurumlarda kalma adına…
Kamu olanakları kullanıldı.
Belki bu çok geniş bir tabana yayılmadı.
Kıb-Tek ve Kooperatif Merkez Bankası dışına çıkılmadı…
Olsun ama…
Biri de bir, bini de bir…
O zihniyet, bu topluma yapılabilecek en büyük kötülük demekti.
Hoş olmadı…
Şık durmadı…
Kıb-Tek’te delege bir fatura kesmedi…
Kooperatif Merkez Bankası’nda ise acımadı.
Ben ikisini birbirinden ayırıyorum…
Kıb-Tek’te istihdamlar tabana yayılmadı.
Partizanlık diyeceğim ama, dar bir kesim istihdamları kendi arasında bölüşüldü.
Kooperatif’te ise daha büyük bir felaket yaşandı.
Kendilerine de makam- mevki hesabı yaptı kurum yöneticileri.
Hep bir hesap kitap içinde olunuldu.
Doğan Şahali, Gülhan Alp sonrası için pozisyon alırken, Eren Adataş da Şeker Sigorta Müdürlüğü için atanmasına hiç itiraz etmedi.
Hem de ortada duran 3 milyon kayıp paraya rağmen.
Neyse…
CTP’liler kavga etmek yerine, “uyum sağlamayı” tercih ettiler.
Talat, bu sistemi hepten berhava etmediği sürece, başarılı sayılmayacaktır…
***
Ya DP kanadı…
İşin bir de hükümet boyutu var.
Talat, “yeni hükümet” modeli üzerinde de çalışacak…
Ancak, Ercan Devlet Havaalanı’ndan, Serbest Liman Bölge Müdürlüğü’ne, Karayolları’ndan, belediyelere kadar, kamuoyunu rahatsız eden birçok konu vardır…
“Ülke yönetme” iddiası da var ya Sayın Talat’ın…
Bu sadece “CTP’li bakanlıklarla” mı sınırlı kalacak?
Yoksa kamu vicdanını yaralayan diğer konular da mı gündeminde olacak?
Talat’ın fazla zamanı yoktur.
Çünkü toplum ciddi bir çökme, gerileme noktasındadır.
Talat, bir “koalisyon” hükümeti kuracak, ya da mevcudu ile devam edecek.
“Mevcudu gibi” devam edemez ama.
Bu dağınık yapının daha uzun sürdürülebilir olması mümkün mü?
CTP tek başına bütünü düzeltebilir mi?
Mümkün değildir.
Tek yol “uyumlu” bir koalisyon ve memleketin geleceğinden yana gaylesi olan bir insan topluluğudur.
Talat ve Serdar Denktaş bunu başarabilecek mi?
Ya başaracaklar, ya da yeni bir siyasi yapı ilk genel seçimde eski siyasi yapıyı kendini yenileyemediği için tarumar edecek…
































