Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Su üzerinden çok tehlikeli oyun

Teknik bir açıklaması vardır elbette…

“Geçitköy Barajı ve pompa istasyonu arasındaki bakım- onarım çalışmaları ve son denetimler nedeniyle barajda su boşaltma işlemleri yapılıyor. Bu teknik bir çalışmadır…”
Konuyu anladınız…
Geçitköy Barajı’ndan bahsediyorum.
Barajdaki su, 3- 4 gündür dereye, dereden de denize boşaltılıyor.
Güzelyalı Pompa İstasyonu’nun bulunduğu bölgede, deniz alanı tamamen çamur…
Dereden gelen su nedeniyle.
Sadece dereden mi?
Pompa istasyonundaki suyun da denize verildiği iddiası var.
Peki bu “politik bir hamle mi?”
Böyle bakılınca, “politik bir hamle görünüyor…”
Ancak, teknik bir açıklaması yok mu?
Var…
Esra Aygın, dün TC Devlet Su İşleri Kıbrıs Proje Müdürü Birol Çınar ile görüştü.
Esra sordu:
– Barajın kapakları neden açıldı?
Birol Çınar yanıt verdi:
– Su geldikten sonra gerek pompa istasyonu olsun, gerek arıtma tesisi veya baraj olsun, belli performans testleri yapılması gerekiyor. Bunların bir kısmı tamamlandı. Bir kısmı devam ediyor. Barajda dışarıdan göremeyeceğiniz vanalar ve tüneller var. Bunların sızdırmazlık testlerinin yapılması gerekiyor. Şu anda baraj içerisindeki 450 metre uzunluğundaki tünelin sızdırmazlık enjeksiyonu için su seviyesi aşağıya çekiliyor. Bu işlem bir hafta-on gün içerisinde sona erecek.
Teknik açıklaması bu.
Peki bu olayın “siyasi mesaj içerdiği” tartışmaları aldı yürüdü.
Haliyle  merak ettik:
“Suyun denize geri akıtılmasında su yönetiminde yaşanan krizin etki var mı?”
Birol Çınar bunu kabul etmiyor elbette…
“Bu konu netlik kazansa iyi olur” diyor, şunu da ekliyor:
“Biz 1 Ekim’den bu yana Türkiye’den buraya su veren vanaları hiç kapatmadık. Su 7/24 buraya geliyor. Vanayı açtığımız günden bu yana vana 1 saat bile kapatılmadı. Dediğim gibi, tamamıyla teknik testler için zaman zaman baraja su veriyoruz, zaman zaman arıtymaya, zaman zaman da pompa istasyonuna… Zaman zaman da su seviyesini aşağıya çekmek için denize veriyoruz. Bu işlemler tamamen teknik testlerle ilgili, işletme ile ilgili yaşanan tartışmalarla ilgili değil.”
Kısacası, bunun da teknik bir açıklaması var…
Hal böyle…
Teknik açıklaması da böyle…
Ama olay nereye gidiyor?
İşte o kısım tartışmalı…

“Ne paranı ne suyunu…”
Geçmişte ve halen Türkiye’ye yönelik, “Ne paranı ne memurunu” tepkisi var.
Şimdi buna “su” da ekleniyor…
Çünkü, işin “teknik” kısmına bakılmaksızın yapılan yorumlar ortada…
Her kapalı kapının ardından atrtışılan konu su…
Belediyelere yönelik Türkiye Cumhuriyeti kaynağının durduğu belirtiliyor.
Gerçek şu ki, su yatırımı ile ilgili kaynak verilmiyor.
Ama daha dün onaylanan belediye projeleri var.
Yönetimle ilgili tartışmalar “o kadar cevapsız” ki.
Teknik açıklama da kimseyi tatmin etmiyor.
Maalesef, ciddi bir yatırım, politik zeminde tartışılarak, yazık ediliyor…

