Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Talat- Özgürgün… Uzlaşın ve yapın…

Normalleşme süreci ipuçlarını aldım.

Nerden mi?
Hem maliye Bakanı Birikim özür…
Hem de UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, “çift taraflı vesayet” girişimini reddettiler…
İlk çıkış Maliye Bakanı Birikim Özgür’den geldi…
Genç İşadamları derneği’ni kabul eden Özgür, burada yaptığı açıklamada, “Bütçe dışından yardımları kabul etmeyeceğini” söyledi.
Neden?
Milliyet Gazetesi’nin “Tarım ödenekleri için Türkiye’!den 50 milyon TL kaynak istendi” haberi için.
Haberin içeriği tamamen yanlış…
Talat, Ziraat Bankası’nda Toprak Ürünleri Kurumu’nun kullanımı için açılan ve 30 milyon TL limiti bulunan avans hesabının aktif hale getirilmesini istedi…
Kimden?
Türkeş’ten…

Haliyle halen AK Parti içerisinde “eğreti” olan Türkeş de buna cevap veremedi.
Ancak, “Milliyet’te yazıldığı gibi istenen 50 milyon TL açıktan para”değildi.
Dolayısı ile, geçtiğimiz Cuma günü, Havadis’i ziyaret eden CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da “bütçe dışı açıktan parayı” reddettiğini söyledi.

Son adım Özgürgün’den
Yüz sene beklemesem, bu cümleleri okuyacağımı düşünmezdim.
Dün Havadis’te gördünüz…
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, “Dayatma bir planı” reddetti.
Özetle ne dedi:

“CTP- UBP ülkedeki yapısal sorunlara müdahale etmek için 39 milletvekilinden oluşan bir hükümet kurdu. Uygulayabileceği bir planla yoluna devam edecek. Türkiye uygulamayacağımız bir program dayatırsa, biz yokuz. Bu hükümet devam etmez. Uygulamayacağımız bir programı kabul etmeyiz. Uygulayabileceğimiz bir programı biz hazırlayacağız…”

Son iki sene
Aslında, iki sene sonra seçime gideceğiz.
Bütçe bitti…
Bu hükümet önünde bitmiş bir bütçe var…
Seçim yılına kadar da koca boş bir sene…
Çok ciddi yapısal sorunlar, ülkeyi kemiriyor…
Kıb- Tek’te atılan adımlar henüz net bir noktaya ulaşmadı…
BRTK gayya kuyusu…
Kamu Hizmeti Komisyonu kanayan yara…
DAÜ için özerk bir yasa henüz çıkmadı…
YÖDAK üniversitelere zarar veren bir kurum haline geldi, durdurulamıyor…
Kamu Reformu yapılmadığı sürece, partilerin kamuda şahıslar üzerinden kadrolaşması bitmeyecek… Bireyler partili, işlev verimsiz olmaya devam edecek.
Daha sayayım…

Yılda 50 milyon öngörülen “ek mesai” 80 milyon TL’ye çıkıyor. Ek mesai üzerinden siyasi- zümresel bir çark kuruldu. Bu alana kimse müdahale etmeye cesaret edemiyor. Personel fazlası olan kurum- dairelerde dahi ek mesai ödeniyor. Vardiya sistemine geçilemiyor. Sadece bu alanda bile yıllık 50- 60 milyon TL “gonomiya” edilebilir.
Devam edeyim mi?
Sadece bunlar bile yeter…
İçinde tek bir özelleştirme yok…
Sendikaları da yanınıza alarak… Mecliste geniş tabanlı bir hükümetle tamamını yapabilirsiniz…

Ah şu su meselesi…
Tam da bu arada su meselesi çıktı…
Aslında basit…
“Bedelini ödeyecek olan” halk, bu suyu istiyor.
Tonu 5 TL de olsa istiyor… 7 TL de olsa istiyor… Zaten içme suyu, hidrofor, elektrik masrafları derken, daha mı az ödüyoruz sanıyorsunuz…
Geriye kalan TC- KKTC siyasetimnin bu konuda uzlaşması…
Ancak, herkes de bilmeli ki, belirleyici olacak olan KKTC hükümetinin ne istediği… Öyle ya… Buradaki düzeni yeniden dizayn edecek olan bu hükümettir.
Ancak, yapısal sorunları aşmak için, bu sistemin yaratıcısı Türkiye’den başka çaremiz yoktur…
Bütçe disiplininden tarım reformuna, kamu reformundan e- devlete kadar her alanda Türkiye desteği ile yapısal sorunlar artacak, gelirler artacak, kara delikler azalacak.

Bir süre sonra Türkiye’den “yatırımlar” dışında kaynak almayacak noktaya gelinebilir…
Ancak, bugün Türkiye’nin “para vermeyiz, istediğimizi yapacaksınız” tavrı, Hüseyin Özgürgün’ü dahi “Kıbrıslı duruşuna” itti.  
Bilinmelidir ki, Türkiye’nin bu tavrı yeni tartışmaları beraberinde getirecek.

***

Ve son söz
Hüseyin Özgürgün mantıklı bir tavır ortaya koydu.
Ne eksik, ne fazla…
“Sadaka istemiyoruz” dedi, devamla “baskı da istemediğini” vurguladı.
Yani bu hükümet bir program yapacak.
Yapısal sorunların üstüne gidecek.
“Uygulayamayacağı bir programı” da kabul etmeyecek…
Yukarıda yazdım…
Bu hükümetin görevi seçime kadar…
Seçime kadar bu hükümetten “özelleştirme” beklenebilir mi?
Hükümet iki yıllık sürede daha fazla üzerinde uzlaşı sağlanabilecek ama ciddi konularda icraat yapmak istiyor.
Bütçe bitti.
Şimdi iş zamanı.
Hükümet tam da “iş yapacakken”, önünde “su” sorunu dağ oldu. Bütçeye Türkiye para vermedi. Üstelik Türkiye “tehditkar” bir tavırla neredeyse “ambargo” noktasına geldi.
KKTC hükümeti de “kendi arasında” dahi su yönetimi konunda anlaşamadı. UBP- CTP otursun, su yönetimi konusunda uzlaşsın, gerisi çözülür.
Ardı ardına üç çıkış izledik…
Talat…
Özgür…
Özürgün…
Üçü de kıymetli…
Üçü de yönetimde söz sahibi…
O zaman çözün, yönetin…
Söylediğiniz gibi, uzlaşın ve YAPIN…