Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, çözüm konusunda sağlam mesajlar verdi.
Dışişleri Bakanlığı döneminden kalma Kıbrıs sorununa aşinalık, bilgi ve birikimi ile BM, AB, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimine “Gelin bu sorunu daha çok çalışarak birlikte çözelim” mesajını iletti.
Pozitif…
Ama ben suya taktım.
Evet, suya…
Türkiye’den gelecek olan su var ya…
Geçtiğimiz hafta içerisinde bu konuyu gündem yapmıştık.
“SU gelecek ama nasıl kullanılacak bilen yok” demiştik.
“Açıklama yapan yok” demiştik.
KKTC Hükümeti’nden beklenen açıklamayı, Türkiye Başbakanı yaptı.
Ben Başbakan, Başbakan Yardımcısı ya da Çevre Bakanı olsam, o toplantıda yüzüm kızarırdı, kaçardım.
Türkiye, bu topraklarda, nereye, ne ekileceğine kadar hesaplamış…
Toprak analizini yapmış.
Sadece, “suyun dağıtımı ve tahsilatı nasıl yapılacak” noktasında bir “siyasi” karar verecek hükümet aylardır bekliyor.
Onu da Davutoğlu anlattı.
Örneğin belediyeler bu sürecin neresinde olacak?
“Hisse vereceğiz” dedi.
Suyu özel dağıtacak, belediyeler de bundan pay alacak.
Kim çalıştı bunu?
Türkiye…
Başka
Davutoğlu’nun şu cümlelerine dikkat:
“Ama ekonomik, kendi başında ayakta duracak şekilde ve ekonomik sistem, kendi doğal rasyonalitesi içinde işleyecek şekle getirmek lazım. Su meselesi etrafında açık yüreklilikle konuştuk, biz suyu getirirken herhangi bir beklenti içinde değiliz. 1.3 milyar dolarlık su için yatırım yapıyoruz, bu Türkiye’nin kudretini gösterir. Buradan beklediğimiz en önemli şey barışa katkı yapacak şekilde suyun stratejik değer olarak Kıbrıs’a gelmesi. Su, Kıbrıs’a geldikten sonra ‘water management’ dediğimiz suyun idaresi konusunda en profesyonelce bir modelin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemlerde bir daha Kıbrıs’ı suya muhtaç bırakmayacak şekilde tedbirlerin alınmasını sağlayacak bir ekonomik rasyonalite gerekli.”
Suyun idaresi nasıl olacak peki?
Onu da Davutoğlu açıkladı, şu cümlelerle:
“Bu modelin profesyonelce olması, bu konularda uzmanlaşmış şirketler üzerinden yürütülmesi, fakat bir taraftan da merkezi yönetime bu yolla ciddi bir vergi kaynağının aktarılması, belediyelerin bütün altyapılarının bu yolla o şirketler tarafından düzenlenmesi, kanalizasyon, atık su sistemi dahil olmak üzere bütün altyapının yenilenmesi ve belediyelere de bir hisse ile kaynak aktarılması da dahil olmak üzere bir model üzerinde çalıştık, çalışıyoruz. Bunu paylaşacağız karşılıklı olarak bunlar görüşülecek. Herkesi memnun eden bir çözüm bulunacak. Bu bir örnek. Bir kaynağın kullanımı itibarıyla, toplumsal doku itibarıyla da bu yeni Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, fikir özgürlüğü, her türlü özgürlükler yaşanmakla birlikte, bunu teminat altına almakla birlikte tabi beklediğimiz, arzu ettiğimiz, ortak değerler bilinç etrafından Kıbrıs Türk kimliğinin güçlendirilmesi, herkesin bu kimlik etrafında birlikte hareket edebilmesidir.”
Şaka gibi değil mi?
KKTC Hükümeti bu konuda aylardır karar almadı, karar veremedi.
Şimdi Türkiye Başbakanı geldi ve yol gösterdi…
Bu saatten sonra karar alsanız ne olacak, almasanız ne olacak?
Su ile ilgili yapılacak bir tek “dağıtım ve yönetimi ile ilgili karar” vermekti.
Onu da beceremedik.
“Su akacak bizimkiler bakacak” demiştim ya…
Şunu da ekliyorum:
“Davutoğlu karar verdi, konuştu, bizimkiler baktı…”
***
Alanya’dan Limasol’a
Planlarım arasında var…
Bu yıl olmadı, seneye olur inşallah.
O da gemi yolculuğu…
Karaya da inmeyeceğim…
Kocaman bir gemiye binip…
10 gün deniz üzerinde seyahat etmek, güzel olsa gerek…
Mesela dev gemi Riviera…
Dün Alanya Limanı’na demir atmıştı…
Bin 106 yolcu ile…
Bizim Alaniçi köyden daha kalabalık…
Bitmedi 772 mürettebatı da var.
Yaklaşık 2 bin kişi.
Boydan boya Dereboyu Caddesi neredeyse…
İçerisinde İngiliz, Amerikalı yolcular çoğunlukta.
Barcelona’dan start almış gemi.
Dün akşam yol aldı Alanya’dan…
Nereye biliyor musunuz?
Güney Kıbrıs…
Limasol’a demirleyecek 2 bin kişilik yolcusu ile.
Dünyanın en büyük transatlantiklerinden birisi…
Siz bu yazıyı okurken, Limasol’daki Rumlar ve turistler, “Vay be ne gemi” diyecek.
Ama güzergaha dikkat…
Barcelona’dan Alanya’ya…
Alanya’dan da Kıbrıs’a…
Ama Güney’e…
Transatlantik turizmi, aslında hepimizin özlemini duyduğu bir yöntem.
Ama bize uğramıyor.
Tek nedeni “izolasyon” mu?
Hangi limana gelecek…
Düşünsenize, Mağusa Limanı’na geldiğini…
İki bin kişi aynı anda, günübirlik Mağusa’nın içine giriyor.
Salamis Harabeleri…
Mağusa Kalesi…
Othello…
Namık Kemal Meydanı cıvıl cıvıl…
Da…
İstese de gelemez…
İzolasyonlar kalksa da gelemez…
Bu limanda, nereye, nasıl gelecek, nasıl demirleyecek…
Haber gözüme çarptı da dün…
Hüzünlendim.
Alanya’dan Limasol’a…
Alanya’ya gelen kaptan, Limasol’a kırabiliyor da dümeni, Mağusa-Girne yok.
“Çok gerekçe” nedeniyle…
Açığımızdan geçiyor dev transatlantik…
Bırakın Mağusa’ya gelmesini…
Hayali bile güzel…
Fotoğrafına bakmak bile güzel…
