Daha fazla uzamamalı
BESKİ kuruldu…
Anayasa da…
Belediyeler Yasası da suyun belediyeler olmadan yönetilmesine cevaz vermiyor.
Ancak, ortak bir formül bulunamadığı için konu neredeyse Türkiye’de KKTC, KKTC’de ise TC karşıtlığı temelinde tartışılmaya başlandı.
Liderler böyle zamanlar için gerekli.
Mehmet Ali Talat, kabinede değil…
Hüseyin Özürgün kabinede değil…
Başbakan neden susuyor…
Sanki liderler aradan çekildi, belediye başkanları da Türkiye ile de değil, buradaki yetkilileri ile kavga ediyor.
Kocaman bir ayıba doğru gidiliyor.
Kıbrıslılar bu suyu kullanmak istiyor…
Ödeyerek kullanmak istiyor…
Türkiye de yatırımını tamamladı…
Yönetilmesini istiyor.
Bugünden itibaren yapılacak tüm tartışmalar “ayıp” olur artık.
Bu hükümeti Kıbrıs sorunu değil, “su” ayıracak…
Bitirecek…
Göreceğiz…

////////ayrı karede////////////

Yazık değil mi?
Havadis Gazetesi’ne yapılan ihbar aynen şöyle:
– Teknik olarak Türkiye kanadında vanayı kapatmak mümkün değil. Askılı sistemin dağılmaması için deniz geçişindeki boruların dolu olması gerekiyor. Bu basınç önemli. Su Güzelyalı Pompa İstasyonu’na pompalanıyor. Ancak oradaki hazne doldu. Baraja da su verilmiyor. Bu nedenle, hem barajdaki su, hem de Güzelyalı Pompa İstasyonu’ndaki su denize dökülüyor.
Dün, Bertuğ Topal ile gittik, gördük.
Barajın kapağı açıldı.
Su Geçitköy’ü takip ederek, Güzelyalı Pompa İstasyonu’nun yanından denize dökülüyor.
Deniz üstü resmen çamurlu su…
Anlayamadığım şü…
Tamam…
Baraj kapaklarının “teknik olarak” açılması gerekiyor…
Neden onbinlerce ton su denize akıtılıyor ki…
Neden derenin önü kapanarak, arazilerin içerisinden geçen dereye verilmiyor da denize?
Gözümle gördüm…
Resmen içim yandı…
Olmayan bir şeyin israfı…
Geldi ama yok…
Şu anda, toplumun “işlemin siyasi olmadığına” inanma ihtiyacı var.
Bilerek ya da bilmeyerek, konu TC- KKTC ayrımına geldi bile…
Gelin görün ki, hükümet derin uyukuda…
BESKİ var ama yok…
Özerk Su Kurumu var ama yok…
Herkes karnından konuşuyor…
Kapalı kapılar ardında başka, resmiyette başka, toplum başka…
Sürece yazık ediliyor…
Hem de çok yazık…

/////ayrı karede/////

Herkes işkembeden konuşuyor
Maalesef, “resmi açıklama” olmadığı için, herkes işkembeden konuşuyor.
Deredeki su denize akıyor ya…
Ki keşke dere aracılığı ile tarlalara verilseydi…
“Türkiye önce parayı şimdi de suyu kesti” diye konuşan konuşana…
Ama konuşana değil, konuşturana da kızmak gerek.
Herkesin bol bol işkembeden attığı bir dönemde…
Su konusu da “siyaset yapmak” isteyenlere malzeme oldu.
Umarım bir an önce konu netleşir ve tartışmalar da biter…
Dün gittik, gözümüzle gördük, teknik bilgi de aldık…
Teknik olarak açıklamalar son derece mantıklı…
Ancak, kamuoyuna yeterli açıklamalar yapılmadığı için, herkes bilgi sahibi değil, ama fikir sahibi oldu…
Böylesi önemli bir proje dahi, işkembeden konuşuluyor…
Dediğim gibi…
Vallahi de billahi de, tillahi de bu projeye yazık ediliyor…