Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Süreç hemen planlanmalı

Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde gelinen aşamada yeni bir yöntem belirlenmesine ihtiyaç vardır.

Mevcut görüşme yöntemi ile elde edilecek azami ilerlemeler elde edlidi.

Garantilerle güvenlik ve toprak konuları hariç diğer dört konu başlığında taraflar sağlayabilecekleri azami ilerlemeyi sağladılar.

Bu arada anlaşamadıkları konuları not edip bunlarla ilgili köprü kurucu önerilerini de kayıt altına aldılar.

Şimdi yapılması gereken son safhaya geçmek üzere hızlı ve kararlı adımlar atılmasıdır.

Bu konuda da Birleşimiş Milletlere büyük bir görev ve sorumluluk düşmektedir.

BM müzakerelerde geriye kalan iki başlığın hızlı ve sağlıklı bir şekilde ele alınmasını sağlayacak bir planlama yapmalı, bunun için doğru bir zemin oluşturmalıdır.

Son iki başlığın Kıbrıs’ta ele alınması sağlıklı olmaz.

Müzakerelerde yapılan her konuşmanın, masaya konulan her önerinin anında sızdırıldığını düşünürsek, bu işin neden burada olamayacağı anlaşılır.

Toprak ve Güvenlikle garantiler konuları her iki tarafta da kamuoylarının çok hassas olduğu konulardır.

Ve bu iki hassas konu üzerinde çok spekülasyon yapılabilir.

Bu konular kullanılarak toplumlar yanlış bilgilendirilmek suretiyle müzakerelere büyük zarar verilebilir.

Bunun içindir ki bu konular belirlenecek hızlı bir görüşme takvimi içerisinde Kıbrıs dışında bir yerlerde ele alınmalıdır.

Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının hazır oldukları aşamada ise garantörlerin katılımı sağlanarak süreç sonlandırılmalıdır.

Müzakerelerde gelinen noktada ihtiyaç budur.

Bunu da planlayıp programlayacak olan Birlieşmiş Milletlerdir.

Müzakerelerde daha fazla zaman kaybına fırsat verilmeden bu yapılmalıdır.

Kıbrıs meselesinin çözümü için fırsat 2016 sonu itibarıyla kaybedilecektir.

Bu fırsat kaçırılmadan bugüne kadar yapılan çalışmalar da dikkate alınarak müzakerelerde yeni yöntem belirlenmelidir.

Yeni yöntem sürece yeni bir ivme kazandıracak ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anadtasiades arasında yapılan müzakerelerden bir sonuç alınıp alınamayacağı görülecektir.

Bir nevi test edilecektir.

Böylece durum netleşecektir.

Şu anda çözüm için bir şans olduğu konusunda ilgili taraflarda ağırlıklı bir görüş ve beklenti söz konusudur.

Bu şansın kullanılabilmesi sürecin bundan sonrasının nasıl planlanacağı ile bağlantılıdır.

Dediğim gibi süratle süreç programlanıp planlanmalıdır.

Bu arada her iki lider de bunun yapılması için Birleşimiş Milletlerden talepkar olmalı ve işbirliği içinde hareket etmelidir.

Gelinen aşamada her iki tarafta da niyet varsa doğru bir planlanma ile sonuç alınabilir.

Yoksa da yapılacak planlama ile bu ortaya çıkarılabilir.

Böyle bir durumda da artık herkes kendi yoluna gider.

Federal çözüm hayali de biter.

Bu işin daha fazla uzayıp gitmesine gerek yoktur.