Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Suçu davet eden biziz…

Bu memleket bu kadar mı sahipsizdir…

Adam 24 Temmuz’da giriş yapmış, 90 gün turist vizesi varmış, önüne geleni soymuş. Tesadüfen de yakalanmış…

Yakın geçmişte evi iki kez açılan ve bayağı soyulan, canı yanan biri olarak olaya vakıfız…

Polisin dediği şu, “Bunlar ekip halinde geliyorlar, soyup, gidiyorlar”…

Geçtiğimiz günlerde, Girne’de, limana yakın bir cafede otururken, gemiden inenleri görünce dehşete düştük…

Tek bir valizi, hatta ayağında ayakkabısı olmayan “turist”ler gördük…

Eğer devletsen, devlet olmanın gereğini yerine getirirsin kardeşim…

“Turistim” diyenin, turist olup olmadığına bakarsın. Üstünde para olup olmadığını sorarsın.

Bunu yapmak zul müdür..?

Yoksa, “sormamak” şeklinde yazılı olmayan bir kuralımız mı var..?

Öyleyse niye muhaceretin var..? Kaldır hepsini bitsin…

Baksanıza, adı uluslararası terör listesinde olan biri, Güney’e geçerken tutuklanmış. Peki KKTC’ye nasıl girmiş..? O listeler bizde yok mu..? Öyleyse vay halimize…

Potansiyel suçluyu gözünden anlayan, eğitimli personeli koyarsın oraya, DENETİM yaparsın…

Çalışma izni falan da hak getire…

90 gün turist vizesi. Oh ne ala… Bunlara 90 gün bile fazla. Bir kaç günde vurgunu vurup, gidiyorlar, sonra tekrar geliyorlar zaten…

Bu ırkçılık değil, bu ayırımcılık da değil. Bu, bir devletin kendi asayişini, kendi güvenliğini koruma mekanizması ve modern dünyanın gereği…

Bunları söyleyince, birileri de “Türkiye”yi işaret eder hemen. Onların da işine öyle gelir.

Hayır! Çok iyi biliyorum ki öyle değil…

Geçmişte bir çok Büyükelçi’nin, bu gibi olayların kendilerine de zarar verdiğini bilerek, özellikle denetim yapılmasını istediklerini kendi ağızlarından duydum. Şimdi de farklı olduğunu düşünmüyorum…

Şu son olay… “Ülkeyle bir bağlantısı olmadığı için”, kaçma olasılığı varmış, tutuklu yargılanacakmış. Sonra doğal olarak hapis cezası alacak, ağzına kadar dolu hapishaneye bir nüfus daha eklenecek. Toplumdaki rahatsızlık, huzursuzluk da cabası…

Burası bir avuç memleket…

Ama sanırım asayiş sorunlarında dünyayı geçmiş durumdayız…

Sebep..?

Kimse kusura bakmasın ama, bilerek ve isteyerek böyleyiz…

RAKAMA BAKIN

AB Komisyonu açıklamış.

Güney Kıbrıs’tan Kuzey’e geçen AB vatandaşlarının sayısı 2014’de 732 bin 856 iken, bu rakam 2015 yılında 491 bin 860’e düşmüş…

Yaklaşık olarak yarı yarıya…

İlk akla gelen, Güney’e giden AB vatandaşı turist sayısında düşüş olur herhalde. Ama rakamlar öyle demiyor. Geçen yıla göre Güney’e giden turist sayısı yüzde 12,7 artmış. Bizim de bu artışa paralel bir ziyaretçi artışı kabul etmemiz gerekirken, bu tarafa geçenler yüzde 50 oranında düşüyor…

Güney’deki caydırıcı tutumun etkisi vardır muhakkak. Baksanıza, Ercan’dan Türkiye’ye uçuşları yasaklamayı falan düşünüyorlar. Gelen turiste Kuzey’i göstermeye can atmadıkları da açık.

Ama bence turistlerin Kuzey’de aradıklarını bulamıyor olmaları da en az bu kadar etkilidir.

Günübirlik tur alanların büyük bir kısmı yaya olarak geçiyor… Peki geçtiklerinde kendilerini ne karşılıyor? Pisliğe mi gelsinler, bakımsızlığa mı? Kapısı kilitli eski eserlere mi? Sırf Ayasofya’yı görecekler diye, artık bir Kuzey Afrika ülkesi görünümü kazanan surlar içine tahammül mü etsinler?

Turizm Bakanlığı’nın bu işe kafa yorması gerek…

Hadi yüzüncü defa soralım; sahi ne olduydu o suriçi projesi..?


YERİN KULAĞI VAR

KARAR BUGÜN: Türkiye ile KKTC arasında imzalanan “Gençlik, Spor ve Koordinasyon Ofisi” anlaşması Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından, Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmişti. Ülkedeki birçok sivil toplum örgütü ve bazı siyasi partilerlerle birlikte özellikle de gençler, çeşitli eylemlerle anlaşmaya karşı çıkarak, iptal edilmesini istiyorlar. Mahkeme bugün bu anlaşmayla ilgili kararını açıklayacak. Eğer karar olumsuz olursa, meydanlar yine protestolara sahne olacak…

TOPLUMSAL ÖFKE: Toplum burnundan soluyor adeta. “Kültürüme dokunma” diyen gençler sokakta, uzun yıllardır toplanmayan kalabalıklarla haykırıyor… Hem siyasi, hem parasal rantın bir parçası olduğu belli olan Emirname değişikliği, Girnelileri çıldırtıyor. Yıllardır suya sabuna dokunmayan insanlar kıyameti koparıyor….  Her geçen gün gelir kaybı yaşayan insanlar, bir kaç milyonluk hibe ya da düşük faizli krediyle ekonomiyi düzelttiğini zanneden yönetime “saygılarını” sunuyor… Hırsızlık, tecavüz kol geziyor. Köylüler hemen her gün yol, su, hastane diye eylem yapıyor. Bu öfkeyi görmezden gelenler de dayattıkça dayatıyor. Ben bu öfkenin patlmasından korkuyorum. Çünkü ben bu halkı ilk kez böyle öfkeli görüyorum…

YAĞMA HASAN’IN BÖREĞİ: UBP- DP hükümeti, bir önceki hükümetin aldığı kararı bozarak, Erenköy Belediyesi’ne verilen sahili geri aldı. Peki hükümetin belediyeye verilen sahili geri alma nedeni ne, bilen var mı? Evet, tahmin ettiğiniz gibi, ya hatırlı bir partiliye veya yine hatırlı bir yatırımcıya verilecek. Onlar da yatırım adı altında 3-5 sene elinde tutup, arazi arayan zengin bir işadamına satacak. Olay bu kadar basit…

UYUMAYA DEVAM: Tatil modundan mı, yoksa sıcaklardan mı bilmem ama, tüm ülkeyi bir rehavet sardı. Hani önceki akşamki gençlerin düzenlediği REDDEDİYORUZ eylemi olmasaydı, uyumaya devam edecektik… Meclis kapalı, hükümet tatilde, yüzleri unutulmasın diye kabullerini reklam eden birkaç bakan da olmasa, ölü bir ülkeye dönüşeceğiz. Ama bu sessizlik sizi kandırmasın. Fırsatçılar boş durmuyorlar, saman altında su yürütmeyi sürdürüyorlar. Hazır millet sıcaktan mayışmışken, onlar işlerini görmeyi sürdürüyorlar…

CEK-CAK YERİNE YAPIN: Hükümetin, Gemikonağı Limanı’nın yeniden ekonomiye kazandırılacağı yönündeki açıklamaları bölge insanı tarafından inandırıcı bulunmamış. Kusura bakmasınlar ama, siyasilerin bugüne kadar söz verip de yapmadığı o kadar çok vaat var ki, artık insanlar bu vaatlere gülüp geçiyor. Onun için cek-cak’lar yerine önce yapın, sonra çıkıp “işte yaptık” deyin, o zaman sözünüzün bir kıymeti olur…

BİZE BİRŞEY OLMAZ: Kıbrıslı Rum Meteoroloji Servisi, sıcak dalgası nedeniyle “Sarı Uyarı” yayımlarken, bu sıcaklıkların büyük tehlike taşıdığına dikkat çekti… Bizde ise işçiler bu sıcağın altında ve sağlıksız koşullarda çalıştırılmaya devam ediliyor. Ha, bizim Meteoroloji Dairesi de yarın böyle bir açıklama yapabilir. Hani meşhur bir sözümüz var, “müslümanın aklı ya kaçarken, ya da…..”diye. Hem biz Türküz, bu sıcaklar bize ne yapar ki… 


ZİRVEDEKİLER: Mehmet Çağlar: ” Aslında ‘statüko’ dediğimiz şey… bizim şu anda ülkemizde karşı karşıya kaldığımız sorunlardan kurtulmak için, sistem içerisinde ürettiğimiz mantıktır… En iyi ihtimalle, hataları düzeltmemize ve onları stabil hale getirmemize yarar! Kıbrıs’ın Kuzeyindeki sistemi yeterince anladık, şimdi onu değiştirmemiz lazım”…

DİPTEKİLER: DİKO: Ercan Havalimanı’ndan seyahatler konusuna yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunan DİKO Basın Sözcüsü Athos Andoniadis, Ercan Havalimanı üzerinden KKTC’ye gelip Güney Kıbrıs’a geçen Rumlara, Kıbrıslı Türklere ve üçüncü ülke vatandaşlarına cezai yaptırım uygulanması çağrısında bulundu…