Namık Kemal 1873 yılında Kıbrıs’a sürgün edilir.
O tarihlerde Mağusa harap haldedir.
Ünlü şair bu eski Lüzinyan ve Venedik kentini hiç sevmez.
Bir mektubunda kentte insanı bunaltan sinekleri hakkında şöyle der:
“Şimdi şu yazıyı yazarken vücudumu yoklasalar üzerinde lâ-akal otuz kadar sivri sineğin yarası bulunur…”
…
Osmanlı ülkeyi o hale getirmişti ki, adayı bir sürgün adası olarak elinde tutuyor,
Hiçbir imar çalışması yapmıyor, topladığı vergilerden yararlanıyordu.
Eğer hayırsever varlıklı paşalar olmasaydı, su kemerleri ve çeşmeler bile yapılmayacaktı.
Belli ki başı sıkıştığında adayı birilerine verecekti.
Para karşılığında.
Nitekim sonuç da öyle olmuştu.
…
Vali Cafer Paşa’nın Mağusa’ya VI. yüzyılda taşıdığı su yolları Namık Kemal döneminde işlevsiz hale gelmişti.
Kalekentin içindeki çeşmelerden de su akmıyordu.
Mağusa’nın kendi suyu ise berbattı ki Namık Kemal bu suyu şâb’a benzetmişti.
Suların kötü durumunu şair bunu şöyle anlatır:
“Evvel ağızdaki acılığı def için rakı üzerine su içiyorduk; şimdi bi’l’akis su üzerine rakı içiyoruz.”
…
Doğrusu şimdi de durum pek farklı değildir.
Su çeşmeden alınsa, su üzerine rakı içilir ancak.
…
Fakat güneş aynı güzellikte batıyor, deniz aynı şekilde nazlı nazlı kendi şarkısını söylüyordu.
Böyle havalarda Namık Kemal Cambulat Tabyasının üzerine çıkar balık ve rakı muhabbeti yapardı.
Hatta bu muhabbetler yüzünden hakkında olmadık dedikodular bile çıkarılmıştı.
Zaten dedikodu Kıbrıslının en vazgeçilmez haberleşme aracıydı ki, şimdi onca iletişim olanaklarına rağmen bu durumun hala hükmünü sürdüğünü söylemek mümkündür.
…
Namık Kemal’in Mağusa’yı sevmemesi normaldi o dönemler.
…
Artık hasta yatağına düşen Osmanlı, çıkış yolu aramaktaydı.
Rus korkusu da kabus gibi basınca, ilk aklına gelen yer Kıbrıs olmuştu.
Namık Kemal adada 3 yıl kadar kalmış, ardından da ada İngilizlere kiralanmıştı.
Sonrası malum.
…
1974’ten beri Maraş’ın elde tutulması, bu kadim politikayı çağrıştırıyor.
…
Bu durumda herhangi birinin “ben gelirsem Maraş’ı açacağım” demesine Maraş sınırında devriyeye çıkan çavuşlar bile güler.
































