Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Suzuki Okulu KKTC eğitimine adapte edilebilir mi?

Eğitim sayesinde toplumdaki istenilmeyen pek çok davranış yok olur. İnsanlar barış, mutluluk ve sevgi temelinde davranışlar sergilemeye başlar. Müzik eğitimi de bunlardan bir tanesi ve en önemlilerindendir. Hani KKTC eğitim sisteminde hiç önemi olmayan müzik eğitimi. Müzik eğitimi enstrüman çalma, nota okuma yanında öğrenmeyi öğrenmeye de katkı sağlar. KKTC eğitim sisteminde ilkokul döneminde çocukları yarıştıran, aileleri sömüren dershane canavarı yaratan kolej olgusu, ortaöğretimde ise üniversite kaygısı nedeniyle müzik eğitimi dışlanmıştır.
10. Avrupa Suziki Kongresi, İsviçre’nin Davos kentinde yapıldı. Kongreye 3 ile 20 yaş arasında 600 civarı öğrenci katıldı. Çocuklar ve aileler adına harika bir tecrübeydi. Kongrede sabah ve öğleden sonraları çocuklar düzeylerine göre gruplarda Suzuki öğretmenlerinden grup dersleri aldılar. Kongrenin son günü ise toplu konserlerle sona erdi. Sahnede son olarak kolay parçalarda  150 civarında keman veya çello ile Suzuki parçaları çalan öğrenciler vardı. 31 farklı ülkeden gelen Suzuki öğrencileri hepsi aynı anda aynı dili konuşuyordu: müzik dili.
Suzuki Okulu veya Metodu dünyaca ünlü keman sanatçısı ve öğretmeni olan Dr. Shinichi Suzuki’nin yaklaşımıdır. Dünya genelinde müzik eğitimcileri tarafından kabul görmüş, okulöncesi müzik öğretimi yöntemidir. Sonuçları ise çok başarılı bulunmuştur.
Çoklu Zeka Kuramı (ÇZK) ile ilgili doktora tezimi yazdığım 2000’li yıllarda tanışmıştım Suzuki metoduyla. ÇZK’nın kuramcısı Prof. Dr. Howard Gardner, Dr. Suzuki’nin Japonya’daki Yetenek Eğitimi Müzik Okulu’nu ziyaret etmiş ve tecrübelerini kitaplarından birinde yayımlamıştır. Gardner özellikle Müzik Zekası’nın bilimsel temellerini aktarmada, okulu örnekleri arasına almıştı.
Gardner, Suzuki’yi özetle kitabında şu şekilde açıklamıştı. Anne hamile olduğu anda Suzuki metoduna başlar. Anne ve baba çocuklarının hangi müzik aletini çalmasını istediklerine karar verirler. Özellikle anne alınan karardan sonra okula gitmeye başlar. Önce kendisi enstrümanı çalmayı öğrenir. Sürekli ilgili enstrümanın çalındığı ortamlara katılır. Müzikleri ezberler. Sonra çalar ve daha sonra da  nota öğrenmeye devam eder. Çocuk doğduktan sonra anne ile birlikte okula gitmeye başlar. Çocuk örneğin keman çalacaksa, sürekli keman çalan diğer çocukların olduğu sınıfa devam eder. Bu arada oyun oynar. Cd’ler sayesinde evde ve otomobilde çocuk keman parçalarını dinler. Böylece tıpkı anadil öğrenmede olduğu gibi müzük dilini, tonunu, doğruları hafızasına yerleştirir. Başta çocuğun alete dokunması kesinlikle yasaktır. Sonra bir gün çocuk yay ile ses çıkarmak için tanışır ve böylece aletinde ilerlemeye başlar.
Gardner bu yolla başarılı olan çocukların müzik zekalarının diğer çocuklara göre daha başat olduğunu vurgular. Ayrıca bu çocuklara matematik, anadil, fen bilimleri gibi derslerin de müzik notasyonunda öğretilmesi gerektiğini savunur.
Dr. Suzuki de Gardner’in keşfettiği gibi anadil yaklaşımına dayanır. Dr. Suziki okulöncesi çocukları ile geçirdiği yaşantılarla, her çocuğun müzik yeteneğine sahip olduğunu belirtir. Bu yeteneğin doğru bir eğitimle geliştirilebileceğini iddia eder. Her çocuk, kendi anadilini öğrenmek için yeteneğini geliştirebildiği gibi, müzik yeteneğini de geliştirebilir.
Müzik yeteneğini geliştirmenin en doğal yolu ise çocuğun anadilini öğrenme sürecinde izlediği metottur. Yani “anadili yaklaşımı”. Suzuki’nin en çok önem verdiği konu yeteneğin geliştirilmesi olan “yetenek eğitimi” olmuş ve anadili yaklaşımı çalışmalarının merkezini oluşturdu. Anadili yaklaşımında müzik dinlemek Suzuki metodunun ilk ve en önemli temelidir. Çocuklar doğdukları andan itibaren annelerinin konuşmalarındaki nüansları sürekli olarak dinleyerek ve taklit ederek, doğal ve akıcı bir şekilde konuşmayı öğrenirler. Dr. Suzuki’ye göre çocuklar anadil yaklaşımındaki gibi müzikal bir çevrede, müzikal eğitimlerinde de aynı sonuçlar alacaklardır*.
KKTC eğitim sisteminde Suzuki metodu gibi öğretim yaklaşımlarına çok ihtyiaç var. Toplumsal anomalileri çok çünkü. Çocuklarımızın ‘iyi bir insan’ olmasında Suzuki metodunun katkısı olabilir. Dr. Shinichi Suzuki (1898-1998) de her zaman çocukların iyi ve mutlu birer insan olarak yetişmelerini istemiş ve  Suzuki Okulu’nu “iyi bir insan yetiştirme” felsefesi üzerine inşa etmiştir. Acaba öğleden sonraları okulöncesinden başlayarak, Suzuki metodunun  KKTC eğitim sistemine adapte etmenin yolları aranabilir mi? Yer kalmadı ancak bu konu tekrar ele alınmaya değer.
• https://www.muzikegitimcileri.net/bilimsel/makale/B-Kasap_1.html