Köşe Yazarları

Şu 9’uncu sınıf meselesi


Çağdaş eğitim paradigmalarında “yönlendirme sistemi” denilen bir uygulama vardır. Bu yönlendirme sistemi genellikle çocukların ilgi, istek ve yetenekleri üzerine kurulur ve öğretim programları bunun üzerine şekillenir.

Aslında 2009 öncesi bizim ülkemizde de buna benzer denemeler yapılmış ve eksiklikleri olmasına rağmen büyük oranda başarıya ulaşılmıştı. Çocuklar 6, 7, 8’inci sınıflarda “Tanıtım ve Yönlendirme Dersi”nde mesleklerle tanıştırılırdı. 7 ve 8’inci sınıfta Akademik Sınıf uygulaması vardı. 8’inci sınıf bitince isteyen öğrenci 9’uncu sınıfta meslek liselerine gidebilirdi. Ortaokuldaki akademik sınıfları tamamlayan ise 8’inci sınıf sonunda yapılan ve çoktan seçmeli(test) OLMAYAN “Yönlendirme Sınavı” ile ÖSS, IGCSE, A Level eğitiminin verildiği okullara giderlerdi. Bu yönlendirme sınavı daha çok beceriye göre şekillenirdi ve çocuklar 9’uncu sınıfta istediği, sevdiği ve becerebildiği bir bölümde eğitimini sürdürme imkanı vardı.
Ancak 2009’da iktidara gelen UBP, hiçbir akademik ve bilimsel gerekçe göstermeden, tamamen siyasi kararlarla hem ortaokuldaki Akademik Sınıfları kaldırdı hem de “Yönlendirme Sınavı”nı amacından çarptırarak “yerleştirme sınavı” diye çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir sıralama sınavı ile bazı çocukları seçerek Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi’ne gönderdi. Geriye kalan bütün çocuklar tüm liselerin 9’uncu sınıfına gitti. 9’uncu sınıfta çocukların ilgi, istek ve yetenekleri dikkate alınmadan bütün çocuklar aynı programı takip etti ve 2009’dan sonra her yıl sistemin yaratıcıları tarafından “başarısız” diye tanımlanan yüzlerce çocuk için bütünleme sınavlarının bütünlemeleri yapıldı. Bu yıl da 2 bin civarında öğrenci ek bütünleme sınavına girecek. Bu ülkede çağ nüfusu 3 bin 5 yüz civarındadır. Çağ nüfusunun yarıdan fazlası ek bütünleme sınavına girecek. Bunların büyük bir çoğunluğu da 9’uncu sınıf öğrencisi olduğu biliniyor.
Siz tüm çocukları ilgisine, yeteneğine, isteğine, becerisine bakmaksızın bütün dersleri okutursanız olacağı budur. Eminim bu çocuklar arasında çok başarılı olmuş çocuklar vardır ancak sistem dolayısı ile başarısız ilan edilmişlerdir. Yani siz berber olacak çocukla, üniversitede biyomedikal okumak isteyen çocuğa ayni dersleri okutursanız ve ikisinin de ayni derslerden başarılı olmasını beklerseniz, size söylenebilecek tek şey vardır: “Eğitim bilimi ile ilginiz alakanız yoktur”.
Sayın Milli Eğitim Bakanı Arabacıoğlu’na tavsiyem, 2009 öncesinde bu ülkede eğitimde neler olduğunu da bir incelesin. İyilerinden yararlansın. Akademik ve bilimsel akılla konulara bakarak karar versin.
Aslında dünyada çağdaş eğitim paradigmalarının temelleri bellidir. Ana fikir hemen hemen her ülkede aynidir. Sadece ülkelerin kendi nesnel koşulları dikkate alınır ve ona göre eğitim sistemleri oluşturulur.
Dolayısı ile Arabacıoğlu eğer reform hükümeti olduğunu iddia eden CTP-DP hükümetinin bir bakanı olarak eğitimde reform iddiasında ise, katılımcı bir anlayışla eğitimi yeniden şekillendirmesi gerekiyor. 2009’dan sonra eğitimde kaostan başka bir şey yaratmayan UBP hükümetinin kalıntıları ve bıraktıkları ile yola devam edecekse, eğitimde reformu nasıl gerçekleştirecek? Onu da bir açıklarsa sevineceğiz!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı