Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

STRATEJİ Mİ, TAKTİK Mİ

Dün RadyoHavadis’te, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, Alman ve Rus Dışişleri Bakanları’nın Kıbrıs ziyaretlerinde takındığı tutumu konuştuk.
Önce, daha bu gelişmeler yaşanmamışken, bundan 12 gün önce Cumhurbaşkanı’nın, Cumhuriyet Bayramı haftasında yaptığı konuşmalara dikkat çekmiş ve Güney Kıbrıs liderliğine yönelik hayal kırıklığı içinde olduğuna vurgu yapmıştım. Örneğin bizim askeri bölgelerde kayıp kazılarına izin vermemiz karşılığında, bir GSM konusunda bile yasa değişikliğine gidilmemesinden şikayet etmiş, pembe tablolar çizemeyeceğini de itiraf etmiş; hatta en önemlisi bu müzakere sürecinin son olabileceği, sonuç alınmazsa, yolların ayrılacağı imalarında bulunmuştu. 
Ben de bu konuşmaların bütününe bakarak, “Peki Mayıs’tan önce referandum hedefi, hangi temele dayanıyor” demiştim.
Şimdi öncelikle, Alman Büyükelçi, son on yılın teamülü olarak Sayın Akıncı’yı Cumhurbaşkanlığı’nda ziyaret eti. Ardından, ara bölgede verilecek resepsiyonda kriz çıktı.
Cumhurbaşkanı resepsiyona “Toplum lideri” sıfatı ile davet edildi.
Bundan önce de böyleydi ve Denktaş’la Eroğlu bu nedenle bu tür davetlere katılmazlardı.
Şimdi Rus Dışişleri Bakanı’nın ziyareti söz konusu oldu.
Bu kez de Lavrov, Akıncı’yı makamında ziyaret etmek yerine, ara bölgede görüşmeyi teklif etti.
Akıncı bunu da reddetti.
Dün gelen haberlere göre, Rus kanadı, Akıncı ile görüşmekten vazgeçtiğini açıkladı.
Programda bunları tartıştık.
Ben, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tutumunu onayladığımı söyledim.
Ancak yanlış anlaşılmasın, herhangi bir kahramanlık gösterisi olarak falan değil. Sayın Akıncı’nın öyle bir tavır içine girmeyeceğini biliyorum.
Belki böyle bir olasılık, göreve gelmesinden önce Mustafa Akıncı’ya sorulmuş olsaydı, “gidilmelidir” diyeceğini tahmin ederim. Hatta bundan eminim. Birçok gerekçe sayacak ve ne olursa olsun görüşülmesi gerektiğini savunacaktı.
Ancak bugün bazılarını çok şaşırtsa da, Sayın Akıncı, sert bir çıkış yaptı. Bence de doğrusunu yaptı.
Bunu, kendisini eleştiren tabana şirin görünme adına yaptığı iddialarının da gerçeği yansıttığını düşünmüyorum.
Sonuçta yeni bir durum ve sırada ABD ve Çin Dışişleri Bakanlarının ziyaretleri var.
Eğer gerçek anlamda Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasını istiyorlarsa, her iki tarafla da görüşmek için gereğini yaparlar.
Dahası, olası bir anlaşmayla ortaya çıkacak durumda kendilerine yer edinme niyetleri varsa, yine bizimle doğru düzlemlerde diyalog içine girmek zorundalar.
Onların bizim, bizim de onların ne düşündüğünü öğrenmemiz, karşılıklı olarak her iki taraf için de önemli.
Yalnız, dileyelim ki, Sayın Akıncı’nın tutumu, bir stratejinin sonucu olsun.
Tek bir dönemlik, tepkisel, taktik bir hareket olmasın.

YERİN KULAĞI VAR
YA OLMAZSA:
Müzakere masasında yaşanan olumlu hava, anavatanlarla birlikte dünyada oluşan beklenti çözüm yönünde umutları artırıyor artırmasına da, ola ki masadan yine bir çözüm çıkmazsa ne olacak. Bunu konuşan yok. Yoksa Akıncı’nın 15 Kasım konuşmasında dediği gibi, KKTC’nin güçlendirilmesi için düğmeye mi basılacak, bilen yok. Annan Planında da, “Evet” dersek neler vaat etmişlerdi hatırlayın. Sonra hepsi fos çıktı. Bence, ne olacağımızı önceden bilmekte fayda var diye düşünüyorum… 

