Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sürecin düğümü, Garantiler Konusu’na geldik…

Hani derler ya, “düğüm tarağa geldi”, Kıbrıs konusunda yürüyen müzakere süreci de tam o noktada.

Daha önce görüşülen konular, bir şekilde eski düzlemde tartışıldı. Yönetim, güç paylaşımı, ekonomi, yargı, AB… Bunlarda da üstünde uzlaşıya varılmayan konular vardı ama, bir kenara not edildi. Tarafların tutumları, geçmiştekinden çok farklı olmadı…

Ama düğümün tarağa geldiği nokta, toprak, güvenlik ve garantiler konusu. Özellikle de, garantiler…

Çünkü Güney Kıbrıs bu süreçte garantiler konusunda tutum değişikliğine gitti. 1960 garanti sisteminin ortadan kaldırılmasını savunmaya başladı. Bu tutum ne Annan Planı’nda vardı, ne ondan önceki süreçlerde…

Annan Planı’nda, “mutatis mutandis” denilerek yuvarlanmıştı. Kelime anlamıyla, “duruma göre değişebilir” olan bu ifade, o dönem aynen kalması şeklinde yorumlanmıştı. Hatta adada kalacak asker sayısı bile, 1960’daki sayıya çekiliyordu. Referandumda buna “Evet” diyen Anastasiadis, şimdi garanti sistemini reddediyor ve tümüyle ortadan kaldırılmasını, yerine uluslararası bir garanti sistemi getirilmesini  istiyor…

Bu teze Türk tarafının yanıtı resmen açıklanmamış olsa bile Cumhurbaşkanı Akıncı’nın seçildikten hemen sonra yaptığı bir açıklamayı biliyoruz. Akıncı Mayıs 2015’de şöyle diyordu;

“Garantörlük Anlaşması uluslararası niteliğe sahip bir anlaşmadır ve ilgili taraflar Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafıdır… Tarafların birlikte onaylayacağı bir son şekil olmadıkça şu anki garanti sistemi devam eder. Dolayısıyla tek taraflı olarak Yunanistan’ın, ya da başka bir ülkenin ‘ben bunu değiştirdim böyle yapıyorum’ demesi mümkün değildir. Eğer uzlaşı olacaksa, bu dediğim tarafların uzlaşmasıyla yeni bir şekil verilebilir. Bu da şu an gündemin en sıcak konusu değildir kanaatindeyim”…

Bir süre sonra, “Kıbrıslı Türkler güvenliklerini Türkiye’nin garantörlüğünde görüyor” da diyen
Cumhurbaşkanı Akıncı, ardından sözlerine açıklık getirerek, Toprak, Güvenlik ve Garantiler konularının, tüm tarafların ve garantör ülkelerin katılımıyla çözülecek bir konu olduğunu vurgulamıştı.

Bir ara, Akıncı’nın masada, “Türkiye adanın Kuzey’ini garanti etsin” fikrini ortaya attığına dair  haberler çıkmış olsa da, bu tez resmen açıklanmadı.

İşte Kıbrıs müzakere sürecinde önümüzdeki dönem, bu sıcak gündem görüşülecek. Yani düğüm tarağa gelmiş durumda.

Önceki gün Türkiye’nin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı bu konuda bir analiz yayınladı. Orada  Türkiye’nin ya daTürk tarafının garantiler konusundaki temel hedefi şöyle vurgulanıyor;

“Kıbrıs Türk halkının bekasının ve güvenliğinin sağlaması, ikincisinin ise Türkiye’nin güvenliği açısından Ada’dan kaynaklanan karşı bir tehdit oluşturmasının önlenmesi ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesindeki hak ve çıkarlarının korunmasıdır”.

Analizde, Türk tarafının gelebileceği en son nokta da şöyle izah ediliyor; “Annan Planı’ndaki müktesebat, özü itibarıyla değişmemek kaydı ile birtakım küçük değişikliklerle birlikte uygulanabileceği  değerlendirilmektedir”.

Anadolu Ajansı’nın niteliği ortada, yarı resmi devlet kurumu. O halde analiz de, resmi bir ağız olarak değerlendirilmeli.  Benim anladığım, bugüne kadar ağır aksak devam eden görüşmelerde garantiler konusu ya büyük pazarlıklar için bir koz olacak, ya da süreci koparacak.

Türk tarafı, Eylül-Aralık arası Rumların hiç yanaşmadığı şekilde bir 5’li bir konferans toplanarak, toprak, güvenlik ve özellikle de garantilerin ele alınması çağrısı yapıyor. Bakalım göreceğiz.

Diplomaside her zaman beyazın beyaz, siyahın siyah olmadığını bilerek düşünmeye çalışsak da, eskilerin deyimiyle, tünelin ucunda ışık görmek pek de gerçekçi olmayacak…

 

YERİN KULAĞI VAR

NE OLACAK ŞİMDİ:

Anayasa Mahkemesinin Koordinasyon ofisiyle ilgili verdiği karar sevinç yaratırken, bundan sonra sürecin nasıl işleyeceği merak konusu oldu. Hükümet tümden destek verdiği anlaşmanın sadece itiraz edilen maddesini değiştirip, aynen kabul mü edecek yoksa, sokağın da sesine kulak verip, diğer itiraz konusu maddelerde de değişiklik yapmaya mı gidecek? Bunu öğrenmek için Meclis’in açılmasını bekleyeceğiz…

DEDİKODUYU SEVERİZ:

Türkiye’den sonra ülkemizde de FETÖ’cü avının başlayacDERYA KANBAY copyağı, hatta bunun ucunun bazı siyasilerle işadamlarına kadar uzanacağı sıkça yazılıp çiziliyor bu günlerde. Hatta Büyükelçi Kanbay’ın kendi içlerine yönelik, “ bazı görevden almalar olacak” sözünden yola çıkıp, bunun üzerine olmadık senaryolar yazanlar bile oldu. Evet, burada da FETÖ yapılanması olduğu, destek verenlerin bulunduğu da bir gerçek ama, kimse burada Türkiye’deki gibi bir cadı avının yaşanmasını beklemesin…

 

EMİRNAME TOPLANTISI 10 AĞUSTOS’TA:

Şehir Planlama Dairesi, geçtiğimiz günlerde halkın tepkisiyle yapılamayan Gine Emirname değişikliği toplantısını, 10 Ağustos 2016 Çarşamba günü, saat 10:30’da, Girne Amerikan Üniversitesi Spectrum Kongre Salonu’nda yapıyor. Katılımın yüksek olması bekleniyor. Girneliler ve duyarlı vatandaşlar Girne Vatandaş İnsiyatifi altında örgütleniyor. Diğer taraftan, Lapta’dan Esentepe’ye kadar olan bölgede kat izninin yükseltileceği haberi alanlar da boş durmamış, buldukları arsayı kapatmışlar. Şimdi rant daha büyük. Sonucu merakla bekliyoruz…

İKİYE KATLAMIŞIZ:

Kıbrıslı Rumların Ocak-Temmuz 2016 döneminde KKTC ve Türkiye’de yaptıkları kredi kartı harcamaları 6 milyon Euro iken, bizim Güney Kıbrıs’ta yaptığımız kredi kartı harcamaları 14 milyon Euro olmuş. Yani Rumların iki buçuk katı. Onlar bu paraları daha çok kumarhanelerde harcamış. Güneyde kumarhane de yok ama, harcamada biz onları katlamışız…

 

DÜŞENİN DOSTU OLMAZ:MESUT YIKICI copy

Yenierenköy Belediye Başkanı Yıkıcı’nın istifa nedenlerinden biri de, hükümetin yardımı konusuydu. Oysa hükümet, destek vereceği yerde, geli
r getirecek plajdan sonra elindeki araziyi de geri almış. Adam zaten geçmişten kalan borçları ödemekle uğraşırken, üç-beş kuruş ek gelir elde edeceği malı mülkü de elinden alırsanız, isitfa etmeyip de ne yapsın…

 

BİR BİR GİDİYORLAR:

Ciğerci Ahmet de yok artık… Nükteden kişiliği ile Kıbrıs Türkü’nün efsanelerinden biriyidi. Tanıdık, tanımadık, kadını erkeği, siyasetcisi, onun kalayını yemeyen yok sanırım ülkede. Hiç çirkinleşmedi, her sözünün altı dolu doluydu. Kara mizahın tek temsilcisiydi. Ve sonunda o da gitti. Siyasi hicivler onsuz hep eksik hep yarım kalacak…Mekanı Cennet olsun inşallah…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Kudret Özersay: “Şimdi kimse bu kararı yok saymaya ya da etrafından dolaşmaya kalkışmamalıdır. Bu karara ve gençlerin tepkisine rağmen koordinasyonda ısrar etmek, bu ülkenin insanlarının kendi kendini yönetmek ve kendi kimliğine sahip çıkmak konusundaki iradesine ve hukuk devletine, en hafifinden saygısızlık olur. Bu yamalı bohça hükümet de ‘ben yapamıyorum, illa birisi beni koordine etsin’ diyorsa, çekilsin bu toplumun önünden, bıraksın o görevleri…”.

 

 

DİPTEKİLER

Sınırlar Delik Deşik: AB Komisyonu’nun hazırladığı rapora göre, 2015 yılında Yeşil Hat’tan Güney Kıbrıs’a geçen kaçak göçmenlerin sayısı bin 290 olarak belirtiliyor. Kaçak ticaretin de, geçmiş yıllara göre aynı düzeylerde devam etmesinin endişe verici olduğu vurgulanıyor. KKTC’den Güney Kıbrıs’a kaçak ticaret vakalarında 2 bin 689 el koyma olayı yaşanırken, ilk ürün olarak tütün ürünleri başı çektmiş…