Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Sürpriz”Ler Açığa Çıkıyor…

Cumhurbaşkanlığında düzenlenen toplantı sonrası, Maronitlerin KKTC’deki tüm köylerine geri dönüşü için karar verilmiş.

Keşke ta başından kalmaları sağlansaymış.

Şimdi kalkıp da her müzakere sürecinde, “Köylerimizin Rum Yönetimi altında olmasını istiyoruz” demezlerdi.

Kendi kültürlerini özgürce yaşatsalardı, hem onlar için, hem bizim imajımız için güzel olmaz mıydı?

Düşünsenize, turizm açısından nasıl bir renk olurdu…

Aynı şeyi Karpaz için de düşünürüm.

Gerçi bugünden bakıp, o günlerin şartlarını yargılamak her zaman doğru olmaz ama, Karpaz’daki Rumların da hiç bir kısıntıya tabi olmadan yaşamalarını sağlasaydık.

Karpaz’a yerleştirilen ve bir çoğu Rumca bilen Karadenizlilerle birlikte üretici konumda olabilselerdi. Karşılıklı etkileşimle belki de çok başka bir ortam olurdu.

Her neyse, Serdar Denktaş’ın sürpriz dediklerinden biri anlaşılan buydu.

Bir diğerinin de Maraş’ın açılması olduğu anlaşılıyor.

Benim göstergem, hükümet yanlısı derneklerin, bazı siyasilerin, hükümete yakın gazetecilerin yazdıkları…

Sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi, koro halinde Maraş’ın açılması gerektiğinden, getireceği faydalardan bahsetmeye başladılar.

Keşke bu da yıllar, yıllar önce yapılsaydı.

Aslında bir dönem yabancılara ‘gelin mallarınıza sahip çıkın’ dendi ama, tüm sahiplerine açılmadığı için onlar da uzak durdular.

Şimdi akıllardaki nedir bilmiyoruz.

Gerçek sahiplerine mi açılacak?

KKTC yönetimi altında mı açılacak, yoksa BM yönetiminde mi?

Ya da KKTC tarafından doğrudan iskana mı açılacak…

Aldığım izlenim ne yalan söyleyim, doğrudan iskana açılacağı yönünde.

İnşallah yanılırım…

Tüm sahilleri peşkeş çekip bitirdikten sonra, gözlerini Maraş’a diktilerse, vay halimize.

Maraş diğerlerine de benzemez.

Ta, Denktaş-Makarios görüşmelerinden beri masada olan bir konu.

Sonraki süreçlerde, gerçek sahiplerine verileceği bir şekilde zaten kabul edilmiş zaten.

Bu tartışmalı bölgeyi  “KKTC vatandaşlarına ya da Türkiye’den yatırımcıya açtım” demekle bitmez bu iş… Dönüşü kötü olur…

Sürprizlerin ikincisi de Maraş gibi gözüküyor.

Ama bunların sürpriz bir yanı yok. KKTC için, KKTC’de yaşayanlar için bir anlam ifade etmiyor.

Bunlar sadece dıştaki imajla ilgili kararlar.

Hiç biri de bir anlaşmanın yerini tutmaz.

Bıraktım anlaşmayı, beklentileri karşılamaz.

Onun için de sürpriz sayılmaz.

Gördüğüm kadarıyla, hükümet, vatandaşın derdini anlamış değildir.

Ben, eğitimden sağlığa, trafikten asayişe, vergi toplamadan ekonomiye, temizlikten çevreye devrim beklerim.

Varsa böyle bir plan, işte ona sürpriz derim.

Ama bu hükümetten değil.

Böyle bir beklenti de saflık olur zaten…


YERİN KULAĞI VAR

GİRNEYİ HALLETTİK, SIRA KARPAZ’DA:

Son birkaç yıl içerisinde Girne’nin geri dönülmez bir şekilde içine ettik ya, şimdi sıra Karpaz’da. Emirname değişikliği ile Karpaz’da tıpkı Girne gibi betona boğulacak. Şimdilik buna bölge halkı karar verecek deniyor ama, işin içine siyaset girdi mi, ipin ucu birkez kaçtı mı, tutmak zor oluyor. Hele de son günlerde bir siyasi partinin hiç de hoş olmayan, “Karpaz halkı kalkınmasın diye bilerek değişiklik yapılmıyor” söylemi, Karpaz’ın geleceğiyle ilgili kuşkuları daha da artırıyor…

 

E, YAPIN O ZAMAN:

Dünkü yazımızda yazmıştık, herşeyin suçlusu Tüzükler gösteriliyor diye. Sosyal medyada Girne’deki ses kirliliği konusunda bir tartışmaya dahil olduk. Eski bakanlar, eski müsteşarlar, yargıçlar… Tüzük yapmanın Meclis’le alakası olmadığını, Bakanlar Kurulu’nun yetkisinde olduğunu söylüyorlar ve “ellerini tutan mı var” diye soruyorlar. Evet, ellerini tutan var. Halk tabakası rahatsız oldu diye, işletmelerle papaz mı olsunlar. Dertleri kamu yararı değil ki…

 

PERFORMANS YÜZDE 16:

Havadis’in dünkü manşetinde, Türkiye’den para akışının durduğunun belgesi vardı. Yapılmayan projeler için ayrılan paraların geri döndüğünü biliyorduk da, bu bütçeyle ilgili. Ayrılan kaynağın sadece yüzde 16’sı serbest bırakılmış. Ne demişlerdi; “Biz bu işi yaparız”… Bizi değil ama, birilerini bir kez daha kandırdılar… Kananlara kapak olsun…

 

MEMLEKETİN HALİ:

Gardiyanlar Birliği Başkanı Salih Kayalı, cezaevindeki revirin bile koğuşa döndüğünü söyleyerek, şartlı tahliye unsuru ile hapishanenin sayısının azaltılmasının amaçlandığını ancak bunun da yeterli olmadığını, “8 kişi tahliye olurken, iki gün sonra 16 kişi olarak geri dönüyorlar” dedi. Bu açıklamaların üzerine yorum yapmaya bile gerek yok…

 

NELERLE UĞRAŞIYORUZ:

Çarşıda yaprak kımıldamıyor, doktorlar huzursuz, hastahanelerin geleceği Allaha emanet. Uyuşturucu, hırsızlık, yağma, talan aldı başını gidiyor. Yıllardır beklediğimiz tonlarca su, plansızlık yüzünden hergün göz göre göre denize akıp gidiyor. Ama biz, KKTC mi olsun, federasyon mu olsun, çözüm vizyonunu canlı mı tutalım yoksa, artık nokta mı koyalım, ilhak mı olsun, vilayete razı mı gelelim kısır tartışmaları içinde dövünüp duruyoruz. Sanki biri bize ne istediğimizi soracakmış gibi…

 

BEYANATLA  ARTMAZ: 

Hükümetin açıkladığı yeni asgari ücrete neredeyse sendikaların tümü karşı çıktı. 155 liralık artışın mevcut hayat şartlarına göre oldukça düşük olduğunu söyleyen sendikalar, peş peşe beyanat veriyorlar. İyi de bu işler beyanat vermekle olsaydı, bu ülkede çok şey değişirdi. Ama ne yazık ki bizde sendikacılık böyle, hele de konu özel sektör çalışanıysa patlat bir yaldızlı beyanat, görevini yapmanın huzuruyla otur oturduğun yerde…


ZİRVEDEKİLER

Göksel Saydam: “Sosyal Sigortaların 157 milyon 500 bin TL borcu bulunmaktadır. Yine devletin elektrik kurumuna olan borçları bu halka neden açıklanmamaktadır da insanlara ekonomide geliştiğimizi vurgulamaktadırlar. Yine hükümet KIB-TEK’in 129 Milyon kar yaptığının ve vergi ödediğinin altını çizmektedir, ama aynı günlerde KIB-TEK’in 52 milyon borcu bankalara ertelenmesi için hükümetin kefil girdiği basında yer aldı. Kimin doğru söylediğini bende bilmiyorum…”.

 

DİPTEKİLER

Defend Europe Baş Belası: Avrupa’nın aşırı sağ bir örgütlenmesi olan Defend Europe, mülteci gemilerini engellemek için gemi almış, o gemi de KKTC’ye gelmiş. Ne ilginçtir ki, yabancı kaynaklar aynı geminin, 20 Temmuz 2017’de Süveyş Kanalı’nda da tutuklandığını yazıyor. Sebep de aynı, mürettebat listesi yok. Ayrıca kaptanın ciddi bir suç geçmişinden ve geminin silahlandırılmış olduğundan da bahsediliyor. Zaten hayırlısı uğramaz ki buralara…