EVET’E DÖNERLER Mİ:
Score Endeksi araştırmasına göre, Kıbrıs Rum toplumunda kadınların ve 18-35 yaş arası genç nüfusun, olası  bir çözüme daha az hazır oldukları tespit edilmiş. Kıbrıs Türk toplumunda genel olarak uzlaşma eğiliminin ve olası bir referandumda “evet” oyu kullanma eğiliminin 2013-2014 yıllarına kıyasla giderek azaldığı da araştırmada ortaya çıkmış. Bence sonuç sürpriz değil. Sonuçta 2014’deki gibi %65’lik bir evet çıkmayabilir ama, yine de bizde “evet” çıkması daha yakın ihtimal. Sorun Rumların %75’lik “hayırının” nasıl “evet’e” çevrileceğinde…

MOTİVE EDER Mİ:
Türkiye’nin yeni kabinesinde, yeniden Dışişleri Bakanlığı görevine gelen ve özellikle AB çevrelerinin yakından tanıdığı Mevlüt Çavuşoğlu, önceki gün Cumhurbaşkanlığında yapılan ortak açıklamada önemli bir şey söyledi. Çavuşoğlu, önce Cumhurbaşkanı Akıncı ve heyetinin samimiyetini vurguladı, ardından da, “Rum tarafından da daha önce görmediğimiz şekilde  yapıcı bir yaklaşım görüyoruz” dedi. Dahası, Anastasiadis ve AKEL lideri Kiprianu ile olan şahsi dostluklarına da dikkat çekti. Bu tur müzakerelerin de son bir şans olduğunu ifade etti. İyi bir yaklaşımdı. Umarız politikaları “Türkiye’yi sürekli olarak suçlama” olan birilerini de motive eder…

TMK BAŞVURU SÜRESİ UZATILIYOR:
Bilmiyorduk, meğer Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvurusu süresi 21 Aralık 2015'de doluyormuş. Hükümet oturmuş,  "TMK’nın kısa süreli kısıtlı sayıda başvuranın  tazmin edilmesine yönelik etkisiz bir iç hukuk yolu olduğu yolunda   sürdürülen iddiaları” ortadan kaldırmak amacıyla, süreyi 21 Aralık 2017'ye kadar uzatmış. Zamanında gerekli görülen politik bir kararla başlatılan ve içinden çıkılamaz hale gelen bir uygulama. İnşallah hükümet başvurular konusunda da titizlik gösterir. Defalarca yazdığımız gibi, birilerinin bu işten fena halde köşe olduğu iddiaları var…

BAKAN DA ŞİKAYETÇİ:
Son 3 günde trafiğe tam 4 can verdik. Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da, ülkemizdeki yolların ciddi şekilde güvenlikten yoksun olduğunu söylüyorsa, bu konuyu oturup iki kere düşünmek gerekir. Sadece Ulaştırma Bakanı’nın değil tüm yönetenlerin üzerine gitmesi gereken bir konu. Yeni yol mu yaparlar, hataları mı düzeltirler bilemem ama, biran önce bu soruna ciddi ciddi kafa yormaları gerekir… 

DUYAN YOK:
Yıllardır pek sık olmasa da, Beşparmak dağlarında yaratılan yıkımı okuyoruz gazetelerde. Yasaların gereği gibi uygulanmaması nedeniyle, dağlar yok oluyor. Özellikle uçaktan bakıldığında tahribatın ne denli büyük olduğunu çok net görüyorsunuz. Havadis gazetesinden Ceren Özbil, bu vahşeti bir kez daha gözler önüne serdi, belki ilgililer duyar diye. Umut var mı derseniz, benim yok…

 

ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı:
Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanlarının adayı ziyeretlerinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı makamında ziyaret etmelerine rağmen, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un yeşil hatta görüşme teklifi diplomatik teamüllere aykırı bulunarak, Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından reddedildi. “Görüşseydi ne olurdu” diyenlere bakmayın siz, bence Akıncı doğru olanı yaptı…

DİPTEKİLER
Sorumsuz İşletmeler: Hüseyin Ekmekçi, yola mıcır döken şöförün peşine düştü ve mağdurların dava açması için isim de verdi. Kesinlikle peşi bırakılmamalı. Ancak kazaların çoğu sadece sürücü hatası değil. Sol trafiği bilmeyen, yeterli deneyime sahip olmayan sürücüleri ticari araçlara oturtan,  bundan da önemlisi, bakımsız, dökülen araçlara yük ve insan taşıtan şirketler de suça ortak. Baksanıza, yoldaki çukura düşüp, damperi açılan bir kamyondan bahsediyoruz. Ölümcül bir ihmal var. Dava açılacaksa,  o kamyonun bağlı olduğu işletmelere de açılmalı…