Köşe Yazarları

Sürgün diyarı ve mandıra

Namık Kemal adaya sürgün edildiğinde, Katırcı Yanni de buradaydı.

Bir yan kesici, hırsız, katil olan Katırcı Yanni, İzmir’de yol kesip insan kaldırıyor ve fidye istiyordu.
Sonuçta yakayı ele vermiş ve bu amansız katil Mağusa’ya sürgün yollanmıştı.
1870’li yıllardı.
Namık Kemal şöyle der:
“Vaktiyle İzmir’i kesip almış olan ve bununla beraber hemşerisi olan köylülere memurlarımızdan ziyade, hasenatı (iyiliği) dokunan meşhur Katırcı Yanni de burada.”

O sıralarda Kıbrıs’ta bulunan Amerikan Konsolosu Di Cesnola da anılarında Kara Yanni’den bahseder.
Aynı zamanda eski eser kaçakçısı olan Di Cesnola, bir gün Mağusa’da dolaşırken bu ünlü eşkıya Kara Yanni ile karşılaştığını söyler.

Diyeceğim,
Bu ada Kara Yanni’yi de uslandırmıştı.
Kıbrıs’ın ne ovalarında, ne dağlarında eşkıyalık beş para etmezdi.

Namık Kemal  “ambelipulya” kuşlarını çok sever, içkisine meze yapardı.
Herhalde Kara Yanni de ambelipulyalardan yemiş olmalıydı.
İzmir’i susa durduran bu eşkıya, Mağusa’da sessiz sedasız cezasını çekiyordu.

Ada gerçekten de bir sürgün adasıydı.
Di Cesnola şu notları düşer:
“Mağusa kalesi Türk imparatorluğunun en korkunç suçlularını barındırmaktadır. Bunların çoğu yaşam boyu hapse mahkum edilmişti. Ötekilerin ise ortalama 15 ile 25 yıl arasında değişen mahkumiyetleri vardır. Tümü de kuvvetli zincirlerle elleri kolları bağlı vaziyettedir.”

Babıali o dönemler adaya bu gözle bakardı.
Deniz aşırı küçük bir adayı hapishane olarak görürdü,
Namık Kemal gibiler için de ada sürgün yeriydi, Kara Yanniler için de.
Önemli olan Kıbrıs’tan alınacak vergilerdi.
Ada İngilizlere kiralanırken, aslında Babıali açısında değişen çok bir şey olmamıştı.
En azından vergi değil, kira alınacaktı.

Köprülerin altından o kadar sular aktı,
Eski zihniyetlerle yenileri arasında fark var mı?

İçte ve dışta yargı değişmedi.
Adayı sömürge olarak görenler de var,
Çöplük,
Açık hava hapishanesi,
Mandıra olarak görenler de var…

Hiç kimsenin rüyası da bu adada gerçekleşemedi.
Ne Enosis, Ne Taksim, ne bağımsızlık.
Arif Hoca çok işlemişti bu konuları.
Hiç kimse tutunamadı bu topraklarda diyordu.
Ne Lüzinyan, ne Venedik, ne Osmanlı, ne İngiliz…

Ne demişti Kutlu Adalı?
Akdeniz’in fahişesi…

Burada gözü olanların, bu sürtüğün hayatını iyi bilmesi gerekiyor…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı