Köşe Yazarları

Şu toprak konusu


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafında, “toprak ve garantiler konusunda yeterli esnekliği göstermemekle” suçlanıyor.

Öyle ya.

Kıbrıs Türk tarafının esas hassas olduğu noktalar.

Toprak “yeniden göç” demek.

Garantiler ise, kuzeydeki çoğunluğun üzerinde hassas olduğu bir konu.

Göçten de ziyade, kısa tarihimizde yaşananlar var.

Üzerinde en fazla empati yapmamız gereken cümle, “Türkiye’nin garantisi olmadan çözüm olmaz” yaklaşımı.

Dönelim toprak konusuna.

Liderler, 7- 11 Kasım tarihleri arasında İsviçre’de olacak.

Cenevre henüz netleştirilmedi.

Türk müzakere heyetinin toprak konusunda “Türkiye” hassasiyeti var.

KKTC kamuoyunun toıprak konusunda ikna edilebilmesi için en etkin yol, “Türkiye’nin de onay vermesi.

Sinirlioğlu nereden çıktı?

İşte bu noktada sorulması gereken konu şu:

“Politis Gazetesi, durup dururken, Feridun Sinirliği da İsviçre’de olacak iddiasını neden ortaya attı?”

Müzakere masasında “Sinirlioğlu” ismi konuşulmadı ama.

Mustafa Akıncı ve heyetinin, “Garantörlerin de İsviçre zirvesinde olması, ancak müzakere masasında yer almaması” önerisi var.

Liderler toprak görüşürken, Türk ve Yunan temsilciler de garantileri görüşecek.

Gerekirse…

 “Danışman” olarak da garantörlerden görüş istenecek.

Peki bir soru daha soralım mı?

Soralım…

“Mustafa Akıncı gibi bir lider, neden Türkiye temsilcisi ister masada?”

Cevap basit aslında.

KKTC kamuoyunun rahatlaması için.

Akıncı tek başına gidecek, toprak görüşecek ve ortaya çıkan haritayı da KKTC kamuoyu onaylayacak.

Akıncı istedi…

Tekrar edeyim…

“Türkiye’den bir yetkilinin de İsviçre’de olmasını” Türk müzakere heyeti istedi.

Akını bu konuda Türkiye Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan ile konuştu.

“Sinirlioğlu” ismi de bu görüşmede ortaya çıktı.

Bir soru daha var ama…

“Neden Sinirlioğlu?”

Cevabı basit aslında.

Kıbrıs sorununun ivme kazandığı Annan Planı dönemi ve sonrası, aslında AK Parti’nin iktidar dönemine denk gelir.

Bu sürede de Kıbrıs ile ilgilenen “yegane” isim Feridun Sinirlioğlu…

Hani o “evet” ve “bir adım önde olma politikası” vardı ya hep Ak Parti’nin…

Bu yolu çizen dışişleri bürokratı da o…

Akıncı gönül rahatlığı ile Sinirlioğlu’nu istedi.

Zira, çözüme destek veren ve çözümün yanında duran bir isim Sinirlioğlu…

Rum müzakere heyeti bölündü…

Ancak…

Rum müzakere heyetinde ise iki görüş var…

“İsviçre’de toprak görüşürken garantörler olmasın…”

Diğer görüş de…

“Evet, Türk ve Yunan yetkililerinin olması, bizi rahatlatır.

Müzakereci Mavroyannis, ilk görüşü benimsiyor ve “sadece liderler” diyor…

Anastasiades ise, bunun psikolojik olarak Akıncı’yı rahatlatacağını ve “toprak” görüşürken, daha esnek davranabileceğini kavradı.

Mavroyannis ve Anastasiades arasındaki görüş ayrılıklarını bir yenisi daha eklenirken, çözüm sürecinde bu hiç de hoş bir durum değil.

Türkiye Aralık’a kadar

Unutmayalım ki…

Türkiye güçlü bir destek verdiğini söylüyor.

Ancak bir şey daha söylüyor Türkiye…

Akıncı- Anastasides arasında ipler koparsa…

Aralık’a kadar referandum süreci açılmazsa…

Türkiye o güçlü desteği vermeye devam etmeyecek.

O zaman ortaya çıkacak yeni senaryoyu tahmin etmek bile istemiyorum…

Yunanistan ve Türkiye görüşüyor

Unutmadan…

Ne derseniz deyin…

Türkiye ve Yunanistan “garantörlük” konusunu görüşüyor…

Toprak konusuna da bulaşmaları, “psikolojik” bir atak.

O da Kıbrıs Türkleri için.

Olmadı…

Sayın Akıncı İsviçre’ye giderken, yanında Dışişleri Bakanı tahin Ertuğruloğlu’nu götürür…

Olur…

Hem olur…

Hem de biter…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı